Ropdöşambır, Hulusi Kentmen ve Özentilik

Ropdöşambır, bu kelimeye denk geldiğim zaman hafızamda direkt olarak fabrikatör zengin baba rolü neredeyse üzerine yapışmış olan Yeşilçam’ın usta isimlerinden Hulusi Kentmen’in bir silüeti oluşuyor. Bu eşleşmeyi zihnimde o kadar net şekilde konumlandırmışım ki, olur da laf arası konu ropdöşambıra gelirse ve kelimeyi hatırlamazsam direkt olarak ortamda bulunan arkadaşlara “Yahu hani Hulusi Kentmen giyiyordu ya. Neydi kıyafetin adı” diye hatırlatma presi uygularım.

Şansa ortamda yer alanların içerisinde Yeşilçam meraklısı birileri varsa şak diye kelimeyi buluruz. He yoksa öyle biri yapılacak şey basit telefonu çıkart, Google’a gir, ve Hulusi Kentmen’in sabahlığı yaz ve sonucu bul. 

Bu adımları en başta arayışa düştüğüm sırada da yapabilirdim ama muhabbet ortamında çalmadığı sürece telefon çıkartmak inanın zul geliyor. Her neyse bu kısmı çok uzattık. Ropdöşambırımıza geri dönelim. Kendimi hazır hissettiğim zaman hemen gidip şöyle iyisinden şıkır şıkır parlayan ipek kumaşlı bir tane edineceğime şüphem yok. Ve ondan sonra her pazar günü büyük bir keyifle önce sabah duşumu alıp sonrasında tertemiz bir şekilde ropdöşambırımın içerisine gireceğim. Böylesi şatafatlı bir kıyafeti elbette temizlenmeden giymek olmaz. Güzelce karnımı doyurduktan sonra salondaki berjere bacak bacak üstüne atarak kurulacağım. Bir yandan kahvemi hüpletirken diğer yandan da o an ki ruh halime göre bir şarkı açacağım. 

Nasıl plan ama? Tam bir özenti şovu değil mi? Eğer cevabınız evet ise inanın hiç umurumda değil. 

Nasılsa sosyal hayatımızda gerçekleştirdiğimiz tüm eylemlerimiz bir yerlerden görüp “özenerek” yaptığımız şeyler değil midir? Efendim bence öyledir. O yüzden işi kusturma seviyesine getirmeyip eşyayla özdeşlemiş kişinin hayatını kopyalamaya çalışmadıkları müddetçe bu tarz eylemler de bulunanlara karşı son derece saygılıyım. Ama tek başıma benim saygı duymam bir şey ifade etmez. 

Herkesin böyle yapması gerek diye düşünüyorum. Tekrarlamak gerekirse; kişi, saplantı derecesinde olmadığı biri gibi hareket etmeye çalışmıyorsa bir yerlerden gördüğü şeylerden etkilenip o yönde eylemlerde bulunabilir. Ve bu onun en doğal hakkıdır. 

Bu hakkını kullanması o kişinin ayıplanmasına, aşağılanmasına ve hatta küfürlere muhatap olmasına sebep olmamalıdır. Şöyle çevreme bakıyorum da inanın bu mevzudan muzdarip olan o kadar çok kişi var ki…

İnsanlar sevdikleri şeyleri aşikar bir biçimde yapmakta zorluk yaşıyorlar. Nasıl oldu da bu duruma geldik bilmiyorum ama bir an evvel bu virüsten kurtulmamız gerekiyor. Kaç doz gerekiyorsa artık vurulalım gitsin.

Bu bahsettiğim kişilerden birisi de ne yazık ki benim. Yapmakta son derece özgür olduğum işlerle alakalı gelebilecek anti yorumlara karşı vurdumduymaz birisi olmama rağmen ister istemez geriliyorum. Sebebi ise çok açık; yorgunluk.

Mesela şu an bu durumu test etmek için Instagram hikayemde öyle çok popülaritesi olmayan veya toplumun çoğunluğu tarafından benimsenmeyen bir grupla özdeşleşmiş bir şarkı paylaşayım desem var ya… Dünyanın en rezil insanı benmişim gibi bi dolu ıvır zıvır yoruma maruz kalacağıma adım gibi eminim. Cevap verip konuyu kapayabilirim. Ama uğraştığıma değecek mi? Hiç sanmıyorum.

Arkadaşlar eğer siz de böyle şeyler yapıyorsanız lütfen insanları yormayın. Salın gitsin. Kafanızı şöyle bir kaldırın insanların yüzüne bakın, zaten herkes büyük bir buhranın içerisinde ve bu hallerinden inanın hiç memnun değiller. Yapmak istedikleri tek şey basit eğlenceler bularak kafalarını boşaltmak ve rahatlamak. İnsanlar rahatlamak istiyor. Siyasetten, ekonomiden uzaklaşıp ruhlarına iyi gelen şeyler yapmak istiyorlar. Bunu onlara çok görmeyin. Bırakınız insanlar ne istiyorlarsa yapsınlar ne istiyorlarsa yesinler içsinler ve dahi ropdöşambır giyinsinler. Siz o kişi veya kişilerle benzer zevklere sahip olmayabilirsiniz. Hoş böyle bir mecburiyetiniz de zaten yok. Yapmayın böyle şeyler. Lütfen.

Bir hatırlatma ile kapatalım. Bakın arkadaşlar, insanların zevklerine karşı bu olumsuz yaklaşımınız devam ettiği müddetçe gerçekleşecek tek şey dünyaya gelmeniz de büyük emeği olan kişi veya kişilerin “sol” kulaklarının çokça çınlamasına sebep olacaksınız.

 

 

 

 

okur

Yazar: Vito Scaletta

A ship in harbor is safe, but that is not what ships are built for.

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.