Sesin Gücü

Sesin Gücü

Şşş… Sessiz ol…

Bak bi’, bi’şey dicem;

 

Journal of Neuroscience’ın 2012 yılında yaptığı araştırmaya göre 16 katılımcı bir MRI cihazına bağlanmış ve 74 farklı ses dinletilerek onları en çok rahatsız edenleri oylamaları istenmiş. Katılımcılar bu sesleri duyduklarında beyinlerindeki belirli bölgelerin daha aktif hale geldiği görülmüş.

 En sinir bozucu sesler şu şekilde belirlenmiş; 

1. Cam şişe üzerindeki bıçak 

2. Cam üzerindeki çatal 

3. Kara tahta üzerindeki tebeşir 

4. Cam şişe üzerindeki metal cetvel 

5. Kara tahtayı kazıyan tırnaklar 

6. Kadın çığlığı 

7. Spiral makinası 

8. Bir bisikletin sıkılan frenleri 

9. Ağlayan bir bebek 

10. Matkap

 

En az sinir bozucu olarak belirlenen sesler ise;

1. Alkış 

2. Gülen bir bebek 

3. Gök gürültüsü

4. Su akıntısı

 

Ben, sinir bozucu seslere korna sesini de eklemek istiyorum. Hani yersiz yurtsuz, tatsız tuzsuz, nahoş ve aha da aynı bu özellikte insanlar tarafından gereksizce kullanılan zımbırtı olan kornanın sesi. İvit…

 

Neyse asfalyaları attırmaya gerek yok durduk yere.

Bakalım belki şurda da sevimli ve bir o kadar da gerekli bir araştırma daha vardır… ツ 

 aa… Varmış…

İngiliz Ses Terapisi Akademisi de kadınlarla yaptığı bir deneyin sonucuna göre, dünyanın en rahatlatıcı şarkısını; Weightless olarak belirlemiş. (Marconi Union) Stresli bir ortamda şarkıyı dinleyen hatun kişiler, bir güzelleşmişler ki, sormayın gitsin. ツ 

 Dünyanın en rahatlatıcı şarkıları da şöyle sıralanmış; 

 1. Marconi Union – Weightless

2. Airstream – Electra

3. Dj Shah – Mellomaniac

4. Enya – Watermark

5. Coldplay – Strawberry Swing

6. Barcelona – Please Don’t Go

7. All Saints – Pure Shores

8. Adele – Someone Like You

9. Mozart – Canzonetta Sull’aria

10. Cafe Del Mar – We Can Fly

 

Gönül isterdi ki; şu araştırmaların içinde bizden de bir şeyler olsun. Aman, olsa n’olur gerçi, onların onayına mı kaldık zati, hıh?!. ツ 

 Örneğin;Bir ‘Neva’ makamı dinlememişler ki, bilsinler nasıl olurmuş her manada güzelleşmek…

Bu makam, insana lezzet ve ferahlık verir.Gece ve kuşluktan ikindiye kadar olan zamanda etkisi fazladır.Göğsün sağ tarafına, böbreklere, omurilik, kalça ve uyluk bölgelerine etkisi vardır.Üzüntüyü giderir ve lezzet verir.Gönül okşayan makam adıyla bilinir.Kötü fikirleri kovduğu, cesaret ve yiğitlik verdiği, gönül sevinci oluşturduğu ileri sürülür.

 Bkz. 

“Ses, sonik bir besindir. ( Ses dalgaları ) Vücudu, aklı, ruhu besleyip destekler.Belli seslerin beyin ve sinir sistemlerimizi şarj ettiği görülmüştür.Beyin yüksek frekansla enerji sağlar.Yani 5000 Hz. ila 8000 Hz. arasındaki müziklerin dinlenmesi gerekir.”

Prof. Alfred A. Tomatis (1920-2001)

Neva makamına; “Gel Gör Beni Aşk Neyledi” örnek ve tavsiye olarak verilebilir.

Ben yürürüm yana yana

Aşk boyadı beni kana

Ne akilem ne divane

Gel gör beni aşk neyledi

Gah eserim yeller gibi

Gah tozarım yollar gibi

Gah akarım seller gibi

Gel gör beni aşk neyledi

Akar suların çağlarım

Dertli ciğerim dağlarım

Şeyhim anuban ağlarım

Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni

Ya vaslına erdir beni

Çok ağlattın güldür beni

Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile

Şeyh anarım dilden dile

Gurbette halım kim bile

Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm

O yari düşte görürüm

Uyanıp melül olurum

Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim

Baştan ayağa yareyim

Dost elinde avareyim

Gel gör beni aşk neyledi

Yunus Emre

 ღ

“Aşk kime benzer?” dedi.”Aşk bir Neyzen’e benzer” dedim…”Aşk bir Neyzen’e benzer ise, biz neyiz?” dedi.”Evet” dedim, “Çok doğru. Aşk bir Neyzen’e benzer ise; biz Ney’iz!

