Zamanı hissetmek: Hisler evreni

Kendinize bir bardak çay koyun ve onu için. Tek hedefiniz o çayı yudum yudum içmek ve tadını almak olsun. Başka hiçbir şey düşünmeyin, başka hiçbir şey düşünmeyin, başka hiçbir şeye odaklanmayın. Bir bardak çayı, bir bardak çay olduğu için değil, bir bardak çayın tadını hissetmek için yudumlayın. Göreceksiniz ki asıl “çay içmek” eylemi gerçek bir eylem haline gelecek. Bu “çay içmek” sadece ufak bir örnek.

“Bir bardak çayı, bir bardak çay olduğu için değil, bir bardak çayın tadını hissetmek için yudumlayın.”

Yolda yürürken, duşta yıkanırken ya da kafamızı kaşırken kaç kere bunun farkında oluyoruz? Bunlardan kaçını hissederek yapıyoruz? Zamanın durmak bilmediği ve sürekli aktığı yaşamda, zamanın yavaşladığını hissedip yaptığımız eyleme odaklanıp kaçının farkında oluyoruz? Acısıyla, zevkiyle…

“Zamanın durmak bilmediği ve sürekli aktığı yaşamda, zamanın yavaşladığını hissedip, yaptığımız eyleme odaklanıp kaçının farkında oluyoruz?”

Zamanı yavaşlatalım. Gözümü birkaç dakikalığına kapatalım ve yavaş yavaş nefes alalım. Aldığımız her nefeste, nefesimizi dinleyelim. Gözümüzü kapattığımız zaman, zamanın yavaşladığını; açtığımız zaman, zamanın hızlandığını hissedeceğiz. Yavaşlayan zaman, yaşamın bize sunduğu zamandan daha farklı olacak. Kendi yaşantımızda ilerleyen zamanın, yaşantımızda hissettiğimiz zamana ait bir evresine geçeceğiz ve o zaman dilimini kullanacağız. Zaman, o evrende bizim için yavaşlayacak fakat aslında zaman akışında bir değişim olmayacak . Bunun asıl sebebi, kendi evrenimizde hislerimize dair kullanmadığımız zamanın biçiminin; hislerimizle olan bağlantının, gerçekliğe ait olan zamandan aynı akış içinde fakat farklı bir biçimde olması. Hislerimizin evreninde sahip olduğumuz zaman, gerçeklikle örtüşen zamanla aynı akışta. Fakat, hislerimizin evreninde yaşadığımız zamanın duygularımıza verdiği yoğunluk ve fırsattan dolayı; hislerimizdeki zaman akıcılığı, hislerimiz ölçüsünde hissettiriyor. Zaman asla değişmiyor, değişen sadece zamanın değişebilirliğinin hissiyatı oluyor. Akıp giden zamanda duyduğumuz yoğun duygular; akan zamanın yavaşlamasının hissiyatını, hislerin evreninde bize tattırıyor. Hissetmek, gerçek zamanın  mükemmelliğini hissettirmek için hislerimiz üzerine gerçek zamanda mümkün olmayan yanılsama bir zaman dilimi yaratıyor. Bu zamanı hissetmeye ne dersiniz?

“Hissetmek, gerçek zamanın mükemmelliğini hissettirmek için hislerimiz üzerine gerçek zamanda mümkün olmayan yanılsama bir zaman dilimi yaratıyor.” 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum

  1. İyi bir yazar olduğunuz kadar, iyi bir okuyucu olduğunuzu yorumunuzla göstermişsiniz. Odaklanmakta sorun yaşadığınızı yazınızdan tahmin etmiştim. Bu özelliğinizin size içsel gelişim sağladığı fikrindeyim. Karışık zihnin, gelişmekte olan yapının aracı olduğunu düşünüyorum. Gelişimin tamamlanması sonrasında gelen yüksek odak seviyesi bu yazımı daha anlaşılır kılıyor. Zamanı hissedebilen insanlar, gelişim sürecini tamamlamış insanlar oluyor. Bunun bir döngü niteliğinde olduğunu düşünüyorum.
    Duygu ve düşüncelerinizi benimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

  2. Gerçekten dediğiniz şeylere sonuna kadar katılıyorum. Beynimizin içinde susturamadığımız bir çok düşünce o an yaptığımız bir eylemi aslında nötrleştiriyor. Çay örneği basit ama anlaşılır bir örnek olmuş. Kolaylıkla odaklanmakta zorlanan birisi olarak bu yazınızı çok beğendim