“Zaten Sinirli Üzerine Gitmeyelim”

"Zaten Sinirli Üzerine Gitmeyelim"

   Sizinle bir gözlemimi ve bu gözlemle ilgili varsayımlarımı paylaşmak istiyorum. Hata yapan insanların kendilerine sinirlendiği zamanlarda diğer insanlar ona pek bulaşmazlar, üzerine gitmezler. O sinir yine o kişinin kendine bir ceza görülür fakat bunun altında şu yatar; ‘kendimi ancak ben cezalandırabilirim’ Bunun farklı bir söyleyiş biçimine şöyle dersek yanlış bir iş yapmış olmayız; ‘başkalarının beni cezalandırmasından korkuyorum’ İnsanlar bunu istedikleri için sinirli, mutsuz ve asabi insanlarla diyalog kurmaktan kaçınırlar. Zaten o kişi de bunu istiyordur. Sinirli bir hal korkakça bir haldir aslında. Yanlış yaptığımızın farkına vardığımızda başka insanların, bizi cezalandırmalarından korktuğumuz için sinirlenir ve panik yaparız. Fakat bu korku ve panik bizi tekrar hatalar yapmaya sevk eder. Korkarak yaşamak bu yüzden sorumluluk kabul eden bir yaşayış biçimi değildir. Yine bu yüzdendir yaşamı kabul edemeyiş, korkakça yaşama devam edip asalakça davranmak. O ünlü sözde de denildiği gibi ”sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez.” Çünkü sorgulamak yaşamı kabullenip sağlam ve dik durmayı sağlar fakat dik durmak aslında bir hayli korkutucudur. Dik durmak görünür olmak demektir. Diğer insanlar dik durmayana, görünür olmayana zaten saldırmayacaktır. İşte bu korku ve paniğin arkasına saklanmak görünmemeyi ve saldırılara kapalı olmayı getirir. Korku görünmez bir zırhtır tıpkı zenginlerin yoksul ve mütevazı bir hayat yaşamasına benzer. Kimse onların nasıl zengin olduğunu sorgulamayacaktır. Etrafa yardımlar yaparlarsa onlardan iyisi yoktur üstelik. Buna aslında görünmez bir sus payı denilebilir. Daha da fenası bu görünenler bize işaret eder ki zengin bir insanın zengin olduğunu kabul edemeyecek kadar aciz olduğudur. Güçlünün evet ben güçlüyüm diyememesi işte bu korkaklığın bir ürünüdür. Güçlü olduğumuzu söylersek bizimle savaşmak isterler çünkü güçlüyü yenen ondan daha güçlü demektir. Buradan da anlaşılacaktır ki tüm varlıklar güçlü olmak için çabalarlar. Sanırım bunu bazen vererek bazen de alarak yapıyoruz.

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları