Dil Yâresi

Dil Yâresi

Dil, bazen söze gelir acı söyler…

Dil, bazen öğle bir durumda olur ki, adeta düğümlenir…

Dil, bazen kan kusar…

Dil, bazen bir acıyı dile getirir…

O acı, bazen ölüm olur… Kaza olur; bela olur…

O acı, ama hiç olmasaydı iyi olurdu dediğimiz, işsizlik olur…

Bu işsizlik, içinden çıkılmaz bir sıkıntı olur…

Bu sıkıntılar, bıkkınlık olur, ümitsizlik olur…

*  *  *  *  *

Ama, en kötüsü de insanın kendisine yapabileceği en büyük ihanet olur.

Bazen kötülük hayata küsmek olur.

Yaşamla ilişkisini kesmek olur.

Ama, en içinden çıkılmaz olanı ise, intihar olur.

Bu intiharlar, bazen 20, bazen 30’undaki bir insanoğlunu hayattan alır.

Dil, işte bazen hayatın umutsuzluklarını anlatır.

Bazen bağırıp, çağırmak isteyen, ama bu isteklerini yapamayanlara da acı dersler verir. Bu dil yâresidir. Bu dil’in insana yaptığı bir oyundur.

Aşkı, varlığa getiren dildir. Dildir, insanın yârine bülbül gibi şakımasına neden olan. Dil tatlandırılırsa, yılanı bile deliğinden çıkarır.

*  *  *  *  *

İşsizliğin dile getirilmesi, bazen gazete manşetlerinde olur.

Öyle ki, umudunu, gücünü, enerjisini yitirmiş bir insanın intiharını dile getiren bir lâf dizeleri, daha bir ağır gelir.

Neden diye sorarsın kendine? Neden bir insan yaşamak varken; ölümü tercih etsin? Acaba, öyle uzaktan maval okumak kolay mıdır? Nedir, bu insanları umutsuzluğa sürükleyen?

*  *  *  *  *

Halbuki, insanlar arasındaki acıyı, sevgiyi, gururu, kederi, kıvancı yine birbirlerine ulaştıran dil değil midir?

Dil, neden kan kusar? Neden insanın iç konuşmalarında vesveselerine yenilmesine izin verir?

*  *  *  *  *

Keremin Aslıya aşkını ileten dildir. Bu dil ki, insana neler söyletir. Aşktır dili coşturan, olgunluğa ulaştıran.

Dil, insanın insanı hayatta bir kere değil bin kere öldürebileceği tek silahtır.

Dil, ümitsizlik tefsir ettiğinde, kelimeler biraz daha soğuktur. Dil bu be, aşkı, sevgiyi, sevilmeyi öğütlemiştir.

*  *  *  *  *

Dil, toplumlar arasındaki kültürün bir nesilden diğer bir nesile aktarım aracıdır. Dil, ahlâk ve faziletin, örf ve âdetlerin elçisidir. Bu dil, kültürler arası toplumsal değer yargılarını da diğer uygarlıklara aktarır.

Dil, bir ülkede bir devletin kabul görmüş topraklarında, vatandaşlarının, sosyoloji, felsefe, siyaset, hukuk, din, vb alanlarındaki paylaşımlarının ve birikimlerinin sese dönüşmüş hâlidir.

*  *  *  *  *

Bu dil, demokrasiden bahseder…

Bu dil, hukuktan bahseder…

Bu dil, insan haklarından bahseder…

Ahh, bu dil ahde vefanın olduğunu dışarıya ses olarak bildirir…

Dil, eşitlikten, özgürlükten bahseder…

Dil, ortak fikirleri de yansıtır…

Bu yüce dil, insanların daha güzel bir dünya kuracaklarını diğerlerine, uzaktakilere de duyurur…

Dil, öyle adâlıdır ki, hitap ettiği kesimleri hipnotize eder.

Siyaset ve demokrasi dersi verir…

Kuru ve boş yalanlar vaat eder…

Bu dil, insana “Ahh dilim tutulsaydı da o lâfı etmeseydim”i söyletir.

*  *  *  *  *

Dil, edebiyattan bahseder, kültürlerin çok çeşitliliğinden bahseder.

Sosyolojik ve ekonomik tespitleri dil ile yaparız.

İnsandır, dilini ısırır; aman kötü bir lâf sarf etmeyeyim, aman karşımdakini kırmayayım…

Dil tartıp, ölçüp, hesaplayıp, sonra düşünceyi ifşa etmektir.

Dilin insana ettiği ile insanın dil’e ettiği de bir değildir.

O dil ki, insanı vezir eder; padişah eder. O dil âdemoğlunu hâtip eder.

Ya insanoğlu ne eder?

İnsan olmanın en büyük erdemi ve ayrıcalığı olan düşünmenin, zikirin, kafayı yormanın, bir tasavvuru olan dilin söze gelen hâlini tarumar eder, iğdiş eder.

Anlamsızlığa gark eder.

Ve, dil, her zaman sevincin, başarının, kazancın habercisi değildir ya!

Kimi zaman da dil, kelimelerin, cümlelerin, duyguların kifâyetsiz kaldığı tabloların şahitliğini de yapar.

Dil bu, kan kusar…

Dil bu, sevgiyi ve aşkı vücuda getirir…

Ama, en kötüsü de nedir bilir misiniz; ihtiyacınız olduğunda ketum kesilir.

Rapor Et

kooplogger

Yazar: Erhan Salman

Ben, ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ mezunuyum...

Yıllardır çeşitli mecralarda, dilimiz döndüğü kadar bir şeyler karalamaya çabalayan biriyim...

Yazma sevdasına ilk önce politikadergisi.com sitesinde başladım, sonra sırasıyla radikal blog ve milliyet blog mecralarında sürdürdüm...

Hâlen milliyet blog mecrasında yazmaya devam etmekteyim...

Elimden geldiği ve dilim döndüğü ve kalemim yazmaya devam ettiği sürece, siz kooplog ailesi ile paydaş olmaya devam edeceğim...

Yazma serüvenimde bana paydaş/yaren olmanız dileğiyle,

Esen kalın...

İlk YazımBlog Yazarı

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları