nedir bu arthouse?

Nedir Bu Arthouse?

Filmin orjinal afişine alternatif olarak Dartduvar tarafından tasarlanmış alternatif poster.

Nedir?

Arthouse en kısa tabiriyle bağımsız filmler için kullanılır. Festival filmleri, sanat filmleri ya da uzun bakışmaların olduğu, sözsüz sahneler ne zaman bitecek de adamın sesini duyacağız dediğimiz, o derin filmlere arthouse filmler diyoruz.
Arthouse filmler, blockboster filmler gibi yüz milyon dolarlık gişe hedeflemez, her eve ulaşmak gibi bir derdi yoktur. Genel olarak aktarmak istedikleri bir mesaj vardır.
Klasik sinemadan ayrılan pek çok yönü vardır. Klasik sinemada, yani aşina olduğumuz hemen hemen bütün filmlerde kullanılan üç act kuralı arthouse da yoktur. Mutlu sonlardan, iyilerin kazandığı sonlardan, aşıkların bir şekilde kavuşmasından veya bildiğimiz ve klişe olarak nitelendirdiğimiz kalıplardan uzaktır. Hatta kamera açılarında bile farklılık olduğunu söyleyebiliriz, ki bunun en iyi örneklerini Gasper Noe bize vermiştir. Bu sebeple de çoğunlukla kendi izleyici kitlesine hitap etmektedir.

Avrupa Sineması – Hollywood Sineması

Amerikan Sineması yada Hollywood, yirminci yüzyılın başlarından beri günümüze kadar dünya sinema sektöründe belirleyici, yön veren bir sinema sektörüdür. Ülkemiz de dahil olmak üzere bize tüketimi hızlı, kolay sindirilen, klişelerle dolu olmasına rağmen yine de kendini izleten filmler sunmaktadır. Tabi bu iğneleyici yorumun yanı sıra, bilinen en başarılı yapımlar da Hollywood’dan çıkmadır. Fakat üstte bahsettiğimiz gişe hedefini biraz açmak gerek. Ticari gelir ve kar elde etme amacı tüm Hollywood sinemasının yapısında var diyebiliriz.

Çünkü sunulan filmlerde güç yönetmende değil yapımcıda dır, sanat ve ticaretin buluştuğu nokta da burasıdır. Bu bağlamda Hollywood kitlesel pazarı hedefler.
Avrupa Sinemasında ise bu anlayıştan uzak olduğunu görebiliriz. Bağımsız filmlerimizin de çıkış yeri olan Avrupa Sineması, bir zamanlar film sektöründe liderliği elinde bulunduruyordu. Fakat zamanla Hollywood’un yükselişi, Avrupa Sinemasını ayakta zor duran bir sektör haline getirdi.

Not olarak belirtmek gerekir ki Günümüzde Hollywood’un da alt yapımları bağımsız sinemayı desteklemektedir ve aslında çok iyi bildiğimiz bazı yabancı filmler de bağımsız filmlerdir ve tanımlamalara hiç de uymamaktadır.
Andrey Tarkovsky, ( ki kendisi için bu işlerin babası diyebiliriz) Martin Scorsese, David Lynch, Akira Kurosowa, Quentin Tarantino, Christopher Nolan, Stanley Kubrick, Gasper Noe ve daha nice yönetmenin eserleri aslında bağımsız sinemanın örnekleridir.

Nerede çekiliyor bu filmler?

Yazgı / Zeki Demirkubuz

Günceli yakalama derdinde olmayan bu filmlerde mekanlar da popüler yerlerde, büyük şehirlerde geçmiyor. Hepsi için aynı şeyi söyleyemesek de genele vurduğumuzda küçük şehirlerin büyük şehirlere tercih edildiğini görebiliriz; büyük şehirlerde izlediğimiz filmlerde ise şehrin görünmeyen kısımlarını.
Unutulan mahalleler, sokak araları, kasabalar, şehrin çıkışına yakın ücra köyler, ülke sınırları, toplumun çoğunluğu tarafından kabul görmeyen insanların yaşadığı yerler, butik oteller ki oteller…
Bu yerlerde başlayıp biten bir film izlemişseniz muhtemelen bağımsız bir filmdir.
Gelelim dekora, yani müthiş sanat yönetmenlerimizin elinden çıkan o yerlere. Hollywood sinemasından ayrılan bir nokta da filmlerde ki sanat yönetmenliğidir. Bildiğimiz filmlerde mutfakta göze çarpacak şeyler de salonda ki dekor da bellidir. Fakat bağımsız filmlerimizde gördüğümüz ev o kadar tanıdıktır ki duvarda ki tablonun aynısının karşınızda olması muhtemeldir.
Orta sınıf ve orta alt sınıf yaşantısına uygun ne varsa bulabiliriz bu evlerde. Eski saatler, çekyat koltuklar, tüplü televizyonlar, duvarda asılı olan bir takvim, çiçekli perdeler, plastik bardaklar…
Evlerimizde dağınıklık da görebiliriz. Özellikle yalnız yaşayan bir erkeğin hayatı konu ediniliyorsa, gayri meşru işlerde çalışılıyorsa veya bunalımda ise evin toplu olması uzak bir ihtimal.

Ne çalıyor bu filmde?

Standart bir müzik dinleyicisi iseniz baştan söylemek gerekir ki müzikal açıdan bir ziyafet sizi beklemiyor. Fakat farklı türlere açıksanız bağımsız filmlerimiz size ilham kaynağı olabilir. Büyük sanatçıların eserleri de kullanılmakla beraber az bilinen eski veya yok olmaya yüz tutmuş sanatçıların eserlerini de duymak mümkündür.
Genelde fon olarak değil de, örneğin bir kahvehanede radyoda çalarken duyarız, sokaktan geçen bir araban duyarız.
Introlar ve jeneriklerde müzik olmasına alışık olan seyircilerde bir kaç dakikalık bir afallama yaşanabilir. Zamanla alışılır.

Kim çekiyor? Kim oynuyor?

 

Filmin orjinal afişine alternatif olarak Dartduvar tarafından tasarlanmış alternatif poster.

Gelelim en önemli noktaya, yönetmenlere. Hollywood’a yeterince ulaşamamış olabiliriz. Netflix’e yüzlerce film verememiş olabiliriz. Ama ödülsüz döndüğümüz bir festival yoktur neredeyse. Yönetmenlerimiz ve muhteşem oyuncularımız sağ olsun.

Peki kim bu insanlar?

Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan, Yeşim Ustaoğlu, Reha Erdem, Yılmaz Güney, Berkun Oya, Derviş Zaim, Ümit Ünal,  Bile Olgaç, Semih Kaplanoğlu, Onur Ünlü, Tolga Karaçelik, Seren Yüce ve daha birçok yönetmenimiz Uluslararası Film Festivallerinde başarılarıyla adlarından söz ettirmişlerir.
1981’de Yılmaz Güney’in Cannes da Yol filmi ile aldığı Altın Palmiye’yi, 2014’de Nuri Bilge Ceylan Kış Uykusu ile ülkemize getirmiştir.

1997 yapımlı Masumiyet filmi ve devamı niteliğinde ki Kader filmi yönetmen Zeki Demirkubuz’a sayısız ödül kazandırmıştır. Altın Koza’da en iyi yönetmen seçtiren Masumiyet filmi Derya Albaora’ya da hem Altın Koza’da hem Ankara Uluslararası Film Festivalinde hem de Antalya Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandırmıştır. Aynı şekilde Haluk Bilginer de aynı festivallerde en iyi erkek oyuncu seçilmiştir.Haluk Bilginer’in sayısız ödülünün yanı sıra Şahsiyet dizisinde ki rolü ile,  47. Uluslararası Emmy Ödüllerinde en iyi erkek oyuncu ödülünü almasına geçmeden Kader filminde ki Vildan Atasever ve Ufuk Bayraktar performanslarından da söz etmek gerekir. İstanbul Uluslararası Film Festivalinde Ufuk Bayraktar’a en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandıran film, Ankara Film Festivalinde de Vildan Atasever’e en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandırmış aynı zamanda Derya Alabora ile birlikte sinema tarihimizde unutulmaz bir kadın karakter olan Uğur’a hayat vermesini sağlamıştır. Antalya Film Festivalinde ise en iyi film seçilmiş jüri özel ödülü en iyi erkek oyuncu olarak Erkan Can’a gitmiştir.

Neden çekiliyor?

Tüm bu başarıların yanı sıra hiçbir dönemde yeterli değeri görememiş olan bu filmler neden çekiliyor? Madem büyük bütçeler yok, madem güzel şarkılar çalmıyor, madem dekor iyi değil neden hala ödül alıyor?
Filmlerimizi sanki herkes oynayabilirmiş ve her yerde çekilebilirmiş gibi aktarmış olsak da gerçeği yaşamak ile başkasının gerçeğini oynamak, yazmak, yönetmek herkesin yapabileceği bir iş değildir. Büyük ödüller alınıyor çünkü sanat icra edilirken en iyi şekilde yapılıyor.
Hala yeni filmler çekilmeye devam ediyor çünkü hala izleyici kitlesi var.
Oyuncularımız oynamaktan keyif alıyor çünkü bomboş karakterlere can vermektense bir hikayesi bir geçmişi olan karakterleri oynamak bir oyuncuyu gerçek bir oyuncu yapan asıl roldür.
Sanat sanat için anlayışı ile çekilse de halkı ve gerçeği anlatan filmler için en iyi tanımın gerçeğin sanat olduğunu söylemek hiç de yersiz olmaz.

Not: Hali hazırda izleyicilerin bazıları biliyordur Mubi filmi. Haftalık olarak yenilenen film listeleriyle belki de hiçbir yerde bulamayacağınız bir film uygulamasıdır. 7 gün deneme süresi de bulunmakta.  Aynı şekilde daha yeni bir oluşum olan witchfilms de bir alternatif olabilir.

Bir de Netflix’de bulabileceğiniz filmlerin bir linkini bırakıyorum. Keyifli seyirler.

https://witchfilms.com/

https://mubi.com/tr

https://www.netflix.com/browse/genre/29764

Elimden geldiğince sizlerle bu türü ve özelliklerini kısaca açıklamaya çalıştım. Eksiklerimi, yanlışlarımı, beğenilerinizi veya film önerileri isterseniz yorumlarda belirtirseniz memnun olurum.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum