Rock / Metal aşkının tarifi

Kendimi tamamen serbest bırakmaya çalışıyordum . ama her seferinde sıkılmaya ve daralmaya daha fazla sürükleniyordum ister istemez . bu kontrol dışı oluyordu sanki görünmez bazı varlıklar yada ruhlar enerjimi her geçen an daha da emerek kendilerini besliyorlardı . Bu konuda bildiğim birkaç çözüm var ama en çok uyguladığım , yapamasam yaşamanın çok zor olacağı çözüm , asla vazgeçmemeyi sağlayan yöntem ; her yalnız kaldığında her gün isteyerek asla ihmal etmeyerek o eski unutulmaz şarkıları ölürcesine şarkıyı dinlerken o anı yaşarcasına dinlemek . o şarkılar ile bir bütün olmak . cahiller temsilcisi olan rahatsız ediciler her türlü oyunu oynasada insana aklını kaybettirmek için ; dinlediğim her büyük sanatçı ( bunların çoğunluğu artık yaşamıyor ) bana diyor ki ; sakın vazgeçme Tanrı kimseyi sonsuza dek geri çevirmez . unutsanda hatırlayacaksın , dayanamazsanda , sabredemesende mutlaka birgün kurtulacaksın ve o zamana doğru yaklaşıyorsun …diye söylüyorlar . işte bu yaşam kasırgasının içinde yol almaya çalışırken bazı zamanlar arayan çocuk olarak , bazende dışlanmış yetişkin olarak hayatta kalmaya devam ediyordum vefa duygusunu fazlası ile hissettiğim eski sanatçılara yani hiç göremesemde hiç yan yana oturamasakta çoğunluğu artık ölmüş olsada ben yinede onların hepsiyle tanışıyorum ve dahası dinlediğim keşfettiğim her büyük şarkıda sanki uzun zamandır o parçayı biliyormuşum gibi bir aşinalık ile sanatçı söylemeye devam ederken bende onunla birlikte bir yolculuğa çıkıyorum . arayan çocuk ve aynı zamanda dışlanmış yetişkin olarak . çünki cahiller temsilcisi ne kadar bana kötü sözler söylesede bir kulağım bütün dikkatiyle Bon Jovi yi dinlemeye ve söylediği dizeleri ruhumda hissetmeye devam ediyor .bu hal el ele tutuşmuş olan gerçek sanatçıların oluşturduğu rock müzik ruhunun dünyası ve bir sonu yok . ölmek ile son bulacak birşey değil . asla elveda edilebilcek birşey değil . gitar solosunun en unutulmaz yerini tekrar dinlerken bundan bıkmayacağımın farkındayım keşfetmeye devam ederek . ve birde bakıyorum queen grubu freddy mercury nin liderliğinde en çaresiz zamanda gelip elimden tutup beni kaldırarak Bon Jovi ye diyor ki ; endişelenme dostum , sen diğer sanattan anlayanlar ile ilgilenirken biz arayan çocuğu tutarız ve onunla birlikte yarınlara kanat açmaya devam ederiz hemde dışlanmış yetişkinlerin yalnız olmadığını bir kez daha hatırlamış olur ‘ … ve böylece freddy mercury amca ile kimsenin gitmediği cennete benzeyen yerlerde koşarak dolaşıyoruz . hiç yorulmadan , aklımıza hiç kötü birşey gelmeden …ah yüce tanrım bu sonsuza kadar devam etsin diyorum . ormanın derinliklerinde arayan çocuk ile birlikte ateş yakıp etrafında sabahlara kadarşarkı söyleyen queen üyeleri zamanın nası geçtiğini fark etmiyor , çünki mutluyken zaman çok hızlı geçer . . . bon jovi aşk ile haykırarak en güzel şarkılarını tekrar söylerken freddy amcayla selamlaşıyorlar . sanki 100 yıldır tanışıyor gibiler ..ben bunu anlamasamda yanlarında olduğum için gayet mutluyum ve başka bir yere gitmek istemiyorum derken ormanın uzak köşelerinden axl rose un sanat örneği olan çığlıkları ile söylediği ilham kaynağı sesi geliyor kulaklarıma ..tabi bu arada slash o kadar uzun elektrogitar sololarını insanın ruhuna dokunacak şekilde atıyor ki queen üyelerine geçici olarak veda edip guns n roses a doğru koşmaya başlıyorum . yanından geçtiğim ağaçlar dikkat et dışlanmış yetişkin bu ormanın başı var ama sonu yok diyorlar sevgi ve tecrübenin getirdiği bir vefa duygusu ile , çünki çok yaşlılar ve nice sanatçılara ilham oldular ..dalları yaprakları altında gitar çalan sıfırdan unutulmaz besteler yapan nice eski dostlara . . .koşarken yanımdan geçip giden ölmüş onlarca sanatçının ruhları ve yüzlerinin silüetleri bana devam et seni seviyoruz diye seslenip tebessüm ile teşvik ediyorlar . ne mutlu arayan çocuğa ki zaten gittiği yolda tek yürek tek ruh olmuş yüzlerce rock yıldızı var ..tabi cahiller temsilcisinin herşeyi unutturup enerjimi çalarak beni ölmekten beter hale getirmeye çalışmadığı zamanlarda bu duyguları yaşamak mümkün oluyor . ve birden yavaşlayarak axl rose a çarpmaktan son anda kurtularak baterinin üzerinden atlıyorum ve yarım yuvarlak çizerek dostum slash in yakınında biryere bütün orman ve kuşlar gibi bende söyledikleri şarkıları dinliyorum . dünden bugüne ve geleceğe kadar uzanan kenetlenmiş üstad sanatçılar herşeyi gönüllerince hissediyor ve bestelerin  büyüsüyle ne olduğunu bile anlamadan en can alıcı dizelerdeki – şiirlerdeki gibi gönül ferahlıklarını bitmeyecek şekilde sonsuza dek zamanın ötesinde yaşıyorlar ..ne güzel benide kabul ettiler . onlara minnettarım dışlanmış yetişkin olarak . kendilerinden biri olarak sevgi ile destek oldular arayan çocuğa ..bu desteğin – iyiliğin adı ise ; ilhamın hiç bitmemesiydi . düşünceler devam ederken guns n roses da şarkılarını söylemeye devam ediyordu , müthiş bir şekilde hiç yorulmuyorlardı ..sanki herzamankinden daha enerji doluydular . ormandaki atmosfer hippiler çağındaki özgürlüğün sesi gibi coşku sinerjisi ile devam eden canlıların orkestrasıydı . bu yerde kıskançlık , egoistlik , dedikodu , şiddet ve benzeri hiçbir şey olmadığı için şarkılarında , yeni bestelerinde , kardeşliğinde , özgürlüğünde bir sonu yoktu …rock müzik ruhunun egemenliğinin hüküm sürdüğü sanatçıların şahsiyetlerini barındıran sonu olmayan erdemliliğin kulaktan girip kalbe ve ruha ulaştığı unutulmaz efsane sanatçılar cennetiydi orası . çok acı çekenleri oraya kabul ediyorlardı biraz önce bon jovinin arayan çocuğu yani dışlanmış yetişkini elinden tutup kabul ettiği gibi …hiçbir çekişmenin ve kişisel hırsın olmadığı gerçek sanatın sonsuza dek devam ettiği bu yaşlı ormanda yol alırken ağaçların altında gitar çalan ve rock yaparken insanlığın adına haykıran kadim yıldızlar görmek mümkündür ..alışılagelmiş bir durum ormandakiler için ..herkes aynı sofraya oturuyor . ölmüş olanların ruhları ve hala hayatta olanlar ..paylaşacak o kadar çok şey var ki . . .sabah ışıkları görünürken guns n roses a bir süreliğine veda edip sakince kavalcının sesini dinlemeye koyuldum . ormanın en derin kuytularına kadar devam eden kavalcının sesi beni bütün kalbiyle çağırıyordu , arayan çocuk bu sesi bulmaya çalışarak ilerlerken bir anda ağaçların dalları rüzgarla şiddetle savrulmaya başladı ve led zeppelin den gelen kaval sesi kalbimin en derin yerlerine kadar işledi . jimmy page ve robert plant sanki tek bir kişiymiş gibi uyum halinde sanat yapıyorlardı , gözlerime inanamadım çünki ikiside çok genç yaştaydı ..benden