Özgürlük, Diye Mırıldandı.

Hafiflemişti, omuzlarındaki tüm o koca yükü önündeki denize atmış dalgalarla birlikte yok olmasını izlemişti. Bu kadar basit işte, diye düşündü. Tüm o ağır yüklerden kurtulmak bu kadar basit. Ama değildi, bu kadar basit olmadığını biliyordu. Buraya gelene kadar göğüs gerdiği  bütün o zorlukları, dibin ne kadar derin olabileceğini ve oradaki canavarlarında ne kadar korkunç olabileceğini biliyordu. Bunların hepsini bizzat yaşamıştı fakat artık bunların bir öneminin olmadığının da farkındaydı, çünkü her şey o geçmiş denilen kara deliğin içinde kaybolmuştu.

Tüm o ruh emici düşüncelerden kurtulmak için derin bir nefes aldı ve deniz havasının ciğerlerini doldurmasına izin verdi. Özgürlük, diye mırıldandı. Deniz onun için hep özgürlük kokardı. İstediği her şeyi yapabilme cesareti veriyordu ona ve yapacaktı da! İçinde ukde olarak hapsettiği her şeyi serbest bırakacaktı. Bu kendisine ödemesi gereken bir borçtu.

Midesinden yukarı tırmanan kelebekleri, yapacaklarını düşündükçe kalbinin kulaklarında atmasının hazzını yaşadı uzun zaman sonra. Tüm o iyi gelen duygulara dört kolla sarıldı. Mutluydu, huzurluydu, canlıydı… Yalnızca etten ibaret değildi artık, ruhunun varlığını kabul etmiş, onu doyurmak için elinden geleni yapacaktı. O da diğer insanlar gibi hatta yapabilirse onlardan daha iyi bir hayat yaşamaya çalışacaktı.

yazar

Yazar: Do

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

7 Yorum