Ne Kadar Kendimiziz?

Ne Kadar Kendimiziz?

Ne Kadar Kendimiziz?

 

Biz insanlar ne çok huya ve karaktere sahibi çeşit çeşit insanlar var, hele ki bunu üniversitede daha çok keşfettim. Çok insan tanıdım hep birbirinden iyi ve bi o kadar bana göre değişiklerdi. Kötü demek istemiyorum çünkü insanları bazen insan oldukları için bile hoş görülü bakmak gerekir.Gerçi şunu demem kimse için haksızlık olmaz; Bir insan ile aynı evde kaliyorsaniz onu ciğerinden tanımamak mümkün değildir.

Evet birbirimizi tanıyoruz, birbirimizden huylar ve yeni yeni alışkanlıklar ediniyoruz, peki ya ne kadar kendimiz oluyoruz? Bu alışkanlıklar bana göre mi? ben bunları kaldırabilecek yapıda mıyım, benim yetiştiğim kültüre ters mi, mizacım kabul ediyor mu diye hiç sorduk mu kendimize .Hayır deği lmi…

Hemen ortama ayak uydurmalıyız. ortamda tadı kaçıran sen olma, aman huzurumuz kaçmasın, oyun bozanlık olmasın diye, türlü türlü sana uygun olmayan şeyleri göz yumarak ya da fark etmez diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyoruz.

İnsanlarla arkadaş olmadan önce öncelikle onlarla olan iletişiminize dikkat edin .Hangi yönleriniz aynı en çokta neyi yapmaktan zevk aldığınız şeylere dikkat edin çünkü iki arkadaşın severek yaptığı bi iş kişilerin kendilerini buldukları kendi gibi davrandıkları bir ortamda meydana gelmektedir.

Arkadaşlık dostluk insan hayatında çok önemli yere sahiptir.insanlar ile olan iletişimlerimizin bir nevi güçlü bağı ve bizim kendi dünyamızdaki bazı özel insanlara açılan bir kapıdır.Bu kapıdan buyur edilen kişiler bizim hayatımızı dahi etkileyebilir. Bunun için kendimiz gibi ve bizi asimile etmeyen kendi emellerinin maşasına alet etmeyen kişiler olmasına özen gösterin.İnsan hayatı iki kanatlı kuş gibidir, dünya hayatımızı ve ahiret hayatımızı da düşünmek zorundayız.

Sizin hoşnut olmadığınız bir ortamda bulundunuz, günümüz hayatında bu çok mümkün bence örneğin birisi hakkinda konuşulmasi o kişinin kötülüğü konuşulurken sizin iyi biri olduğunu  bildiğiniz  halde susmaniź gibi susmak şu asrın kötülüklerini tasdikleyen bir eylem oldu artık. Eskiler söz gümüşse sükut altındır. Demişler ancak o altın haksızlığın altını değildir mutlaka! Örnekleri değişik insanlarin huy ve mizaçlari kadar çoğaltabiliriz. Üniversite ortamında arkadaşlar yapılan bir zaman geçirme o ortamda benim burda ne işim dedirtiyorsa oradan susarak ya da kimsenin tadi kaçmasin diye ortamdan ayrılmamak kendi benliğimizden kendimizden vazgeçmek demek asimile olmak, kanadımızın birini kırmak demek.

O zaman ne yapmalıyım?

Kendin olmalisin senin kültürün ,senin varoluşun senin  kendi içinde olmalı.Bunu tabiki bir kırıcı rencide edici ithamlar ile değil ,kibar, uygun ve anlayişli olmaya davet edici bir söylemle derdinizi anlatabilirsiniz. Unutmayın karşınızdaki de her zaman kendi olucaktır. Belki sizin anlayişli olmaya yaptiğiniz davet onun aslinda kendi benliğinin farkina varmaya  ve kendi olmaya yaptiğiniz bir davet oluverir belki kim bilir.

Her yaptiğimiz hareketin her konuştuğumuz sözün ne kadar kendimiz olduğunu sadece küçük bir örnek ile açıklayama çaliştim. Okuyan kesim biliyorum ki genç ve üniversite ortamında vakit geçirenler onun için faydalı olucağinı düşünüyorum.

Dediklerimi anlamanız için sizden yalnız bir ortamda bulunmanızı ve kendi içinize çekildiğinizde akl-i seliminiz ile düşünmeye davet ediyorum. Bu karantina günleri tam düşünülecek zaman bence.

Sevgiler saygılar

okur

Yazar: simurg

Nurcan Altin
Lisans Tarihci

Blog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.