Varım Öyleyse Yok Oluyorum

Varım Öyleyse Yok Oluyorum

Var yahut yok. Her varın bir yoku vardır. Zira bir zamanlar var olmuş her şey bir zaman sonra yok olmağa mahkumdur. Var olmak üzerine haddinden fazla söz söylendi bana yer kalmadığının inan farkındayım. Zaten benim gayem varoluşa yeni bir boyut kazandırmak değil. Benim derdim varoluşum da değil bilakis nasıl yok olacağım ilgim dahilinde benim. Çünkü ben var olmanın mutlak tanımını yaptım var olmak eşittir sıkıntı demektir. Tepeden tırnağa bir sıkıntıdır varoluş, günlük rutinler, memnuniyetlerine benliklerin paspas edildiği patronlar, yetişilmesi gereken seferler, kaçan uçaklar, yanan tiyatro biletleri, böbreği satışa çıkartmadan geçen bir yıl daha hepsi sıkıntı işte bunların. Bu sıkıntılardan hiçbirini çekmedim henüz.

Varım Öyleyse Yok Oluyorum

Bugüne kadarki en büyük sıkıntım 3.evresinde saptanan Hodgkindi. Dörtte üçü kitleyle kaplı bir bedenle çıktığım bu yolda metastaz olmuştum ve 3 4 yıl kadardır da temizdim. Birkaç kitle onlarca kemoterapi ve radyoterapi seansı bitirememişti işimi. Oysa şu an gündelik hayatın meşgaleleri nakavt etmek üzereydi beni. Ben yok olmanın eşiğindeydim. En başında demiştim var olan her şey yok olmaya mahkumdur diye. Bu kural beni de es geçmiyordu neyse ki. Bir de hatırla şunu demiştim; varoluş eşittir sıkıntı. İşte beni yok eden şey aslında varoluşum,beni yok eden bu zorlukların ötesinde varoluşum. Descartes güzel söylemiş düşünüyorum öyleyse varım diye bense şunu diyorum düşünüyorum öyleyse varım ve varlığım bi sıkıntı. O halde ben son sürat yok oluyorum. Sadede gelirsek üstadım Descartes, ben diyorum ki; varım öyleyse yok oluyorum…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?