Ölü Duygular: “Hissizleşmek”

Kaynak belirtilmedi

“Hissediyorum beyler bayanlar hissizleştim.” İçimde anlam veremediğim duygularla mücadele içindeyim, içten içe tükendiğimi biliyordum fakat bu duyguya hangi isimleri vereceğimi bilmiyordum. Farkına vardım ki, ben birçok yönden tükenmişim. Sevgiyi tükettim, umudu tükettim, güveni tükettim. Hissedemiyorum, tarifi olmayan bir boşluğun ızdırabını çekiyor gibiyim. Önce bir insanı yeniden sevmeye çalıştım, çalıştıkça zoraki bir sevginin varlığını kabul etmeyi düşündüm. Gerçekten ilk defa bana değer veren bir insanın sevgisine sığındım, onun sevgisinde hislerime yeniden ulaşırım sandım. Fakat sadece sandım. Verilen değeri, sevgiyi, anlayışı, saygıyı kendi ellerimle ittim. Yapamazdım, hisssizleşmiş bir insan olarak o kişiye bu haksızlığı yapamazdım. Sevgi karşılıklı olmalıydı, emek tek taraflı olamazdı. Hislerimin anlamsızlığı içinde boğuşurken o kişiye bunu yaşatamazdım. Tükendim ve hissizleştim. Kalbimde doldurulamayacak kadar büyük bir boşluk var. Sevgiye aç bir ruh nasıl olurdu da hissizleşirdi? Anlamıyorum, sevgi gerçekten neydi ve nasıl hissedilirdi? Verilen sevgiye nasıl karşılık verilirdi ? Bunun için bir son yazdım bende.

Sevgiyi hak etmeyen insanlarda tükettikten sonra hissizleşmek mantıklı geliyor. Uzun zaman sonra birisinin sevgisine ve verdiği değere layık olamadığımı anladım. Bencil miydim? Hayır, o sevgiye karşılık vermeyi bilmezken bile çabaladım. Sevmiş gibi rol yapmaya devam edemezdim. İnsanın duyguları öldüğünde hissizleşirmiş, öyle oldu. Duygularım, sessiz melankolik bir şarkının melodisinde daima gizli olacak gibi. Sevmek, aslında zormuş. Hissetmek daha da zor. Anlıyor musunuz ya da anlayacak mısınız bilmiyorum. Fakat hissizleştiğimin bile bir izahı yok. Duygularım, körelmiş bir bıçağın ucu kadar acımasız ve umut vaat etmiyor. İnsan insana yara mıydı yoksa merhem miydi? Düşünüyorum, hissizleşmek de sevgi açlığından dolayı mı merak ediyorum. İstediğimiz sevgi o zaman neydi? Ya da benim gibi düşünenler daima hep karmaşıklığın ve belirsizliğin içinde mi yaşayacak? Hangi duygulara aidiz biz? Evet hissizleştim, hissizleştik. Denedim, gerçekten bana değer veren bir insanı sevmeyi denedim. Aklımla, mantığımla, kalbimle o sevgiye karşılık vermeye çalıştım. Ama hayır, belkide benim hissettiğim şey sadece o sevgiye karşı duyduğum mahcubiyetti. En azından bunu biliyorum, tükendiysem nasıl tekrardan hislerim olacaktı. Ruhum, başka bir ruhta neşe ve heyecan bulamadıkça bu çok zor galiba. İnsan, sevilmeden önce sevmeyi mi denemeli sizce? Ölen hisler tekrardan canlanır mı peki? Ruhlar, hangi duygularda buluşurdu? İçsel hesaplaşmamı buraya dökmek iyi geldi, çünkü hissizliğimi başka nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Peki insan gerçekten bir gün tamamen hissizleşebilir mi? Bu duyguları öldüren biz miyiz yoksa yine başka bir ruh muydu? 

Bazen, her şey yolunda gibi gözüksede olmuyor yinede. Sanki her şeyin yolunda gitmesi bir rüya gibidir ve bu rüya gerçek olamayacak kadar güzelse buna inanamamak da hissizleşmenin ana nedenlerinden birisi olabilir. İyi olmak, yeterli olmanın yetmediği bir karmaşıklığın içinde cevap bulmaya çalışan, hissizleşmiş biriyim.

Hissizleştim, ve bu bir anda olan bir şey değildi. Sinsi bir şekilde duygularımı yok eden şeytanvari bir şeymiş hissizleşmek. İnsana kendini daima suçlu hissettirecek türden bir duygu yok oluşu…Geçer mi? Hisler, bir ruhta tekrar canlanır mı ? Düşüneceğim…

/////

Uzun uzun yıllar sonra böyle bir yazıyla dönüş yapmak tuhaf, bu sefer de bir iç hesaplaşmayla geldim. Burada paylaşmak iyi geldi, ben böyleyim şuan. Siz iyi olun, hisleriniz daima açık ve canlı olsun..İyi olsun gecemiz, sağlıcakla kalın. Hislerinizle kalın, başka bir yazımda görüşmek üzere…—–25.01.2026


Edayline
-duygular yazıya aktarılırsa özgürleşir
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
Vücuduma teşekkür ediyorum. İç huzurumu koruyorum.

Vücuduma teşekkür ediyorum. İç huzurumu koruyorum.

Sonraki
Genç Yazarlar İle “Yazarlık” Üzerine Röportajlar

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.