Nereden Geliyor Bu "Yönetme" Arzusu?

YÖNETME ARZUSU:

İnsanlardaki bu liderlik hevesini anlamıyorum. Hatta bazılarında doğrudan patronluk, sahiplik hevesi var. Bazı anne ve babalar bunun en büyük örneği, ciddi manada insanların bu egosu, bencilliği ve yırtıcılığı nereden geliyor? Ben tuttuğunu koparan birisi olmak iyi bir şey demiştim evet de tuttuğunu yönetmek hakkında bir şey söylemedim yani orada bir durun siz bakalım. Herkesin aklı ve kendi düşüncesi var, karar alabilecek, aldığı karara sadık kalabilecek, yanlış ile doğruyu ayırt edebilecek yaşta ve zihniyetteler insanlar, siz neden bu kadar baskın olmaya çalışıyorsunuz ki?

Elinize bir şey geçmeyecek, aksine güzel bir evladı veya kadim dostunuzu bu uğurda kaybedecek ve onun gibisini bulamayacaksınız. Davranışlarınız çocukça, gerçekten ne yaşınıza ne kişiliğinize yakışacak türde değiller ki ben bunun kimseye yakıştığını da düşünmüyorum zaten.

Anne baba olmanın bile bir adabı varken, patron bile işçisine belli bir saygı çerçevesi içinde yaklaşıyorken, 18 yaşından sonra birey maddi olarak olmasa da manevi açıdan tamamen özgür oluyor iken, ne diye sırf sevgilisiniz diye bu baskı?

Güzel mi giyinmiş? E giyinsin!

Saçları hoş mu olmuş? Olması gereken o!

Konuşması ilgi mi çekiyor? Çeksin ne olacak o seni seviyor!

İnsanlar çok garip, neredeyse kimse, sevdiği insanın ilk tanıdığı zamanda olduğu gibi olmasına müsaade etmiyor, değiştirmeye ve kendine göre özelleştirmeye çalışıyor. Bunu da kısıtlayarak, değiştirerek ve zorlama ile yapmaya çalışıyor.

Yanınızda olan, sizi seven insanları kısıtlamayın rica ediyorum ya. Bırakın kuş özgür kalsın ve bütün hünerlerini sergilesin, asıl mesele özgürken de size sadık kalabilmesi değil midir? Ruhunu ve kapsama alanını daraltmak, yapabileceklerini yarıya indirip onu size mahkum etmek, daha bir soğutur, uzaklaştırır onları sizden.

Özgürken sevdiniz netice de kimsesi yok ama bütün incileri ile sahnenin aydınlık yerinde görüp aşık oldunuz, öyle olduysanız bırakın o şekilde kalsın, sizi gerçekten seviyorsa sizinle kalır, yanınızdan gitmez, sizi bırakmaz, hep sizi sever ve sizle bir ömrü düşler daima. Yerinizde olsa o öyle yapardı, sizi kısıtlamayıp uçmanıza karışmayıp sizi gökyüzünde taklalar atarken izlerdi, sizin de onu öyleyken izlemenizi istiyordur, hiç şüphesiz.

Birbirimize güvenmeyi öğrenmeliyiz, eğitmenim diye sağda solda gezip, eve döndüğünde yalnızca tek bir odada yaşayan ve evin diğer odalarını bilmeyen hayvanına ödül maması vermek, içini rahatlatıyor ise eğer eğitmenim diyebilirsin gönül rahatlığıyla. Gerçi bir konuda eğitmen olduğun doğru, tutsak hayatı nedir, onu fevkalade derecede iyi öğretiyorsun.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.