Sessizlik...

Sessizlik…

Sessizlik...

Aslında insan veya hayvan koca dünyada bir canlı olarak hepimizin kafası dolu, binlerce soru, binlerce hatıra anı vardır. İnternetten veya başka bir kaynaktan sorularımıza cevap aramaya çalışırız ama bulamayız yada bulduğumuz cevaplar bizi tatmin etmez, neden tatmin etmez hiç anlamış değiliz aslında büyüklerimizin de dediği gibi insan oğlu doyumsuz olduğu içindir belkide. Aklımızda binlerce soru ve tatmin etmeyen cevaplarla yaşamaya çalışırız ki bunların üstüne içimize attıklarımızdan bahsetmiyorum bile. Biz insanoğlu ve diğer canlılar evet doğru okudunuz diğer canlılar hayvanlar, bitkiler aklınıza ne geliyorsa artık herşeyi o kadar içimize atmaya alışmışızki her dışarı çıktığımızda yada sevdiklerimizin yanında mutlu rolü oynamak çok kolay geliyor. Aslında burada kendi hikayemi anlata bilirim ama içimdekileri nasıl yazıya dökebilirim bilmiyorum o yüzden içimden ne geliyorsa yazmak istedim.

O kadar çok konuşalacak veya yazılacak konu var ki bazen sessiz kalmak en iyisi diye düşünüyor insan ama öyle olmuyor. Zaman geçiyor ve karşımızdaki insan hayat arkadaşımız, yakın arkadaşımız, doktorumuz yada ailemiz içimize attıklarımızı sessizliğimizle, gözyaşlarımızda vs bilsinler istiyoruz ama kimse sessizliğimizdeki çığlıklarımızı veya gözyaşımızdan akan kanları kimse bilmiyor anlamak istemiyorlar. Anlıyoruz seni derler motive etmeye çalışırlar yada işte benimde böyleydi kafana taktığın şeye bak derler ki kafamıza taktığımız şeyler sorular ve tatmin etmeyen cevaplar işte burada başlıyor. Kafamızda ilk soru böyle başlar ailem benim sessizliğimden acılarımı çaresizliğimi onlara ihtiyacım olduğunu anlar mı? Öyle bir zaman geliyor ki cevabı kendi kendine öğreniyoruz ve bu cevap bizi tatmin etmiyor etmemekle kalmıyor acılarımıza veya yaralarımıza bir yenisini ekliyor. Öyle sessiz çığlıklar hıçrıklar vardır ki eminim hiç birimiz duymuyordur. İşte bu çığlıklar en kötüsüdür çocukluktan gelen ve hayla devam eden bir sızıdır yaradır. Ama çoğumuz bunlarla yaşamaya alışmıştır eminim.

3 tür insan türü vardır zaten bu dünyada 1. Grup bu çığlıkları aşmış ve iyi yerlere gelebilmiş insanlar. 2. Grup bu çığlıkları aşamamış ve kendini sokaklara atmış bağımlı insanlar. 3. Grup ise bu 2 grubun arasında kalmış insanlardır, yolunu kaybetmiş ama yinede ayakta durabilen insanlardır. Peki siz hangi gruptansınız?

Aslında önceden de yazdığım gibi yazacak veya söyleyecek o kadar çok şeyimiz varki ama kelimeler yetmiyor veya nasıl anlatacağımız bilmiyoruz. O yüzen daha çok susuyoruz aslında kelimeler yetmediği için anlamadıkları için. Ben susmaya başladığım zaman 10 veya 11 yaşındaydım çok sevdiğim bir insan yani babam tarafımdan susturuldum bir nevi o günü hiç unutmuyorum yazdıklarımı ona okusun anlasın diye verdiğim zaman verdiği tepki çok kötüydü ve bende o günden sonra sustum. Ve bunun üzerine binlerce sorun ve yine aklımızda bir soru ben biz niye dünyaya geldik yaşamaya ama bir cevap yok.

İşte ondan sonra en yakınımız şarkılar ve hayallerimiz olur helede küçük savunmasız bir kız çocuğun. Ama gün geldiğinde küçük kızın elinden onları da alıyorlar elinden birşey de gelmiyor kızın ama yinede tutunmaya çalışıyor hayata mutluluğa. Gün bir gün geliyorki kıza sevdiğide yardım etmiyor edemiyor kız konuşsa bir türlü konuşmasa bir türlü. Ne demek istediğimi anladınız sanırım eğer bu küçük kızın hayatını okumak istiyorsanız yorum yapmanız veya beğenmeniz yada mesaj atmanız yeterlidir. İlk yazım umarım beğenirsiniz. 

okur

Yazar: Wolkibarni

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum