''PİSLİK NEDİR?''

Herkese selamlar, yakınlarda  bir mail aldım ve içeriğin uzunluğu fazlasıyla dikkatimi çekti. Mesaj başlığında büyük harflerle ”PİSLİK NEDİR” yazıyordu. Afalladım, o an için kendime pislik nedir diye tekrar tekrar sorduğumu hatırlıyorum. Bir süre sonra pislik denilince aklıma çöpten başka bir şeyin gelmediğini fark ettim cevap çöp ise ya da onunla ilgili herhangi bir şey , bu kadar uzun nasıl anlatılabilirdi ?

Mesajı açtım,  aynen şu şekilde yazıyordu :

Lise sondaydım…

Felsefe hocası derse girdi, “Arkadaşlar bana pisliğin tarifini yapar mısınız?” dedi…

Birer birer cevap verdik ama hoca hiçbirimizinkini doğru kabul etmedi.

“O zaman siz yapın tarifini hocam” dedik…

Hoca ayağa kalktı ve;

“Pislik, bulunmaması gereken yerde bulunan şey veya kişidir!” diye bir tarif yaptı…

“Nasıl yani?” dedik.

“Çok basit arkadaşlar…” dedi,

“Örneğin annenizin saçını öper koklarsınız. Ama o saçın bir telini dahi yemek tabağınızda görseniz iğrenirsiniz ve o saç pislik olur.”

“Yine tabağınızdaki yemeğin yağına ekmek banarak yersiniz ama o yağın bir damlası bile elbisenizin üzerine damlasa o yağ artık bir pislik olur sizin için.”

“Ve bir kimse bulunmaması gereken bir makamda bulunuyorsa eğer, unutmayın ki o da bir pisliktir.”

İnanın mesajı kaç kez okuduğumu dahi hatırlamıyorum. Mesajın içeriğinden midir yoksa şu sıralar iş arıyor oluşumun verdiği hissiyatlardan ötürü müdür bilmem çok etkilenmiştim. Bu mesaj bana cv bırakmak için gittiğim kurs merkezinin müdürü ile olan konuşmamı hatırlattı. Tabii ki bundan da bahsetmek istiyorum. 

Benim için her anlamda inanılmaz yoğun bir gündü. Arkadaşım ile cv bırakmak için birçok kuruma müracaat ediyorduk. Son bir kuruma daha onun ısrarıyla girdik , ısrar diyorum çünkü asla o kapıdan içeri girmeyi istememiştim. Ama birçoğumuzun içinden geçen o ses ”Belki de”… 

İçeri girdiğimizde bizi 6. kata yönlendirdiler. Girişte birkaç hoca tarafından karşılandık ne için geldiğimizi dile getirdik ve birisi yardımcı oldu cv’mi kurum müdürüne ileteceğini söyledi. O sırada odasında bulunan kurum müdürü açık olan kapıdan bizi izliyordu el hareketiyle yanına çağırdığını fark ettik ve odasına doğru yürüdük. Girer girmez saatini göstererek ” Bu saatte cv’mi getirilir ? ” sorusuyla bizi karşıladı. Diğer kurumlarda bu şekilde bir davranışla karşılaşmadığımız için afallamıştık diyebilirim. Sanki çok açıklama yapmamız gerekiyor gibi birde gün boyunca ne kadar yoğun olduğumuzdan bahsetmek zorunda kaldık. Oturmamız için işaret etti, karşısında bulunan koltuğa oturduk. İronik bir şekilde önünde bulunan kaseden yoğurdunu yerken göz ucuyla cv’me bakıyordu. Yüz ifadesini burada sizlere anlatmayı o kadar çok isterdim ki. 

ODTÜ tarafından aldığım sertifikaları görmüş olacaktı ki ”Bir insan nasıl  bu kadar çok şeyi bilebilir ?” Sorusuna alaycı gülümsemesini ekleyerek yüzüme baktı. Eğitimi alındığı taktirde birçok şeyin öğrenilebileceğini söyledim. Defalarca bu tarz insanlar tarafından denenmiştim bu yüzden inanın beynimde kelimeler bir şelale gibi durmadan akıyordu. Öğrenci Koçluğu ve Eğitim Danışmanlığı yaptığımı görünce bunun ne anlama geldiğini anlatmamı  ve kurumunda çalışmakta olan Rehber hocalardan ne gibi bir farkım olduğundan bahsetmemi istedi. Ben anlatırken sözlerimi yarıda kesti elini ”Boş anlatıyorsun” dercesine sallamaya başladı. Oysaki anlattığım hiçbir şey boş değil aksine eğitimin birkaç dersinden birebir almış olduğum cümlelerdi. 

Asla duruşumu bozmuyordum ama o an eğer torpilli olsaydım bana  bu şekilde davranmayacağını da zihnimden bir türlü silip atamıyordum. Soruları bu şekilde devam etti, cevap veremeyeceğim herhangi bir soru arıyordu. Durmadan beni sınıyor ,hevesimi ve umutlarımı kırmaya çalışıyordu. Ben ne kadar güçlü bir insan olduğumun gayet farkındaydım üstelik iş benim için bir mecburiyet değil seçenekti. Bu konuşmayı gerçekten işe ihtiyacı olan ve tek umudu bu alan olan bir genç ile gerçekleştirdiğini hayal edebiliyor musunuz ? Ben etmemeyi tercih ediyorum. Kimsenin hayallerinin ve heveslerinin bu kadar ucuz olmadığını düşünüyorum. İlgilenmeyecekseniz cv’mi alabilirim dememe rağmen ihtiyacı olursa belki çağıracağını söyleyerek isteğimi yerine getirmedi. Bu yazıyı okumasını çok isterdim lakin pek sanmıyorum çünkü blog yazarlığı yaptığımı duyduğunda ‘‘Ben anlamam o işlerden sadece mesaj gelir onu açar okurum” Şeklinde konuşmuştu. Benimle bu şekilde konuşan insanın eğitimci olması, karşımda yoğurt yiyor olmasından daha ironikti. 

Bazı iş verenler iş arayanların kendilerine muhtaç olduğunu düşünüyorlar ya görmezden geliyor ya da küçümsüyorlar bunu yaşayan ilk kişi olmadığımı bildiğim kadar son kişi olmayacağımı da çok iyi biliyorum. Bu konuda söyleyecek ve ifade edecek daha bir çok şeyim var fakat yazı bu kısmıyla bile birebir tanıdığım ve şu an çalışıyor olan birçok arkadaşımı fazlasıyla rahatsız etmiştir diye düşünüyorum. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.