Nefrete Tutsak

            “Nefret doğuştan gelmez, bir öğretidir.”

       “İçimde gezen gizli bir güç, yavaşça zehirleyen ama aynı zamanda bana dirayet ve keskinlik sağlayan bir güç. Gittikçe delirten, yetememezliğimle beslenen bunun için beni kamçılayan daha güçlü olmamı öğütleyen ama bunun için bir katkıda bulunmayan bir şey. Kendi kendime düşman olmamın beni güçlendireceğini söylemesi her saniye zihnimi bulandırıyor. Gittikçe düşüyor, kayboluyor benliğimi unutuyorum. Ona karşı çıkmanın boşa olduğunu biliyorum çünkü ona aynı zamanda ihtiyacım da var; hayatta bir yerlere gelmek için kullanmam gereken bir şey. Nereden bulaştığını hatırlamıyorum, sadece her şeyin elimden alındığı sahne geliyor önüme. Tüm başarılarımın tek tek hiçe sayıldığı bir pislik olarak yaşamam gerektiğini söyleyen bir sahne. Korkunun arkadaşım olduğu bir an, acı çektirmekten zevk almaya başlayacağım o kısa sahne. Sonra her şey tek bir kişiye yoğunlaşıyor; kendime. Tedavi ne bilmiyorum, neresi yanlış anlamıyorum. Saf bir öfke tüm benliğimi ele geçiriyor yavaş yavaş, korku ona destek oluyor beni sindiriyor, küçültüyor, aşağılıyor. Derinde çok derinde bir şeylere dokunuyor ve acıdan kıvrandırıyor. O parlak gelecek ve geçmiş, artık karanlık. Her saniye av-avcı yer değiştiriyor, onu yendiğimi sandığım anda beni tekrar aşağı sürüklüyor. Nefretim bir savaş başlattı ve son bulmuyor, her saniye içimde kopan volkanlar, patlamalar halinde dışarı çıkıyor. Tanıyamıyorum artık kendimi, o eski sakin, mülayim, alim tavırlı kişi gitti. Hiç durmayan nefret yerini aldı. Sadece nefretim kaldı. Açığa çıkması için gereken tek şey beni öldürmesi sonra kaos. Ama önce acı çektirmeli besini bu. Tüm bunlar nereye varacak bilmiyorum, tek bildiğim tükeniyorum…”

   Bunları yazdıktan sonra H, sağ eline doğru baktı; diş izleri, bir kısmı kabuk bağlamış yaralar, kurumuş kan… gördüklerinin hepsi yine nefret olup yağdı üzerine sonra aynı eliyle duvara doğru okkalı bir yumruk daha sallayarak orta parmağını 3. boğumundan kırdı ama hiç bir şey yapmadan öylece durdu hissettiği acı besiniydi, derin bir soluk aldı, verdi. Yine düşüncelere boğuldu; yaptığı yanlışlara baktı iğrendi, küçümsedi eski halini ama şimdi ki neydi?  Ne için yaşıyordu, hatasızlığa ulaşması imkansızdı biliyordu ama istiyordu bunu, tüm benliğiyle en iyisi olmak istiyordu. İşte bu onun Şeytanla takasının bedeliydi. Onun hatırlamadığı şey buydu, güç kazanmak için nefreti benimsedi.

                                                                           ***                          

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.