sevişen çift

Seksin Hiçbir Türlüsünün Bedava Olmadığı Gerçeği

Şimdi…

Ya valla çok zor konu, lafa nereden gireceğimi bilemedim 🙂

Küçük bir itirafla başlayayım: Aşağıda yorumlarda oluşabilecek olası linç girişimlerine karşı bu yazıyı yeni açtığım hesaptan yazıyorum (evet, üyelerden biriyim 🙂 ). Tepkileri beğenirsem arada böyle küçük çılgınlıklara devam edebilirim belki de, kim bilir 🙂 Abartıya kaçmadan yer yer küfürlü bir dille karşılaşabilirsiniz.

Ayrıca anam bacım da var, kadınları da severim.

Tamam mı? Anlaştık mı? O zaman başlıyorum.

Bedava seks diye bir şey yok arkadaşlar!

Eskiden hep paralı sekse karşı çıkmış bir insandım, ta ki parasız seks diye bir şey olmadığını fark edene kadar. Bunu fark ettiğimden beridir de insanların seks için para vermediklerini iddia etmeleri bana çok saçma gelmeye başladı.

Düzenli aralıklarla eskorta giden tiplerle tanışmışlığım var. Daha gençken, 18-20 yaşlarında diyelim, eskorta gitmek (hayat kadını, fahişe, ne diyorsanız artık…), seks için para vermek bana dünyanın en saçma fikri gibi geliyordu. Yapanları da anlamıyordum. Bana göre cinsel ilişki, sadece seksten ibaret olmamalı. Sevişmenin, seksi de içine alan daha kapsamlı bir süreç olduğuna inanıyorum ve bu süreci baştan sona yaşamadıktan sonra bir şeylerin hep eksik hissettirdiğini düşünüyorum.

Sonraları ne olduysa oldu, bu fikrim yavaş yavaş kırılmaya başladı. Yalnız “ulan bi de pişkin pişkin konuşuyosun, ilk kerhane anını da anlat bari” diye düşündüyseniz kalbimi kırdınız, teessüf ederim. Kırıldı derken olumlu yaklaşmaya başladım demedim. Benim gibi anlamsız sekse mesafeli yaklaşan biri için hala pek bir şey ifade etmiyor bu para karşılığı seks olayı.

Seksin Hiçbir Türlüsünün Bedava Olmadığı Gerçeği

Gel gelelim ki yaş ilerledikçe bunun da bir “business” olduğunu, hizmet sağlayıcı ve müşteri arasındaki basit bir alışverişten ibaret olduğunu fark ediyor insan. Aslında uyuşturucu ticaretinden pek bir farkı yok. İkisinin de yasak olmasının sebebi öyle pembe gözlüklü arkadaşların zannettiği gibi genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı şeyler olmaları falan değil. Tek bir sebebi var, o da devletin bu sektörleri vergilendirememesi. Hadi uyuşturucunun türüne göre etkisi değişir. Sadece uyarıcı olan var, sentetik olan var, sigara alkol gibi yasal olanı var… Ama seksi vergilendirmek imkansız gibi bir şey (genelevler devlet kontrolünde olduğu için onları saymıyorum, benim kastettiğim tamamen bireysel ticaret). Kısacası devlet “benim haracımı vermiyorsan siktir git sen de ekmek yeme” demeye çalışıyor. Ama her neyse konumuz bu değil…

Bu işin “paralı seks” kısmıydı. Bir de sözde “bedava” olan seks var. Ama ben burayı da ikiye ayırmayı tercih ediyorum.

  • Bedava seks üzerinden iş modeli oluşturup tezgah açanlar (gold digger / servet avcısı olarak da bilinirler).
  • Bedava seks hayatı olan normal, sıradan, ortalama insanlar. Hatta bunları da evlilik öncesi ve evlilik sonrası olmak üzere kendi içinde ikiye bölebiliriz.

