Ruhumuz Kimde?

Bir çok kez ruhlarımız eziliyor ve diğerlerine büyük olma izni veriliyor. Meraklı komşularımız, akrabalarımız, rastgele teyzelerimiz, hatta ebeveynlerimiz tarafından yaşanan travmanın sorumluluğu yoktur. Saygının ve itaatin iki farklı şey olduğunu sık sık unuturuz, büyükler bizi bir şeyler yapmaya zorluyorsa, hayır deme hakkımız kaybolur. Çünkü saygı ve itaat arasında ayrım yapmamız öğretilmez. Büyüklerimiz bize bildiklerimizi öğretiyor. Bizim de duygularımız olduğunu anlamalarına kim yardımcı olacak? Bize büyüklere saygı duymayı öğreten aynı kişiler değil miydi ama aynı zamanda sizden küçük olanlara karşı nazik. Bunu neden unuttular? Her alanda bir kısıtlama ile karşılaşıyoruz. Genelde ailemiz tarafından oluyor bu engelleme durumu bıraksalar ya dünyayı keşfetsek, anlamaya çalışsak olan biteni ikinci gözlemciye ihtiyaç duymadan tanımlamaya çalışsak. Şimdi umursamamaya gayret göstersek de, ilerleyen zamanlarda anlayacağız en güzel yaşlarımızın önüne duvar çekildiğini. Niye hiç sosyal değilsin diye soracaklar, ailem diyeceksin. Ama şunu bilin her şey bizim elimizde etraftan gelen seslere kulak asmazsak bir nebze de olsa ailemizin etkilenmemesini sağlayabiliriz. Hayatımızı hayatı kararmışların karartmasına izin vermeyin. Kendin için yaşa.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.