Bize dokunmayan cellat bin yaşasın!

   İçimde titreşen ve sönmek üzere olan son iyilik ateşi de bu düşünce bulutuyla kayboldu. Erdem ve ahlak bize dayatılan kurallar bütününden başka neydi? İyi insan olma modeli toplumun ayakta kalabilmesi için oluşturulmuş emirlerden ve kodlamalardan başka bir şey değildi. Adalet sistemi para gücüne sahip olanları korumaktan başka neye yarıyordu. Hayat bir ayakta kalma yarışı ve güçlünün güçsüzü lime lime parçalamasından oluşan iğrenç bir şovdur. Bütün o toplumsal zırvalıklarınız, kurallarınız, terazisi çoktan bozulmuş adalet sisteminiz, ekonomik düzenininiz ve mide bulandıran güç gösterileriniz bitmek bilmiyor. İnsan et ve kemikten oluşmasaydı hiç bir yaptırımınız olmayacaktı. Hiç bir şeyi zorla ve korkuyla yaptıramayacaktınız. Hala o minik mağaralarınızda durumunuza şükredip düzene uymaya mı çalışıyorsunuz? Kendi parçanız olan doğmuş ve henüz doğmamış çocuklarınızdan hiç mi utanmıyorsunuz? İnsanları dört duvarlarla tehdit eden ve haksızlığa karşı ses çıkaranın düşünce suçlusu olarak nitelendirilip özgürlüğünü elinden alan yapıyı desteklemenizdeki sebeb nedir? Evet hepimiz böceğiz. O kadar korkutulmuşuz ki, o kadar sindirilmişiz ki elimizden gelen tek şey fısıltıyla adaletin var olduğuna dair birbirimize telkinlerde bulunmak. Hizmetkarlarımız cellat elbisesini çoktan giymiş. Hala bu çürümüş düzende iyi insan olma çabalarımız var. O kadar samimiyetsiz ki bu çabalar. Hamam böcekleri gibi ışıktan korkup kaçıyoruz. Sonra karanlık izbe yuvalarımızda erdemden ve adaletten bahsediyoruz. Alan belli çalan belli. Ölen belli öldüren belli. Katilin elindeki kana hayran olmuşuz. Nerede o iyiden, doğrudan, haklıdan, haksızdan, adaletten, haktan, helalden ve erdemden bahseden palyaçolar. 

Komşunuzun çığlıkları hafızanızdan silindi mi? Kendi tok midelerinizin üzerinde rahat yayılırken unuttunuz mu açlığın ve sefaletin insanı çılgına çeviren yaptırımlarını ve zorluklarını? Gasp edilmiş haklardan oluşan birikimlerinizle rahat mısınız? Nasıl gidiyor konformizmin zirvesinde sürdürdüğünüz hayatlarınız? Size dokunmayan yılanlar üreyecek ve içinden çıkılmaz bir hal alacak. Artık size dokunmaması imkansız hale gelecek o unuttuğunuz yılanların. İnsanca yaşamaktan bahseden soytarıların cepleri şangırdamaya başladı çoktan. Sessizlik ve görmezden gelmek suç değil değil mi? Ne kadar da temizsiniz gözlerinizi devirirken ateşe bakmamak için. Ne kadar da masumsunuz yolunda gitmeyen durumlara karşı umursamaz tavırlarınızla. Bir kurtarıcı beklerken ne kadar da mazlumsunuz. İnançlarınız kabul etmeye baş eğmeye o kadar yöneltmiş ki sizleri, gözleriniz görüyor, kulaklarınız duyuyor, zihinleriniz muhakeme edebiliyor fakat yapılması gerekeni yapmak için komut bekliyorsunuz. Bir emir, bir dış etken, bir kurtarıcı, bir yol gösterici bekliyorsunuz. Beklediğiniz kurtarıcı gelmeyecek. Siz birbirinizin etini yerken ve susuzluğunuzu birbirinizin kanını içip giderirken kendi oluşturduğunuz bozuk düzeninizin kurbanları haline geleceksiniz. Yaklaşmakta olan hayatta kalma yarışıdır. Yaklaşmakta olan kaosun başlamasıyla kontrol edilemeyecek hale gelecek bilinçsiz kitlelerdir. Unutmayın size dokunmayan yılanların artık milyonlarca yavrusu oldu. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.