Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri

1. GİRİŞ

Eski dönemlerde kullanılan gaz lambası, tüplü televizyon, ansiklopedi vb. eşyaların yerini günümüzde ampul, televizyon, bilgisayar ve akıllı telefonlar almıştır. Teknolojinin hızlı bir şekilde değişmesi ve gelişmesi ve buna bağlı olarak da sosyal medya kullanımının artması insanların psikolojik durumunu büyük oranda etkilemiştir.

Bütün dünyayı saran Covid-19 virüsünün ölümcül boyutlara varan etkilerinden ötürü bazı ülkelerde geçici, bazı ülkelerde ise kalıcı karantina kararları alınmıştır. Bu karantina dönemlerinde, çalışan insan grubu evde çalışmaya başlamış, okula giden çocuklar ise eğitimlerine evden devam etmişlerdir. Bütün dünya genelinde, insanların çoğu dışarı çıkamadıkları için evde geçirdikleri zamanı daha verimli hale getirebilmek amacıyla birtakım arayışlara girmiştir. Örneğin fenomen anneler, çocuklarını büyütürken yaşadıkları deneyimlerini ve çocukların günlük hayatlarını sosyal medya üzerinden açıkça paylaşırlar ve bu tarz gönderilerle, çocukların bilgisi olmadan dahi onların özel hayatlarını teşhir ederler. Bir dönem, Twitter’da açılan #cocugunuteshiretme etiketiyle bazı avukatlar tarafından fenomen annelere büyük bir tepki gösterilmiştir. Özellikle “Kadının Fenni” adlı kitabın yazarı Av. Feyza Altun, son zamanlarda artan çocuk istismarı ve pedofili vakalarındaki artış nedeniyle çocuklu ailelere sosyal medya üzerinden uyarıda bulunmuştur. Böyle fotoğrafların paylaşılması çocuğun üzerinde büyük bir psikolojik etki yaratabileceği gibi cinsel istismarcı, pedofili vb. kişilerin çocuklara zarar verebileceğini söylemiştir (Erdoğan, 2017).

1.1. Sosyal Medyanın Etkileri Bebekler ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Sosyal medya, insanlarla sosyalleşmek için ayrılan bir platformdur. Bu durumda Erikson’un Psikososyal Kuramı’ndan bahsetmek doğru olacaktır. Erikson’un Psikososyal Kuramı sekiz evreye ayrılır (Santrock, 2019). Bebek ve çocukları kapsayan evreler, ilk dört evredir. Sosyal medyanın etkisini anlatacak üç önemli evre vardır: Güvene karşı güvensizlik, girişimciliğe karşı suçluluk ve çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu. Güvene karşı güvensizlik evresi, bebeğin yaşamındaki ilk deneyimlerini kapsar. Dünyanın yaşanılası bir yer olduğunu göstermek için bebeklere güven aşılamak daha doğru olacaktır. Sosyal medyada paylaşılan bir gönderide bir çocuğu farkında olmadan teşhir edersek ve o çocuk bu gönderiden dolayı herhangi bir istismara maruz kalırsa; dünyayı yaşanılası bir yer değil, aksine güvenilmesi ve adapte olması zor olan bir yer olarak algılayabilir. Girişimciliğe karşı suçluluk evresine göre, çocuklar sosyal çevresi geliştikçe aktif, sorumlu ve amaca yönelik adımlar atar (Santrock, 2019). Girşimciliğe karşı suçluluk evresini yaşayan çocuklar, henüz dış dünyaya karşı tamamlanmış bir bilinç geliştirmemiş olmasına rağmen; sosyal çevresini geliştirmek amacıyla kendilerine herkesin erişimine açık bir sosyal medya hesabı açabilirler. Yapılan araştırmalara göre; bu dönemde bir sosyal medya hesabına sahip olan çocukların, sosyal medya profillerini herkese açık olarak kullanma oranı dünya genelinde %17’dir (Güngör, 2019). Sosyal medya profilini herkesle paylaşıma açık tutan bir çocuk, profilini; -farkında olmadan- kendisine zarar vermek isteyen istismarcı, pedofili, tecazvüzcü bireylere de açmış olmaktadır ve bu bireyler tarafından herhangi bir siber zorbalığa maruz kalabilmektedir(Güngör, 2019, s. 55-59). Son evre ise, çalışkanlığa karşı aşağılık duygusudur. Bu evredeki çocuklar enerjilerini becerilerine saklarlar. Becerileri konusunda olumlu yönde yönlendirilme yapılmazsa, bu çocuklar yetersizlik ve aşağılık duygusu ile baş başa kalabilirler (Santrock, 2019). Bu evrede olan çocuklar sosyal medya kullandıklarında; bu platformlar üzerinden çeşitli becerilerini göstermek isterlerse ve bu konuda olumsuz dönüşler alırlarsa yetersizlik hissiyle baş başa kalabilirler.

Reklamlarda, filmlerde, dizilerde ve çeşitli kampanyalarda çocukların ya da bebeklerin oynaması son zamanlarda artmıştır. Bunun nedeni, “fenomen annelerin” çocukları üzerinden maddi kazanç sağlamak istemeleridir. Fenomen annelerin maddi kazanç sağlamak amacıyla, sosyal medyada çocuklarının fotoğraflarını paylaşması; çocukların mahremiyet alanlarının ihlal edilmesine ve bu çocuklara yönelik cinsel istismarın artmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda çocukların fotoğraflarını sosyal medya üzerinden paylaşmak bu çocukları psikolojik olarak olumsuz yönde etkileyebilmektedir (Wiggins, 2016). Örneğin bir fenomen anne, kendi çocuğunun cinsel kimliğini teşhir eden bir fotoğrafını sosyal medya üzerinden paylaşabilir ancak ilerleyen zamanlarda o çocuk ergenlik dönemine girdiğinde, geçmişte paylaşılmış olan o fotoğrafı utanç verici bulabilir. Bu durumda ailesini suçlayıp öfke duyma olasılığı yüksektir.

Sosyal medya hesabı açmanın nedenleri arasında diğer insanlarla paylaşımda bulunmak, beğenilmek, sevilmek ve toplum tarafından kabul görmek gibi nedenler sıralanabilir. Küçük yaşlardaki bir çocuk kendi isteğiyle bir sosyal medya hesabı açıp -az önce belirtilen nedenlerden ötürü- açtığı hesap üzerinden çeşitli fotoğraf veya gönderilerde bulunmak isteyebilir. Ancak bu gönderilerine yapılan olumsuz yorumları görüp kötü etkilenebilir ve toplum tarafından dışlandığını hissedebilir (Yüce, 2020, s. 77-82).

1.2.Sosyal Medyanın Ergenler Üzerindeki Etkileri

Ergenlik dönemi denilince akla “ben-merkezci, saygısız, girişken, macera ruhlu” gibi kelimeler gelme olasılığı yüksektir. Bu tarz kelimelerin akla gelmesi; ergenlerde bulunan “ergen beyni” dediğimiz bir durumdan kaynaklanmaktadır. Ergen beyni, beynin bölümlerinden biri olan ve benlik, karar verme gibi görevleri taşıyan “frontal lobun” gelişme aşamasında olmasından kaynaklanmaktadır (Plotnik & Kouyoumdjian, 2009). Ergenlik yaşamadan önce “erinlik” dönemi yaşanır. Bu erinlik dönemi, hormonal ve bedensel değişiklikleri içeren bir dönemdir. Kızlarda göğüslerin oluşması, regl döngüsünün başlaması, bazı özel bölgelerde kıl oluşması, östrojen hormonunun salgılanması; erkeklerde ise yüz kıllarının çıkması, testosteron hormonunun salgılanması, “kızlar kadar olmasa da” göğüslerinin oluşması gibi hem hormonal hem de bedensel değişiklikler bu dönemde görülmektedir. Bu tarz bedensel değişiklikler “beden imgesini1” oluşturur. Erinlik dönemindeki bireyler, karşı cinsin ilgisini çekmek veya karşı cinse kendini beğendirmek amacıyla; zorlu rejimlere girmek, spor salonlarında saatlerce vücut geliştirmeye çalışmak, piercing takmak, kalıcı dövme yaptırmak, saçlarını boyatmak gibi şeyleri denemek isteyebilirler. Ergen bir bireyin bedenine yönelik yapılan herhangi bir olumsuz eleştiri; o bireyin kendi bedenine karşı bir güvensizlik duygusu yaşamasına ve “bulimia” ve “aneroxia” gibi yemek yeme bozukluklarına yol açabilir. Yapılan bir araştırmada , araştırmaya katılım gösteren ergen kızların (n =6) yemek yememe oranı %1.7’ dir (Akdemir & Çuhadaroğlu Çetin, 2008).

Tablo 1 Ergenlerin Yakındığı Problemler

Dış görünüşlerine önem veren ergenler, sosyal medya kullandıklarında -özellikle olumsuz eleştiri aldıklarında- “dünyaları yıkılmış” gibi hissetme ve toplum veya akranları tarafından dışlandıklarını düşünme olasılığı yüksektir.

Ergenlik dönemindeki bireyler, Erikson’un Psikososyal Teorisi’ne göre, “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” evresini yaşarlar. Bu evrede, kim olduklarını, ne olacaklarını, nasıl bir hayat tarzı istediklerini kendilerine sorarlar. Eğer sağlıklı bir şekilde kendilerini keşfedip kim olduklarını anlarlarsa kimlik kazanmaya başlarlar fakat kendilerini keşfedemeyip kimliklerinin farkına varamazlarsa bir rol karmaşası yaşayabilirler (Santrock, 2019). Ergen bireylerin kendilerini bulma süreçlerini, sosyal medya üzerinden tecrübe etmeleri onlar için zorlu olabilir. Bu durumda kimlik kazanmaya çalışırken kendi kimliklerinden uzaklaşabilirler hatta ciddi boyutlarda kaybolabilirler.

Başka bir araştırmada, “kırılgan narsist kişilik” özellikleri ile sosyal medya kullanımı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = .52, p < .01). Hayranlık ihtiyacı, öfke, utanç gibi duydular sosyal anksiyeteyi güçlü kılan etmenlerdir. (Kahraman A; Sapancı A; Serbes F., 2020).

1.3. İnternet Üzerinden Yapılan Cinsel İstismarın Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Etkileri

Cinsel istismar, -cinsel tatmin sağlamak amacıyla- bir canlıya yönelik yapılan her türlü eylemin genel adıdır. Cinsel istismar eylemleri, fiziksel olarak yapıldığı gibi psikolojik olarak da yapılabilir. Yaşadığımız çağda, dijital platformlar üzerinden de sıkça psikolojik cinsel istismar yapılmaktadır. Çocuklar veya ergenler, bu platformlarda herkesin rahatça ulaşabileceği uygunsuz içeriklerle, sahte profil ve ilişkilerle, gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek yanlış bilgilerle rahatlıkla karşı karşıya gelebilmektedir. Bunların arasında -özellikle- uygunsuz görüntüler görmek; sosyal kaygıyıı ortaya çıkarabilir (Bor, 2018).

Cinsel istismarda bulunan kişiler, çocuklara veya bireylere kaldıramayacakları ağır yükler yüklerler. Bu tarz psikolojik travmalar, kısa veya uzun vadede travma sonrası stres bozukluğuna neden olabilmektedir. Kısa dönem etkileri arasında travma sonrası stres bozukluğu, intihar düşünceleri veya girişimleri, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, depresyon, öfke vb. olumsuz etkilere rastlanmaktadır. (Sarıgedik, 2020).

Dr. Bruce D. Perry, yazmış olduğu “Köpek gibi Büyütülmüş Çocuk” isimli kitabında (59-91. sayfaları aralığında anlattığı bir vakada) cinsel istismara uğrayan bir çocuğun hikâyesini anlatır. Hikâyedeki psikiyatrist Dr. Bruce, çocuğun ne yaşadığını anlamak için onu oyun odasına yönlendirir ve “oyun terapisi” yöntemiyle çocuğun uzun dönemdeki davranışlarını inceler. Evcilik oynadıkları sırada, çocuk transa geçmiş bir halde doktora yere yatmasını ve hiç kalkmamasını söyler. O evcilik oyununda tecavüze uğradığı olayı canlandırır. Doktor, çocuğun “savaş ve kaç” tepkisi yaşadığını görür ve onu kendi halinde bırakıp stresle başa çıkmasına izin verir.

1.4. Sonuç ve Öneriler

Teknoloji, özellikle içinde bulunduğumuz dönemde hızla gelişmekte ve değişmektedir. Bilinçli bir şekilde ve iyi amaçlarla kullanıldığı takdirde hayatımızı iyi yönde etkilerken, bilinçsiz veya kötü amaçlarla kullanıldığı vakit, bir o kadar tehlikeli bir silaha dönüşebilmektedir. Bu bağlamda çocuk, ergen, yetişkin tüm bireylerin; teknolojinin ve bununla beraber sosyal medya platformlarının doğru kullanımı konusunda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Büyüme çağındaki çocuklar, aileleri tarafından ilgi ve şefkate ihtiyaç duyar. Ebeveynler çocuklarının bedenlerine saygı göstermelidir. “Sahte veya geçici” ün kazanma hevesleriyle, çocuklarda ileri yönelik, kalıcı psikolojik hasarlar yaratmamalıdır. Bunun dışında, çocuklarını dijital platformlarda başıboş bırakmamalı ve onların buradaki eylemlerini, -kişisel alanlarına müdahale etmemeye özen göstererek- takip etmelidir.

Ergen bireylerin bedenini tanıması ve bedeniyle barışık olması çok önemlidir. Okullarda, ergenlik çağına gelmiş çocuklara ve ailelerine “bilinçli sosyal medya kullanımı” eğitimi verilmelidir. Özellikle “beden imgesi” konusu üzerinde durulmalıdır.

KAYNAKÇA

Akdemir, D., & Çuhadaroğlu Çetin, F. (2008). ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİST BÖLÜMÜNE BAŞVURAN ERGENLERİN KLİNİL ÖZELLİKLERİ. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlık Dergisi, 8.

Bektaş, D. Y. (2004). Ergenlerde Beden İmgesi Üzerine Bir Çalışma. Türk Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Dergisi , 67. Dergi. adresinden alındı

Bor, H. (2018). ERGENLERDE SOSYAL MEDYAYA YÖNELİK TUTUM, SOSYAL MEDYA KULLANIMINDA GELİŞMELERİ KAÇIRMA KORKUSU VE SOSYAL KAYGI ARASINDAKİ İLİŞKİLER. YÖK tez: file:///C:/Users/pegav/Downloads/502543.pdf adresinden alındı

Erdoğan, G. (2017, Nisan 4). ÇOCUĞUNU TEŞHİR ETME. Konya’nın Sesi: http://www.konyaninsesi.com.tr/cocugunu-teshir-etme-1165yy.htm adresinden alındı

Güngör. (2019, Mayıs 2). SOSYAL MEDYADA ÇOCUK HAKLARI İHLALİ VE İSTİSMARI: İNSTAGRAM ANNELERİ. YÖK Tez: file:///C:/Users/pegav/Downloads/551019.pdf adresinden alındı

Kahraman A; Sapancı A; Serbes F. (2020). Ergenlerin Sosyal Medya Kullanımında Yaşadıkları Sosyal Anksiyetenin Kırılgan Narsisizm Bağlamında Değerlendirilmesi. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 189-203.

Plotnik, R., & Kouyoumdjian, H. (2009). Ergen Beyni. San Diego: 411.

Santrock. (2019). Yaşam Boyu Gelişim: Gelişim Psikolojisi. New York.

Sarıgedik, E. (2020). CİNSEL İSTİSMAR NEDENİYLE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU OLAN KIZ ERGENLERDE UYKU KALİTESİ VE YAŞAM KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ. YÖK tez: file:///C:/Users/pegav/Downloads/638254.pdf adresinden alındı

Wiggins, K. (2016, Kasdım 3). Çocukların fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmak iyi bir fikir mi? BBC News: https://www.bbc.com/turkce/haberler-37846302 adresinden alındı

Yüce. (2020). SOSYAL MEDYADA ÇOCUK İSTİSMARI: INSTAGRAMDA EBEVEYNLER TARAFINDAN ÇOCUKLARIN KULLANIMI ÜZERİNE. YÖK tez: file:///C:/Users/pegav/Downloads/626265.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.