Mevlana

 ღ

Bazen en güzel ses; sessizliğin sesidir. Adeta bir terapi gibi gelir ara sıra sessizlikte kalmak. Beyni boşaltmak, zihni dinlendirmek, iç sesi dahi susturmak gerekir bu zamanlarda ki, gerçek anlamda bir huzur sağlanabilsin.Bazen susmak ve sadece dinlemek lazım… Yoga ya da meditasyon dediğin şeyler de zaten bu manalara gelmiyor mu? Kendinle, kendince kalabilmek…Bazen de dua etmektir bu. Herkes, kendine göre bir yol bulmalı terapi tadında dinlenebilmek ve kendini dinleyebilmek için. 

Dene ve öğren. Öğren ki, huzur bulasın ve yaşamın içindeki sorunlarla daha iyi başa çıkasın.

 Ne demiş Dora Paşa;

“Sen sus, ben dinlerim.”

 Bkz.

“Kendi çıkardığımız ses, en çok şifa veren enstrümandır.Kendi kendimize çıkardığımız sesler vücudumuzun salgıladığı değişik kimyasallara ve hormonlara (dopamin, oksiitosin, serotonin ve endorfin dahil) yardım etmede en mükemmel yol olarak tavsiye edilmektedir.Bu nöro kimyasalların çoğu ağrıyı azaltır ve bizi vecd halinde bile hissettirebilir.Dr. Ranjie Singh bazı seslerin vücudun yirmi dört saatlik ritmini düzenleyen ve uykuyu zenginleştiren hormon olan melatonin salgısını tetiklediğini, mükemmel bir araştırma sonucu ortaya çıkarmıştır.”

Jonathan Goldman (Seslerin Gizli Gücü, 2010, Sınır Ötesi Y.)

 ღ 

 “Ses, pek çok kullanımıyla göz kamaştıran bir araç şekline gelmiştir.Işınlar molekülleri kırabilir veya yeniden düzenleyebilir, maddenin kristal yapısını kontrol edebilir, hatta cisimleri veya sıvı damlacıklarını havaya kaldırabilir.Diğer bir deyişle, SES duyma hissi yaratan, sadece kulaklarımızdan ve beynimizden giren bir enerji değildir.Ayrıca HÜCRESEL YAPIMIZIN, İÇİNE GİREN VE MOLEKÜLLERİMİZİ YENİDEN YAPILANDIRAN YETENEĞE SAHİPTİR.Bu olağanüstü niteliği, sesin tedavi için gerçek gücünü tanımamız gereklidir.” diyor uzmanlar…

 ♫♥♪♥♪♥♫ Music Is The Best Medicine In The Universe ♫♥♪♥♪♥♫ 

Müzik, ruhun gıdasıdır gerçekten. Ve çok iyi bir ilaçtır.Ruh haline göre, o an hissettiğin duygulara göre, canın sıkıldığında ya da mutlu olduğunda, dinlenmek veya dans etmek istediğinde sevdiğin bir müziği dinlersin. Ritmi takip eder, kendini notaların akışına bırakırsın. Geçmişe dalar, geleceği hayal eder, rüya alemine girer ya da kendini melodiye kaptırıp hareketlenirsin.Birini hatırlarsın, bir anını hatırlarsın, gençliğini hatırlarsın, özel bir günü hatırlarsın veya hiç tanımadığın muhteşem duygulara kapılırsın. Çünkü illaki kulağından girer, ruhuna gider müzik. Sevdiğin bir melodiyi, şarkıyı aç ve kulaklarınla değil, ruhunla dinle müziği. Farkı hissedeceksin. Başkalarına bakma, sevdiğin müzik türüne kendin karar ver. Sor bakalım ruhuna, o an hangi tarzda keyiflenecek? Aç sesini, aç aç…Ben şimdi bir doz alacağım mesela…Benimle birlikte dinlemek istersen diye de, paylaşacağım. 