Birinci Tayfa: Gold Diggerlar

Bunların olayı zaten malum. Zengin bir erkeğin parasına konmak için çeşitli yöntemlerle sözde bedava olarak seks sunarlar. Tabii bunun da bin bir türlüsü var. Kimi kadın bunu erkeğin duygularıyla oynayarak, onu gerçekten sevdiğine inandırarak yapar. Kimisi çeşitli katakullilerle adamı boşayıp mallarına çöküp üstüne bir de kendine ömür boyu nafaka bağlatır. Kimi zaman ise erkek de bu durumun farkındadır ama o kadar zengindir ki umurunda bile olmaz. Bunun da en uç noktası, yani bu farkındalığını da hiç saklamadan ve umursamadan gösterdikleri ilişkilere giren erkeklere “sugar daddy” denir. Sugar daddy nedir diye soran olursa iki kelimeyle anlamanızı sağlayabilirim: Ali Ağaoğlu.

poz veren g-stringli kadın

Türkiye’nin sugar daddy denince akla gelen ilk ismidir muhtemelen Ali Ağaoğlu. Aslında böyle yekten isim vermem ne kadar doğru olur diye bi tereddüt etmedim değil, ama sonra biraz düşündüm ve beraber olduğu genç sevgililerinden gururla kendi malı olarak bahseden çılgın bir troll olduğunu hatırlayıp kahkaha attım. Ali Ağaoğlu şu yazdığım yazıyı görse, muhtemelen olaya ne kadar duygulardan uzak, sadece “business” gözüyle yaklaştığımı görüp takdirle karşılar, üstüne yazıyı beğenip, bir de inip aşağı “Ahahaha verdim şukunu piç” diye yorum bırakır 🙂

Neyse, bu tayfanın profili üç aşağı beş yukarı zaten bellidir, hemen hemen herkesin de kafasında birileri canlanmıştır. Şimdi asıl çoğunluğu ilgilendiren kısma geliyoruz.

Seks Hayatı Olan Geri Kalan Herkes

Şimdi burayı da evlilik öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırabiliriz demiştim. Aslında bu ayrım evlilik öncesi sekse karşıysanız sizi pek ilgilendirmeyebilir.

Bu arada konudan saparak çok kısa bir şeye daha değineceğim yeri gelmişken. Kişisel olarak, BAŞKALARINA KARIŞMADAN, evlilik öncesi sekse karşı olmayı sonuna kadar anlarım ve saygı da duyuyorum. Bunu eleştiren de neyi niye eleştiriyor anlamış değilim. Sen evliliğe kadar beklemek istemiyorsan git seviş zaten. Ama “kendim seviştiğim yetmez, sevişmeyenlere de laf atmam lazım” diye düşünüyorsan, kendi hayatında aldığın boktan kararların getirdiği pişmanlıkları bastırmak ve kendini daha iyi hissetmek için başkalarına sataşan bir yıkık olabilirsin, acilen yardım almayı düşün.

Tabii aynısı tam tersi senaryoda karşı taraf için de geçerli. “Ben kendimi karıma/kocama saklıyorum, saklamayanlar da aşağılık birer orospudur” diye sik kırığı gibi konuşursan, sen de bastırılmış cinsel dürtüleri yüzünden “benden başka herkes sevişiyor” kafasına girip, kendini daha iyi hissetmek için sürekli başkalarının ne kadar namussuz olduğuna dem vuran ve kendini iffet timsali gibi lanse eden bir yıkık olabilirsin, acilen bir eskorta gitmeyi düşün.

Gördünüz mü o eskiden karşı olduğum sektör yeri gelince nasıl da faydalı olabiliyor 🙂 Bu vesileyle bugüne kadar sundukları hizmetin önemini anlayamadığım, GÖNÜLLÜ OLARAK ÇALIŞAN tüm seks işçilerine kolaylıklar diliyorum. Şimdi dönelim konumuza.

denizde birbirine sarılan çift

Evlilik Öncesi

Bildiğimiz üzere ergenlikle beraber insanın kanı ufaktan kaynamaya başlıyor 🙂 Cinsel deneyim hevesiyle bi tarafının doğrultusunda giden her erkeğin de şu hayatta suratına çarpan ilk acı gerçek şudur ki, kızlar parasız erkeğe bakmaz. Kadınlar, sosyal statü olarak kendilerinden üstün olan erkeklere ilgi göstermeye programlıdır. Türümüzün devamlılığı için evrimsel süreçte gelişmiş hipergami isimli bir mekanizmadır bu. Kadınlar onları maddi şeylerle hoş tutmanızı ister. İleride evlenip aile kursa ya da çok para kazansa dahi, bu yaşlarda beş parasız, çulsuz olan erkeklerde gençlikteki o yaşayamamışlıktan ötürü orta yaş krizleri görülmesi olasıdır.

Tabii kadınlar için de hayat her zaman mükemmel değil. Onlar da hipergamiden ötürü parası pulu olan, eli yüzü düzgün, yakışıklı ve revaçta olan erkekleri elde etmek istiyorlarsa bi ton para saçmak zorunda kalıyorlar. Sen istediğin kadar doğal olarak güzel ol, illa ki o beğendiğin çocuğun gözü, her tarafına bi ton para saçmış ve seks oyuncağına dönmüş kızlara kayacak. E bu durumda bu doğal güzel kızlarımız da istemese bile şekle şemale, görünüşe önem vermek zorunda kalıyorlar.

Evlilik Sonrası

Geldik asıl fırtınaların koptuğu yere.

Evlilik sonrası tipik hikaye genelde bellidir. Kadın ev, araba, beyaz eşya, mobilya, üst baş, takı, son teknoloji ürünler, tatiller vs. ister durur. Bunları temin etmek için yüklü borçların altına giren erkek de bir süre sonra karısı tarafından “sürekli işte olmakla” ve “karısıyla yeterince ilgilenmemekle” suçlanır. Bu dırdırlara dayanamayan adam da kendini alkole vurur, mangal başında futbol muhabbetlerine teslim olur, diğer kader mahkumu arkadaşlarıyla dertleşerek huzur bulmaya çalışır. Bu sırada da ilgi göremeyen karısı tarafından boynuzlanır. Öğrenir de boşanma davası açarsa, borçla aldığı o evi mahkeme zoruyla karısına verip bir de her ay nafaka öder. Bi yandan da evin kalan kredisini ödemeye devam eder ki karısı evde yeni tokmakçısıyla rahat rahat vakit geçirebilsin.

Bence Tanrı sikildiğimizi anlayamayalım diye biz erkeklere penis vermiş olabilir. (Eğer öyleyse de oyunu bozdum. Ben 1-0 Tanrı)

Tamam, tamam. Çok iç karartıcı bir ihtimalden bahsettim, haklısınız. Bi de şu var mesela, onu dinleyin:

Adamla kadın evlenir. Kadın hamile kalır, kilo alıp bi güzel şişer, çocuk doğurup işini gücünü bırakır, çocuğuyla ilgilenir. Değil kocasına, kendine bile ayıracak vakti kalmaz, varı yoğu çocuğu olur. Zerre kadar ilgi görmeyen ve karısını da artık çekici bulamayan erkek, evlilik öncesi o heyecanlı günleri özler ve eve uğramaz olur. Cepteki parayı son kuruşuna kadar içkiye, karıya kıza, gece alemine yatırır. O kendini gençliğindeki gibi ava çıkmış zanneder. Halbuki artık 20 yaşında değildir ve asıl av kendisi olmuştur. Peki o gece kulüplerinde böyle tipleri avlayan kimler vardır dersiniz? Evet, sugar baby dediğimiz gold diggerlar.

İşte hayat böyle lanet, böyle pis bir yerdir sevgili okurlar. Bu hayatta hiçbir şey bedava değildir. Unutmayın ki bedava peynir sadece fare kapanında olur.

Çok konuştum, benden bu kadar olsun. Buyurun yorumlara bekliyorum 🙂

Not: Başlıkta “seks” görüp göz zinası yapmak için tıklayanları da eli boş göndermeyelim 🙂 Buyurun rastgele bir seksi kadın fotoğrafı:

bahçede gezen kadın

okur

Yazar: Tesla

Burada yaptığım paylaşımları dikkate alıp hayatınızda uygulamaya kalkmayın, mesuliyet kabul etmem.

Blog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

7 Yorum

  1. “Bence Tanrı sikildiğimizi anlayamayalım diye biz erkeklere penis vermiş olabilir. (Eğer öyleyse de oyunu bozdum. Ben 1-0 Tanrı)”

    Bu ne güzel yorumdur ya 😀 Tam iki lafından biri küfür diye laf yetiştiricektim ki buraya gelince istemsizce güldüm 🙂 Çok haklı tespitlerin var, tebrik ederim.