Rüstem ve sührab'ın hikayesi

Rüstem ve Sührab’ın hikayesi Şehname’de geçer. Şehname, Firdevsi’nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir. 977 ila 1010 arasında yazılmıştır. 60.000 beyit civarında hacme sahiptir. Tek şair tarafından yazılan en uzun epik şiirlerdendir.

Rüstem ve Sührab’ın hikayesi. İran’ın en büyük kahramanı Rüstem sadık atı Rakş’la ava çıkar. Bu sırada farkına varmadan İran sınırını geçip Turan ülkesine girer. Geceyi geçirmek için konakladığı bir sırada atı hırsızlar tarafından çalınır ve Şamangan kentinde bir haraya götürülür. Rüstem sabah uyandığında kaybolan atını aramaya başlar ve sınırın ötesindeki ilk şehir olan Şamangan’a varır. Ünü Turan ülkesine kadar yayılmış olan Rüstem şehirde çok iyi karşılanır ve onuruna bir şölen verilir. Atını bulmaya da söz verirler. Şölen bittiğinde odasına çekilir ama gece yarısı bir misafiri olur. Şamangan şahının kızı Tahmine Rüstem’i çok beğenmiştir ve böyle bir kahramandan çocuğu olsun ister. Rüstem de Tahmine’yi beğenmiştir ve onun isteğine karşı gelemez, birlikte olurlar. Sabah Rüstem Turan’a dönmek için bulunmuş olan atı Rakş’la yola koyulur ama gitmeden önce Tahmine’ye hatıra olarak bir bilezik bırakır.

Dokuz ay sonra doğan oğluna Sührab adını koyar Tahmine. Sührab babasına çok benziyordur ve küçücük bir çocukken bile gücünden söz ettirir. Genç bir erkek olduğunda annesine babasının kim olduğunu sorar. Tahmine babasının Rüstem olduğunu söyler ve ona bıraktığı bileziği verir. Bunu öğrenen Sührab onu bulmak için İran’a gitmeye karar verir. Şamangan şahı olan dedesinden kendisine bir ordu kurmasını ister. Dedesine söylediği amacı, Rüstem’i bulmak ve Keykavus’u devirerek onu İran şahı yapmaktır. Aslında Sührab’ın başka bir planı daha vardır. Babası İran şahı olduktan sonra geri gelecek, Turan’ın şahı Afrasyab’ı (Alp Er Tunga) devirerek kendisi de Turan’ın başına geçecektir. Böylece baba oğul İran ve Turan’ın, yani bütün cihanın hakimi olacaklardır.

Sührab’ın bir orduyla İran’a gittiğini öğrenen Afrasyab şeytanca bir plan düşünür. En güvendiği komutanlarından biri olan Baruman’ı bir orduyla Sührab’a yardım etsin diye gönderir. Baruman’ın görevi ne olursa olsun Sührab’ın babası Rüstem’i tanımasını engellemektir. Çarpışmalar öyle bir ayarlanacaktır ki, Rüstem ile Sührab karşı karşıya gelecekler ve Afrasyab her ikisinden de kurtulmuş olacaktır.
Yola koyulan Sührab İran sınır boyundaki bir kaleyi ele geçirmekte zorlanmaz. Bu arada Sührab Hodşir’i yakalamıştır (Keykavus’un adamlarından biri). İran şahı Rüstem’den yardım ister ve Rüstem de ordusuyla Sührab’ın ele geçirdiği kentin yakınlarına kamp kurar.
Sührab esir ettiği Hodşir’i yanına çağırtır ve uzaktan da olsa görebildikleri komutanın kim olduğunu kendisine söylemesini ister. Hodşir Sührab’ın niyetinin bir tuzak kurmak olduğunu düşünür ve komutanın kendisinin de tanımadığı bilinmeyen bir savaşçı olduğunu söyler. Rüstem’inse Keykavus’la kavga ettiğini ve orduya katılmadığını anlatır.
Ertesi gün savaş alanında önce kahramanlar karşılaşır. Zırhlara büründükleri için birbirlerinin yüzünü göremezler. Şimdiye kadar hiç yenilmemiş Rüstem, genç savaşçının gücü karşısında şaşırır. Bütün gün süren mücadelede kılıçlar, kalkanlar parçalanır. Rakibinin gücü karşısında onun babası Rüstem olabileceğinden şüphelenen Sührab, ona kim olduğunu sorar. Rüstem yanıt vermez. Akşama doğru omzuna bir gürz darbesi alan Rüstem yere düşer. Sührab hançerini çekmiş, ölümcül darbeyi indirmek üzereyken Rüstem: “Gerçek kahraman rakibine bir şans daha verendir.” der. Sührab bunun üzerine rakibini bağışlar. Rüstem savaş alanını terk eder, ertesi gün insanüstü gücünü kuşanır, savaş alanına öyle çıkar. İnsanüstü gücü sayesinde de hemen dövüşün başlangıcında Sührab’ı yere serer ve hançerini rakibinin göğsüne saplar. Sührab ölürken, ona Rüstem’in oğlu olduğunu söyler ve bileziği gösterir. Tanımadığı savaşçıya babası Rüstem’in intikamını mutlaka alacağını söyler. Rüstem bir aslan gibi kükreyerek ağlar ve bayılarak kendinden geçer. Rüstem kendi babası tarafından öldürüldüğünün farkına varır.
Sührab acı içinde ama mutlu ölümü bekler. Babasına, onun hiçbir suçu olmadığını, kendisinin dünyaya babası tarafından öldürülmek üzere geldiğini anlamış olduğunu söyler. Babasından tek istediği, her iki orduyu da geri çekerek barışı sağlamasıdır.
Rüstem savaşa son verdikten sonra İran’a dönmez ve yasını tutmak için çöle doğru yola düşer.

Kaynak:radikal.com

!!Bu hikayeyi Orhan pamuğun kırmızı saçlı kadından okuduğum zaman çok şaşırmıştım böyle bir şey nasıl olur,kader ağlarını nasıl örmüş diye. 

Önceki hikayedede öidupus’un hikayesini paylaşmıştım.zaten Rüstem ve sührab’ın hikayesi de öidupus’un tersten okunuşu diye biliniyor.

Haftanın kitabı: Orhan pamuk’tan kırmızı saçlı kadın okuyun,okutun 

Hatalarım varsa kusura bakmayın.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum