Çocukluğumuzun Coşkusu

SERİN YAZ SABAHI 

Yol uzun haydi Bismillah.. 

Tan vaktine doğru çıktığımız yolculuğumuzda İstanbul’un cadde, sokak ışıkları henüz kapanmamıştı.

Başımı yasladığım camdan gelen serinlik sadece tenimi serinletmez gönlümü de serinletirdi, geride bıraktığımız her sokak lambası biraz daha yakınlaştırırdı toprağıma..

İçimdeki coşkunun tarifi sadece gözlerimden okunabilirdi. 

Çamlıca gişelerini geçtikten sonra aralıklarla;

-Baba neredeyiz ? 

Yaklaşık on saatlik araba yolculuğumuzda kim bilir kaç defa soruluyordu bu soru. 

Annem babama termostan çay koyar, teypten İbrahim Erkal şarkıları çalardı. 

Bolu tüneli ilk oyun durağımız, erkek kardeşimle kapatıyoruz gözlerimizi. 

Arabada demli çay kokusuna canısı şarkısı eşlik ederdi..

Güneş doğmaya başlarken en güzel manzaralar ortaya çıkar; Güzelim Günebakan tarlaları uyanıyor, Rüzgar türbinleri tepelerde görünmeye başlıyor, tepelerden inen su kanalları yaramaz çocukları çağırıyor sanki..

Yemyeşil ovalar, sapsarı bozkır.. 

Masmavi gökyüzüyle birleşiyor…

Tarlaları, bahçeleri, tepeleri, evleri seyretme vakti. 

Arazilerde atlar, yayılan koyun ve inek sürüleri gördüğümde ya da tarlada çalışan traktör, sallanan saban gördüğümde aklıma güneşin altındaki kıraçlar gelir bizim köye benziyor hissini arardım.

– Baba neredeyiz ?

-Ilgaz 

Canım Ilgaz kahvaltı durağı olmak için en güzel yer olmalı, otoyoldan ayrılıp dinlenme tesisine giden yolda çakıl taşlarının çıkardı ses dahi hoş gelirdi.

Arabadan iner inmez koşar dinlenme tesisinin arkasını yasladığı dağdan nazlı nazlı akan su kaynağını seyrederdik. 

Amcamlarda dinlenme tesisine geldiklerinde kahvaltı sofrasını kurma vakti, kim ne hazırladıysa her şey sofraya konur, hep birlikte heyecanla kahvaltımızı yapardık. 

Büyükler arabaları kontrol ederken bizler ise elimizde kalan poğaçalarla salıncak sırası beklerdik. 

Kontroller ve kahvaltı bitti..

Canım Ilgaz dönüş yolunda görüşürüz.

Haydi leblebi dükkanlarına doğru..

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

4 Yorum

  1. Eskiden gurbetin bir anlamı vardı. Hasret denilen bir duygu taşınırdı gönüllerde, bu yazıdan anladığım o duygu halen gönüllerde yaşamakta … Siz yazdıkça bizim gönlümüzde de o duygular harekete geçecektir. 😊

  2. Harika bir yazı müthiş bir çocukluğun çok naif anıları içten gelen coşku ve heyecanı harika betimlemelerle anlatmış insanı alıp götürmüş esine yüklediği duyguda cabası💯