in ,

Söz, Zamanın ve Tarihin

Nasıl da değişti bir anda dünya.

Küreselleşen dünya, özgürlükler, vızır vızır uçan uçaklar, kendisine zaman ayıramayıp, nefes alıp almadığının farkına varamayan insanlar. Ne oldu?

Koca koca kudretli adamlar, neredeler? Zenginler. Büyük liderler. Dünya kendi etrafından dönüyor diye düşünenler. Sanatçılar, edebiyatçılar.  Televizyonların her akşam birbirini yercesine susmayan adamları neredesiniz? Her birimiz nasıl da köşelerimize çekildik. Nasıl da can derdine düştük.

Hiçbir şeyi beğenmeyip her konuda atıp tutanlar, neredesiniz? Böyle eğitim mi olur, böyle sağlık mı olur, böyle ülke mi olur, böyle maaş mı olur? Ben dâhil. Ne oldu?

Hayatın rutininin çok kıymetli olduğunu hiç birimiz düşünemedik değil mi? Birkaç yıl önce bir arkadaşım “rutinimi özledim” demişti. Canım benim, ne kadar içten söylemişti. Onu anlamaya çalışmıştım ama anlayabilme ihtimalim şimdi ortaya çıktı maalesef.

Zor zamanlar. Tarihin kuralları kendisini yeniden his ettiriyor. Zor zamanların adamları kimler ise gerçek kudret onlarındır. Toplumun kahramanları, ailelerinin kahramanları zor zamanlarda var oluyorlar.

Kahramanımız kimdi, kahramanımız ne? Bu süreçten sonra anlayacağız, insanlığın kahramanı kim, ne?

Belliydi, dünya çok sıkışmıştı.

Yaşam zor zamanları getirecekti. Kendisini hissettire hissettire geldi her şey.

Artık kim ne söylerse söylesin, söz zamanın ve tarihin.

Daha önce de yaşandı bütün bunlar.

Dünya çok sıkıştığında bir şeyler oluyordu.

Avrupa’da savaşlar zamanıydı. Yüzyıl savaşları yaşanıyordu ve mezhepler birbirlerine yaşam şansı vermiyordu. Kilise her şeye egemen olmaya çalışıyor ve bilime yaşama şansı tanımıyordu.

Böyle bir durumda veba 1347-1351 yıllarında özellikle Avrupa’da ortaya çıktı ve yaklaşık 1 milyon insanı yaşamdan aldı. Zamanın en büyük salgınlarından biri yaşandı. O günkü nüfusa göre milyon çok büyük bir rakam.

Ardından çiçek, suçiçeği salgını, kızamık salgını, verem. Osmanlı Devleti’nin kaç padişahı veremden hayatını kaybetmiştir? Sultan II. Mahmut, Sultan Abdulmecid, devamı var…

1889-1890 Rus Gribi, 1918-1920 İspanyol Gribi, 1956-1958 Asya Gribi, 1968-1969 Hong Kong Gribi, 2009 Domuz Gribi, ardından 2011 ve sonrası kuş gribi.

I.Dünya Savaşı yaşanıyordu. Savaş bitti bitecek derken 1918-1920 yılları arasında 100 milyona yakın insanın ölümüne sebep olan ve dünyanın tamamına yayılan İspanyol Gribi sardı ortalığı.

İlk olarak Amerika’da ortaya çıktığı halde İspanya’da tanılandığı için İspanyol gribi olarak adlandırıldı. Hindistan’da 17 milyon, Amerika’da 500 bin, İngiltere’de 250 bin, Fransa’da 400 bin insan yaşamını yitirdi. Osmanlı nasıl etkilendi? Bilgimiz tam değil. Ama bir çok yazarın ve şairin eserlerinde adı geçer.

Şimdi 2019 Aralık’ta başlayan ve devam eden  Corona salgını.

Geldi, sarstı hepimizin hayatını. Rutinimizi bozdu. Şimdi o beğenmediğimiz okulları, beğenmediğimiz hastaneleri, beğenmediğimiz sokakları, beğenmediğimiz devletin varlığını hissetmeye ne kadar da muhtacız. Beğenmediğimiz maaşların devamını ne kadar da muhtacız.

Her birimizin kudretli sözlerine ne oldu?

Doğa ve tarih yine bildiğini yaptı. Kendi gündemini bizlere dayattı.

Şimdi bu zor zamanların bir kahramanı olacaktır. Sahi kim, ne?

Dikkat edelim. Beterin beteri var derler ya. Corona geçmişteki salgınların rekorunu kırmaya kalkmasın.

Eskisi gibi olabilir mi yeniden dünya? Nasıl da geride kaldı o güzel rutinimiz.

Okullarımız, öğrencilerimiz. Cıvıl cıvıl sokaklar, gelen güz…güz hüzündür…

okur

Yazar: Suat Acar

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.