Yazarak Tedavi Olduğum Dönem

Sadece mutlu insanlar mı yazar ? Keyfi şahane, hayatı düzende, dur ben zamanımı yazarak değerlendireyim. Böyle mi? 

Düşünüyorum da benimde mutlu olduğum  zamanlarda aklıma geliyordu ilk başlarda, hiç işim yoktu, bir derdim yoktu, keyfim gıcırdı. Zamanla yerini alan kötü günlerin üzerimde bıraktığı yoğun duygular, ağır; umutsuzluğa sürükleyen, başka insanların mutluluğunu seyredip hayal kuran, içine kapanık, derdini kime anlatsa aynı tepkiyi alan bir kişi yaptı. 

O zamanlarda,tek derdim: çabucak işin içinden çıkmak ve daha güçlü olmak olsada, işin içinden çıkmam zaman aldı. Daha güçlü olmak ise “evet” oldu. Yani “bir insanın 1 yılda karakteri bu kadar değişebilir mi ?” dedirtti bana. Yani ondan önceki yıla göre konuşuyorum. Bu zorlu süreç dört ay civarı sürdü. Bir insan için yetiyor. Öncesinde zaten yazmaya hevesi olan ben, yazıyordum ama hep boş zamanlarımda, yazmak için zaman ayırdığım çok nadir olurdu. O zor zamanlarda, bu kötü günlerin geçmesi için zamana ihtiyacım olduğunun elbette farkındaydım. Ayrıca bu dönemimde durumumdan sevdiklerimde habersizdi.  Haberleri olsalarda zaten bi faydaları olmuyordu. Zaman yavaş yavaş geçiyordu desem olmaz. Zaman hızlı hızlı geçip gidiyordu. Modundan kopan ben ise yazmak istedim. Aldım A4 kağıtlarımdan, kırmızı renkli tükenmez kalemimide aldım. Üstelik olmazsa olmazım olan çayımı aldım. Hava bulutlu, ev sessiz başladım yazmaya, ne yazıyorum peki ? 

“Hayalim olan hayatı basitçe, kafamda kurduğum bir dünyada yaşıyorum. Daha doğrusu ben yazarım, karakterlerime yaşatıyorum. Benim hayatımın bu kötü zamanları, onlar için eğlenerek geçsin, zamanlarını vakitlerini iyi değerlendirerek geçsin istiyor ve aynen bu şekilde yaşatıyorum o dünyayı. Arada zorluklar veriyorum, yine ben onlara, o zorluklardan çıkaracak sevdiklerini veriyorum ve sonunda mutlu olmalarını sağlıyorum. İyi bir yazarım öyle değil mi ? “

Bu dönemlerde yazdıklarım beni mutlu ediyor ve bazen gözlerimi dolduruyordu. Zaman ise dediğim gibi çok hızlı geçiyordu benim için. Aklıma geldikçe yazdım, sürekli devam ettim, onları bekletmek istemedim. Günler geçti aradan. Eskisinden daha iyiydim. Yazma gereği duymamıştım. Artık başka işlerimde vardı meşgul olduğum. Ama geriye dönüp yine de  şöyle bir baktığımda, sayfalarca yazı, her sayfada ayrı bir hikaye, ayrı bir kurgu görmüştüm. Hepsinin tek ortak özelliği: “Psikolojisi bozuk, hayatı ölü gibi yaşayan bir kişi tarafından” yazılmış olmasıydı. 

yazar

Yazar: CANER

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum