Sevgililer Günü Geliyor-muş!

Yılın bir tek gününde sevgi gösterisi yapacaklar var. Diğer 364 günde hediye almayı ve sevmeyi unutacaklar galiba? Hayır,  feministliğim filan tutmadı. Canım eşim hayatımdayken de özel günleri kutlamazdık. Çünkü biz sevgimizi göstermek için bir günün gelmesini beklemezdik. Aynı şeyi canım babam da yapardı. Her gün güzel sözler söylediği anneme bir sevgililer gününde hediye almazdı.

Sevmek, hediye vermek demek midir? Çiçekçiler, hediyelik eşya satan dükkanlar filan iş yapsın!  Marketler yine çiçeklerle dolmuş zaten. Ben de en sevdiğim insana; anneciğime gül aldım. Bana hediye alacak adamcığım 7 buçuk aydır hayatta değil ve o, hayatın bana verdiği en güzel hediye idi. Ama çabuk tükendi. Keşke yanımda, hayatımda olabilse… Hiçbir şey almasın. İstemem. Her şeyim var ama eşim olsaydı keşke. Onun sevgisi bana en güzel hediye olurdu. Ben hediye değil, sevdiğim adamı istiyorum. Olmuyor gittiği yerden gelemiyor.

Gerçekten her insanı, her canlıyı sevebilen insanlar kaldı mı? Hediye alıp- vermek, sevmek demek değildir. Sevmek; korumaktır, güven vermektir, yanında olmaktır, zaman ayırmaktır. Bunu yapabilen var mı ki, hediye ile sevgi ispatlamaya kalkıyorsunuz?

Hep de kadınlar, erkeklerden hediye bekler. Ne lazım size? Parfüm? Mum? Oyuncak? Giysi? Mücevher?  Eşimin bana aldığı takıları bile ailesi evimize girip çaldı. Maddi değeri çok olmasa da manevi değeri vardı. Eşim bana almıştı ama evimize izinsiz girip eşyalarımızı aldılar. Evimizin anahtarı bile bende yok artık. Ben eşimle yaşadığım evimizde, onunla geçen her günde ondan hediyeler alıyormuşçasına mutluydum. Mutluluk hediyede değildir. Sevgi, parayla satın alınamaz.

Sevmek; emek vermektir, yanında olmaktır, zaman ayırmaktır, konuşmaktır, dinlemektir, elinden tutmak ve hiç bırakmamaktır. Biz bunları yaptığımız halde kanser bizi birbirimizden ayırdı.  Ne eşim kaldı, ne hediyeleri… (sadece aldığı oyuncaklar bırakılmış)

Ben kırk beş sene onun aşkını yaşamayı beklemiş biriyken, şimdi yedi buçuk aydır sevdiğimden ayrı bırakılmış durumdayım.  Hediyeler filan o kadar anlamsız geliyor ki…  Sevenin varlığını kaç liraya satın alabilirsiniz?

Az önce yazmıştım. Sevmek; korumak ve güven vermek demektir, diye.  Bunu yapabilen kaç erkek kaldı? Kaç kadın anaç bir sevgiyle sevdiğinin yanında olabiliyor? Kaçınız kötü günde, hastalıkta sevdiğinizden uzaklaşmadan, yanında kalıyorsunuz? Kanından, canından olanlar bile kötü günde bırakıp, giderken; siz hiçbir maddi beklentiniz olmadan kötü durumdaki sevdiğinizin elini tutup, sarılabiliyor musunuz?  Çocuk gibi sevebilir misiniz hayatınızdaki insanı? Konuşup, dinleyebilir ve zaman ayırabilir misiniz? Üzüntülerine de ortak olabilir misiniz? Koruyabilir misiniz onu üzüntülerden, hayatın zorluklarından, kötü insanlardan?

Hediye almak değil, hayat vermektir önemli olan.

Bakın görün, yine sevgililer gününde katledilecek kadınlar. Yine eski sevgili ya da eski koca tarafından, zamanında gösterdikleri sevgi ve iyiliğin bedelini canları ile ödeyecek kadınlar olacak.  Yine ölecek, öldürülecek kadınlar. Sevgililer gününde bile. İçinde sevgi yerine, nefret ve öfke barındıran insanlardan çer çöp hediye alsanız ne yazar? Altmış yıllık eşinin ölümünden sonra altmış saat geçmeden miras telaşına düşen kadınların, hayatındaki ve yanındaki eşini iki sene aldatan erkeklerin olduğu dünyada, birkaç liralık hediye ile sevginin bir gün yaşatılacağı 14 Şubat’lara mı ihtiyacınız var?

Hediye vermesin erkekler. Can vermesin kadınlar.

Can almasın hastalıklar, Söz vermesin yalan insanlar!

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.