bile daha gençtiler belki 20 lerin başlarında olabilirlerdi . gözleri ağaç yaprakları arasından süzülüp gelen güneş ışığının etkisiyle büyülü bir halde parlıyordu . led zeppelin ile birlikte tatmin olmamak elde değil . . .kaval sesi gitarın ritmi ve robert plant ın kendine has taklit edilemez şarkı söyleyişi ile kendinden geçmeyecek insan yoktur . yeterki gerçek sanata karşı biraz olsun vefa duygusu beslesin ruhunda , kalbinde . . .hiç anlamadım zamanın nasıl geçtiğini akşam olmuştu bile ve jimmy page in hala devam etmesini izleyerek ; ‘ nasıl olsa şarkının sesi uzaklardan bile duyuluyor’ diye düşünerek biraz orman meyvelerinin olduğu ilerlerdeki yüksek tarafa doğru yüyümeye başladım ..ağaçlar iyice sıklaşmış ve güneş ışığı akşamın da etkisiyle azalmıştı . gözlerimi açıp kapatırken led zeppelin in silüeti önüme geldi ve yavaşça dedi ki ; dikkatli ol arayan çocuk aynı zamanda sakin ol , cahiller temsilcisi sana zarar vermek için bir yol bulmak istiyor çünki o arayan çocuğu ve rock müzik ruhunu sevmiyor , sizden nefret ediyor temsil ettiği bütün cahillerin beyinleri ile birlik halinde bu ormandan seni çıkarıp enerjini çalmak hayata küstürmek ve intihara belki ölmekten beter olmaya götürmek için bütün gücüyle uğraşıyor dedi . led zeppelin in bu uyarısı ile bütün bedenim ve ruhum karıncalandı omurgamda bir soğukluk ile birlikte istemsiz şekilde ellerim titredi yalpalayarak devasa bir ağacın gövdesine başımı çarptım o anda yarı  baygın uykuya dalmak üzereydim . etrafta hiç rock yıldızı yoktu şarkıların sesi çok uzaktan kesik bir şekilde geliyordu . ve gözlerim kapandı .

Kapkaranlık sükun eden hiçlik kadar olmasada uykudayken , vefat etmiş olan sanatçılardan birçokları belki meraktan birazda yaşça küçük olmam sebebiyle beni ziyaret ettiler . Bu halden dolayı onlar gibi olmadığım halde sanki onlardan biriymişçesine artık kendimi ayrı görmemeye başladım. Cahiller temsilcisi ve beraberindeki korkunç düşünmekten yoksun bilgiden ve bilgelerden nefret eden insanlar sürüsü Rabbe hamdolsun ki bize öyle kolay kolay ulaşamıyordu . Aynı boyutta bulunmamıza rağmen sanki farklı boyutlardaydık. Tabi hala risk devam ediyor . Nede olsa o kötüler bu hastalıklı dünyada çoğunluğu oluşturuyor . Arayan çocuk ise bitmez huzurun peşinde bezginlikten arınmaya çalışarak dışlanmış yetişkin kimliği ile birlikte bunca haksızlıklara karşın müzik dinlemeye devam ederek yaşama mücadelesi veriyordu . Her melodi her farklı ritim bambaşka duygularla uçup kalbine konuyordu. Öyle ki neredeyse tamamen vazgeçtiği aşka bile yeniden kapı açacak noktaya getiriyordu güzel ruhlu dışlanmış yetişkini . Zaman işte böyle geçiyordu rüyaların hayallerin bitmediği uçsuz bucaksız ormanda sanki her ağacın ruhu başlıbaşına bambaşka bir dost misali . insan daha başka ne isterki ? bu arada heryerden elektrogitar soloları çılgınca gelirken gözlerimi açtım ve bu sese kulak verdim . insanın canını sıkacak gibi değildi , tam tersi melankolik mazoşizmi kişiye doruk noktalarına kadar hissettiriyordu . ‘ sanat evrenseldir ‘ sözünü tabiki anlıyorum fakat bu sanat evrensel olmaktan öte adeta sevenlerinin bağlılarının yaşam sebebi hayata bağlanma nedeni ve bu dünyada varolmalarını sağlayan bir yüce lütuftur .

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.