Space

Önce sesin geldi ve sonra  gördüm o güzel mavi gözleri, birazcık ışıldaması gitmiş olsa gerek fakat gülünce hala parlıyor yaşanan en güzel mevsim gibi ve benim sevgim acıdı sevgilim. Peki o dudaklarına ne demeli, esiri miyim yoksa kölesi mi?  Seni yaşamışken, anlatamadım, fakat Can Dündar dökmüş kelimelere aşka dair. Değilim ki ben Cemal Süreya, Turgut Uyar yahut bir Can Yücel… güzelliğini onlar yazmışken ben nasıl olurda karalayım birkaç şiir. 

Seni görüyorum, seninle konuşuyorum, gülüşlerin kahkahalarını duyuyorum fakat dokunamıyorumm ne kadar kahrediyor oysa ki beni ama bununla da yetiniyorum. Artık bir kadında sahip olması gerekenler kısmında seni arıyorum. Aaaahh ahh, Hafiftin, güzeldin, rüya gibiydin; bakmasını bilemedim.                 Dün aradın beni konuştuk saniyelerce, saniyeler dakika olmuş dakikalar ise saat.  Neden aradın beni sevgilim, içinden özür dilemek için miydi ama bunu dışına vuramadın ve bu beni sevindirdi çünkü periler ölürken özür dilermiş ve sen sevgilim sen hala içimde yaşıyorsun.                                                                   Demiş ki Charles Bukowski, herkes herkesi aynı sevemezmiş, kimileri gururunun yettiği kadar sever, kimileri de ömrünün yettiği kadar.. yaşadığıma göre hata ve seçimlerimle birlikte gururumun yettiği kadar olan taraftayım. O kadar çok yazmak istediğim şeyler var ki fakat hiç bitmeyecek diye de korkuyorum, neyse, bir gün belki başka bir 29 şubatta görüşmek üzere sevgilim.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.