Şifa Niyetine ღ 

ღ Bu yazı ve içindeki seslerin sana huzur vermesini diliyor, güzel hayaller ve gerçekler diliyorum.Kulaklarının pası, gönlünün yası siline…Afiyet olabilir. ღ

 

Sağlıcakla Kal

 

İklim´in Dora´n

I’ll take a dose of that…

Genadi Tkachenko

https://www.youtube.com/watch?v=q8TYoX9wtGM

 Gel Gör Beni Aşk Neyledi /Neyzen: Eyüp Hamiş

 https://www.youtube.com/watch?v=g9VjiTDbVDk 

Seher Yeli – Erkan Oğur

https://www.youtube.com/watch?v=zXSoyUUDvcQ

Göksel Baktagir – Hatıra Defteri

https://www.youtube.com/watch?v=napK_4UAprA

Kalben – Haydi Söyle

https://www.youtube.com/watch?v=CVHHLh99B3Q

Sattas – Yalan Dünya

https://www.youtube.com/watch?v=7T30yU11La8

Rue du soleil – Missing

https://www.youtube.com/watch?v=AVKaT9vY6uI 

Ferran Savall – Paris

https://www.youtube.com/watch?v=g_oZPnYcync

IU – Loving you 

https://www.youtube.com/watch?v=mXZ8-yJUpfw

Michael Grimm Fallin 

https://www.youtube.com/watch?v=lgjRQ0Kwq3U

Imany – You Will Never Know

https://www.youtube.com/watch?v=L4tF9EnbcxU

Sade

https://www.youtube.com/watch?v=GNCK5ShO84k

Sade – Love Is Found 

https://www.youtube.com/watch?v=15WDBuvovXo 

Caro Emerald – A Night Like This

https://www.youtube.com/watch?v=74LXx0wSqMI

Rapor Et

okur

Yazar: iklim dora

1990 yılında, TV-Radyo Programcılığı ile eğlenceli ve hep istediğim bir dünyaya girerek, bugüne ulaştım. Televizyonun getirisi olarak, tiyatroya başladım. Özel bir tiyatroda, saygıdeğer hocam ile alaylı olarak yetiştim. Birçok oyundan sonra, tiyatroya ara verdim.

Yazmaya ‘günlük’ tutarak başladım ve çocukluğumdan bu yana devam ettim. Her daim amatör ruhla ve henüz olgunlaştığımı düşünüyor olmasam da Dijital Sanat’tan; “Yalnızlığın Muhallebi Kıvamı” adlı kitabımı çıkardım. Çok keyifli… Diğerleri de yolda…

Sevdiğim bu tüm işleri, sadece kendim için yapıyorum. Yani popüler deyimle ‘meşhur olma’ hayalim yok. Çünkü her ne iş yaparsak yapalım, kendimiz için ve sadece kendimizle yarışarak yaparsak manevi olarak da iç huzurunu yakalayabildiğimize inanıyorum. Ve tabii illaki profesyonel mantıkla, amatör ruhla, hobi tadında…

Yaptığınız işe, sevdiğiniz insanların manevi destekleri çok önemlidir. Bir de sevdiği işi yapabilen şanslı insanlardan iseniz, değmeyin keyfine.
Hayat, sevdiğin ve istediğin şeyleri yapabildiğin sürece güzel ve anlamlıdır diye düşünüyorum. Ve ben de tüm bu işleri yaparken kendimi dünyanın en güzel, en yetenekli, en güçlü kadını gibi hissediyorum. Çünkü aynı zamanda bana can-ı gönülden destek olan bir eşim var ve buradan ona tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Hayatı hafife almamakla birlikte, çok da ciddiye almayan biriyim. Pollyanna’cılık değil ama her daim pozitif olmak ve düşünmek gerektiğine inanırım. Bu yüzden negatif enerji yayan, başkalarının acılarını ve üzüntülerini önemsemeyen ve vicdanı sızlamayan insanlardan uzak durmaya çalışıyorum. Tüm bu sebeplerden ötürü de, yazıyorum. Yazmak, en güzel terapi yolu. İşte bu yol; pek güzel bir yol. Tavsiye ederim.

Bakmak, incelemek isterseniz diye:

https://www.kitapsozler.com/iklim-dora-roportaj/

https://www.wattpad.com/user/iklimdora

http://www.birazoku.com/yalnizligin-muhallebi-kivami-iklim-dora-digital-sanat-yayincilik

http://yazarkafe.boomads.com/Site/31402/iklimdora-blogspot-com

İlk YazımBlog Yazarı

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları