elinde balon tutan astronot ve kadın

Ustaya Saygı Kuşağı

Yeşilçam klasiklerinden bahsedelim biraz. Genç kadının nazlı hallerinden oyalı mendillerinden hülyalı bakışlarından naifliğinden genç oğlanınsa cesaretinden aman vermez sevgisinden aşkı uğruna yapabileceklerinden. Hatırlayın Yeşilçam’ın kötü karakterlerini senaryonun klasikliğini. Ya geçim derdi ya ailevi sebepler ya da muhakkak arabozan 3. bir tekil şahıs vardı . Peki bu kadar klasik bi senaryoda ne bizi çekiyordu. Hala neden izliyoruz. Ya da neden anıyoruz.
Sevmeyi ve sevilmeyi nakış gibi işlediklerinden olsa gerek. O samimiyeti bize hissettirip gerçek değerleri görmekten belki de. Duyguların nasıl kutsal olduğunu sevginin istedikten sonra yaraları nasıl güzel iyileştirdiğini gösterdiğinden belki de.

Oysa şimdi kimse aşık olmuyor, kimse sevmiyor ve acı ki kimse sevilmek istemiyor. Bedenlere duygusuzca dokunabiliyoruz, gözlerimizin içine baka baka birbirimizi aldatıp bi sonraki durağa kadar birinin bize eşlik etmesine izin veriyoruz. Evet herkesin yaşantısına saygımız tabi ki var . Ama duygularla harmanlanmış böyle büyümüş insanlar olarak çok zorlanıyoruz sevgili okur . Dönem çok laçkalaşmadı mı sizce de? Kimse mutlu değil kimse sağlıklı ilişkiler yürütmüyor kimse kimseyi umursamıyor sevgili okur. Hani günübirlikçi derdik tüm aile toplanıp denize gider o gün de geri dönerdik ya . Günümüzde herkes herkesin günübirlikçisi sevgili okur. İnanıyorum ki bazı değerler bu kadar cep boy olmamalı. Dillerde sakız yapacak olanlar bazı duygulardan uzak durmalı

Kimse sana evreni veremez sevgili okur. Dünyaların ayaklar altına serildiği zamanlar çok geride kaldı. Sevmek birine kendi evrenini açmak değil midir? Eğer ki hakkını vermeyeceksen bunun boşlukta yayılamayan ses dalgası gibi bırakmaya gerek var mı birilerini?

okur

Yazar: Ceren Mina

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.