Yemek İçin Yaşamak mı, Yaşamak İçin Yemek mi?

Dengeli, besleyici ve zevkli bir yeme düzenine sahip olmak, yemek ve yaşam arasındaki dengeyi kurmak için büyük önem taşıyor. Sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmenin yolu peki nasıl olur? 

Yemek İçin Yaşamak mı, Yaşamak İçin Yemek mi?

Üzüntümüz ile Yemek Yan Yana

“Yaşamak için yemek mi, yemek için yaşamak mı” sorusu yaşamımızın ikilemlerinden biridir. Dünyaya gelip annesinin memesiyle tanışan bebeğin yaşamla kurduğu ilk ilişki yemek ve doymaktır. O andan itibaren yaşamak için yemek yemeye devam etmek zorundadır. Fakat yemek yemek sadece fizyolojik olarak besin sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ruh dünyamızı da besliyor. Yani hem fiziksel hem de ruhsal gereksinimlerimiz bizi yemeye yönlendiriyor.

Kısacası sevinçle, üzüntüyle, kederle ve mutlulukla yan yanadır yemek yemek. Mutsuz olduğumuzda yemeden içmeden kesilir, mutlu olduğumuzda da ziyafet sofraları kurmak isteriz; canımız sıkıldığında veya bunaldığımızda en iyi arkadaşımız olur yemek yemek.

Duygularımızı Tatmin Etmek İçin Yemek

Yemek bütün toplumların kültürlerini, inançlarını, yani yaşayışlarını yansıtır. “Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”  sözünde doğruluk payı çok büyüktür; çünkü yemek düşüncelerin, duyguların ifadesi ve hayatın olmazsa olmazıdır.

Yemeği, duygularımızdan ayrıldığında, sağlıklı bir hayat sürmek için bazı yiyecekleri yememiz gerekiyor. Fakat yalnızca yaşamak için yemek yemek, yani yemek yemenin duygusal tatminini yok saymak, hayatla yemek arasındaki denge bozuluyor. Çünkü yemek arabaya yakıt koymak gibi bir fiziksel enerji kaynağı değildir. Yemek aynı zamanda hayatımızı daha keyifli ve stressiz hale getirerek mutluluğumuzu destekleyen duygusal bir ihtiyaçtır.

Yemek İçin Yaşamak mı, Yaşamak İçin Yemek mi?

Fakat burada dengeyi iyi korumak gerekir. Yemek için yaşamak, yemeyi beslenmeden çok daha fazla bir şey olarak görmek, mutluluk, yaşam tarzı ya da duygusal tatmin ile ilişkilendirmek, diğer bir deyişle yemeyi yaşamın anlamı haline getirmek çok fazla yemeye yol açabilir. Birçok ideal kilosunun üzerindeki insanın düştüğü hata da tam olarak budur. Yemek kısa sürede duyguları kontrol etmeye, kaygıyı ve stresi azaltmaya yardımcı olabilir ama bu döngü içinde sürekli yemek çoğunlukla pişmanlık ve suçlulukla sonuçlanır. Günümüzün en büyük problemlerinden biri de bu süreci kısırdöngüye çevirmektir.

Duyguları tatmin etmek için devamlı yemek yemek isteriz. Bunu da çoğunlukla içimizdeki duygusal açlığı, yani ilgi, sevgi ve beğenilmeye duyduğunuz açlığı bastırıp içsel huzurumuza kavuşmak için yaparız. Fakat depresyon, yas gibi yoğun duyguların hâkim olduğu durumlarda yeme isteği de tamamen kaybolur.

Yemek İçin Yaşamak mı, Yaşamak İçin Yemek mi_

Dengeli Yeme ile Yaşamda Denge Sağlamak

Hayat ile yemek arasındaki denge dengeli, besleyici ve zevkli bir yeme düzenine sahip olmak, diğer bir söyleyişle “Yemek için yaşamak” ile “Yaşamak için yemek” ikileminin bir yönünde kalmadan hayat ile yemek arasında bir denge sağlamak, sağlıklı ve mutlu bir hayat için önem taşıyor. Doğru yeme alışkanlığının başlangıcını, kalori hesabı yapmadan, fakat öte yandan da ruhsal tatmin sebebiyle yemenin dürtüseliğine kapılmadan hem keyif verici hem besleyici ve tatmin edici bir yeme düzeni oluşturuyor. Bu dengenin formülü, doğal açlık uyarılarımızı doğru ve dikkatli bir biçimde dinlemek ve fizyolojik olarak yemek yememiz gerektiğinde, psikolojik olarak da bizi memnun edecek sağlıklı yiyecek seçimleriyle yemeğin tadını çıkarmak. Kalori hesabı yaparak, tatsız tuzsuz yiyecekler ile kendimizi kısıtlamadan, fakat hiç sınırsız ve hesapsız olmamak koşuluyla sevdiğimiz yiyeceklerden oluşan dengeli ve düzenli öğünlerle hayat ile yemek arasında sağlıklı ilişki kurmuş oluruz.

Kendinizi iyi dinleyin ve ihtiyaçlarınızı buna göre belirleyin. Yemek yemek bizim temel ihtiyacımız olabilir. Fakat gün içinde yediğimiz her şey bizim temel ihtiyacımız değildir. 

Rapor Et

blogger

Yazar: gramafoniğnesi

'Çünkü sadece gramafon iğnesi müziğe gerçek anlamda dokunabilir.''
23 yıldır okumanın, tefekkür etmenin ve yazmanın peşinde...
Toz tutmuş filmleri ve gramafonla tanışmış şarkıları sever.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları