Sokağa Taşan Hayallerin Karşısında Donmuş Zaman!

Beklemek, gelene güzel olanı yoluna döşerken bu yolda çileleri çekerek sabırla yol almaktır. Ufku titreten adımlar, yiğitlerin vatan bayrak insan sevgisiyle titrerken, bekleyenlerin gelenlerini yolda yok etmeye çalışanların korkusuna korku ekleyerek, yürümekte olduğunu bilmeleri, adımlarını gerisin geriye attırmaktadır.

Yok, edenlerin, yok etme çabasının köküne kibrit suyu dökerek yok etme başarısıyla, dolu olduğunu herkes bilmektedir. Daracık fikirlerinin çıkmaz sokağında, çamura batmış olan düşmanların çaresizliği yiğitlerin yiğitliğindendir…

İyi’nin ne olduğunu biliyoruz imanla beraber. İyiliğe hizmet etmesi için yaratılan bu âleme gönderilen insanın, iyi işlerde gönüllerde uzanan ellerle yolda bulunması gerektiği inancıyla yoldayız bunu da biliyoruz. Bireyi çıkarlarına kavuşmak için sahte maskelerinin arkasındaki çirkin görüntülerini saklayanların maskesi düşerek, o korkunç suratı meydana çıkmıştır artık. Saklanan niyet aşikâr olmuşken, kaçınılanda şayet kurtulmaksa fedakâr yiğitlerin kılıcının gölgesinde kaçınılmaz yol olmuş, hak ettikleri cezayı alarak, yeryüzünde silinmeye mahkûm kalmışlardır. Tarih içinde kalan bu yaşanmışlıkların gün ışığından aydınlık olan gerçeğini, her an ziyaret ederek görebilirsiniz, bu şanlı tarih ecdadın vatan bayrak insana verdiği değerler sonucunda, kanıyla suladığı destanı yazdığı şanlı bir tarihtir, bunda kimsenin kuşkusu dahi olamaz.

Sokağa taşan özgürlük aşkının hayalleri, bu özgürlüğü yok etmeye gelenleri geldikleri o zamanın içinde dondurmuş yenilgilerinin şaşkın haliyle, tarih kitaplarında görerek seyredebilirsiniz, okuya bilirsiniz Can Yücel Üstattın çok sevdiğim şiiri ile noktayı koyalım.

Bir haftadır yok yere dolaşıp duruyordum
Bir haftadır içimde bir kırlangıç fırtınası
Siyahın biri konup biri kalkıyor
Şişli’den taa Rami’ye kadar
Her sokağın ayrı bir kanat çırpışı var
Yeni Cami önlerindeydim sonra
Vapur düdüklerinden anladım
Bir haftadır seni ararmışım meğer
Köprü üstünde Arif’e rastladım
Patiska ararmış fakir
Birlikte Kadıköy’e geçtik
Kardeşliği mavişliği üstünde denizin
Bir yanı ışık bir yanı İstanbul
Şu kahraman harp gemileri de olmasa
Arif patiskayı unuturdu ben seni
Oturur kalırdık Mühürdar’da
Altıyol’da Şadi çıktı karşımıza
O da şeker peşindeymiş
Üç kişi koyulduk yola

Yol boyu çamdır püfür püfür
Dallarda fingirdek kızlar
Teri Mur’ları görünür.

Suadiye’de bir eşitliktir başladı
Adam başına değil
Adım başında bir villa
Biz de Panço Villa’yı bulduk
Ahçıymış villaların birinde
Dilberdudağı yapmış o gün

Ednan Beğendi pişirmiş ama
Canı özgürlük çekmiş
İlle de özgürlük dedi
Yetişmez dedik buralarda yemezler onu
Tere otu nane maydanoz
Nutuk otu dersen o başka

Vazgeç dedik bu sevdadan dinletemedik
Takıldı gâvurun oğlu peşimize
Dön babam dön dolaş babam dolaş
Ne sen ne patiska ne şeker ne özgürlük
Anlaşıldı dedik Vehbi’nin kerrakesi
Bizimkisi boşuna zahmet

Nasıl olsa tarihi karanlığımız da bastı
Yürü dedim Arif yürü kardeşim Şadi
Yürü be Panço Villa
Şuradan bir sandal araklarız
Ver elini Hayırsız

Ben Şadi Arif bi de Panço Villa
Hep Hayırsız’dayız şimdi
Ne sen ne patiska ne şeker ne özgürlük
Martıları seyrediyoruz artık
O şekere patiskaya özgürlüğe
O sana benzeyen güzelim martıları

*****

Şiir gibi günlerin içinde şiir gibi güzel yaşamak için, yola çıkanlara selamlar olsun diyelim.

Mehmet Aluç

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.