hoşçakal…

bana iyi gelen tek şey yazmak. Bazıları içer her şeyi unutur, bazıları umursamaz, ben ise yazarak hem kalıcı olmasını hem de unutmamı sağlıyordum. fakat şuan beni her şeye tutunduran yazmakla tehdit ediliyordum. Başaramamıştım herkes gibi takmadan yaşamayı, arkadaşlarımla mutlu gözüküyordum yada öyleydim ama inan ki değilim. İnan ki yaşamaktan nefret ediyorum herkesin yüzüne her şeyi söylemek, nefretimi onlara karşı kusmak istiyorum yada belki sevilmek istiyorum. olmayacak şeyleri istiyorum neden mi olmaz, çünkü herkes bana karşı sahte davranıyor. İnsanların çenesi hiç susmuyor, herkes bir kafadan bana öğüt yağdırıyor ama ben istemiyorum o saydıklarını. yarın zorla sınava gireceğim mesela en basitinden. Hiçbir şey benim istediğim gibi ilerlemiyor, ilerleyemiyor. umarım ki bu son yazım olur. Işığım seni çok seviyorum yazdıklarımı seven varsa ne mutlu ama belki onlarda sevmedi bilemiyorum. 

 belki kısa bir zaman sonra gelirim ama sanmıyorum. 

sen her zaman parla kim ne derse desin ben başaramadım parlamayı sen parla ama.

hoş ve mutlu kal…

“romeo ve juliet’ten alıntı yapmak istiyorum

Romeo- böylece arındı dudaklarımdaki günah, sizinkilere değince.

Juliet- benimkilerde kaldı temizledikleri günahlar öyleyse. 

Romeo- benim dudaklarımdan gelen günahlar mı? Ah, tatlı aceleyle işlenen günah! Geri verin bana günahımı!

Juliet- kitabına göre öpüşüyorsunuz”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.