Neden Yeter Demiyoruz?

  Bütün hayatımızı daha iyi bir yaşam elde edebilmek uğruna yaşıyoruz. Daha iyi anlayışımız zaman geçtikçe daha lüks arabalar, daha çok odası bulunan evler ve daha gösterişli bir yaşamdan ibaret oluyor. Şanslı doğanlarımız, etrafına aldırış etmeksizin lüks yaşamlarını sürdürürken, kendi tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş olanlar ise geldikleri yeri unutup hırsları uğruna başkalarının bakışlarının esiri olarak yaşayıp, onların düşüncelerine göre hareket ediyor. İnsanlar, daha güzel veya daha havalı göründükleri ve sadece buna önem verdikleri için, sağlıklarını, güvenliklerini ve iyi bir insan olma amacını bir kenara bırakıyor ve onları daha güzel, daha havalı hale getirecek ürün ve hizmetleri tercih ediyor. Asgari ihtiyaçlarını karşılamak yetmiyor, A arabasını daha hızlısı ve daha estetik olanı ile değiştirmek uğruna yıllarını heba ediyor, onu zamanı ile alıyor. Yıllarını heba etmesine gerek olmayanlar ise, başkalarının geçim sorunları, fiziksel engelleri veya eğitimleri gibi problemleri çözecek paraları kısa süreli hazlara ve eğlenceliklere harcıyor. Peki bunların sebebi nedir ? Neden bu kadar kötü olduk ?

  Kendinde hak görmek

  Bazı insanlar var ki, başka insanların hayatlarını, yaşam tarzlarını ve ne yiyip ne içtiklerini öğrenmeyi ve onlar hakkında eleştiri yapmayı kendilerine görev bilmişler. Bunun para ile alakası ise, insanların başkalarının gözlerine güzel, düşüncelerine uygun gelecek şekilde yaşama arzusu olarak göze çarpıyor. Başkaları uğruna yaşıyor, güzel yorumlar, gösterişli hayatlar, Instagram’da paylaşmamız gereken(!) imrenilesi storyler için yıllarımız gidiyor. Başkaları hakkında konuşmayı kendinde hak gören bu kitle, genellikle en çok istediği hayatı yaşayan insanları kendilerine hedef seçerler ve onların hayatını sefil hale getirebilmek için acımasızca şeyler söylerler. Bu, tümüyle aptalcadır. Zaruri ihtiyaçlarını karşılayan ve daha fazlasında gözü olmayan biri, kendinde hak gören kitle için bir aptaldır. Çünkü neden daha lüks yaşamasın, neden yeter desin ki? Aynı kendileri gibi, herkesin olabilecek en lüks şekilde yaşayıp bu uğurda yıllarını heba etmesi gerekir. Çünkü yalnızca bu şekilde, kendinde hak görenlerin gözüne girebilir ve onların belirlediği normlara uygun yaşayabilir.

 Bu kitlenin oluşmasının yegane sebebi bana göre toplum tarafından dayatılan maddiyatın hayattaki en önemli şey olduğu yanılgısıdır. Çaresi ise, eğitim sisteminde yapılabilecek düzenlemelerdir. Bilginin hayattaki en değerli şey olduğu toplum tarafından kabul görürse eğer, belki insanlar için bilgili ve erdemli olmanın önemi, zengin ve cahil olmanın ötesine geçebilir. 

  Magazin Programları ve Sosyal Medya

  Ünlü birinin villasına gidiliyor, ünlü kişi evini gezdiriyor, asla giymediği binlerce kıyafet olan giyinme odasını büyük bir gururla gösteriyor, laboratuvar ortamında (yine berbat bir insan davranışı) üretilen tatlış köpeğiyle bahçesinde takılıyor ve bu pazar sabahları canlı canlı tüm Türkiye tarafından izleniyor. İnanılmaz, değil mi ? Çocukluğumdan beri buna hayret etmişimdir. Neden insanlar ünlü birini bu kadar merak eder ve her hareketini izler ? Bu kadar kıskanılası olan ne ?

  İşte o kağıt parçası, havuzlu evler ve kırmızı Ferrariler aldıran, magazin muhabirliği gibi bir mesleğin olmasına olanak tanıyan kağıt parçası, bazen toplum gelişiminin en büyük engeli oluyor. Gelişmemiş toplumlarda erdemli insanlar, ünlülerden daha az değer görüyor. Bunun sebebi, araba kullanırken story atmak gibi saçma hareketler yapmamalarıdır. Kimse onları kıskanmaz. Çünkü erdemli olmak, iyi bir insan olmak, maddi karşılık getirmezler. Dolayısıyla erdemli olmak, havuzlu bir ev aldırmaz.

  Modern çağın en büyük efendisi Instagram, esir aldığı binlerce kölesi ile beraber yaşamını sürdürüyor. Arada ufak tefek, kendi gelişimi için kullanan normal, özgür kullanıcıları olsa da, 24 saatlik günün 12 saatini uyuyarak, 4 saatini gezerek, yemek yiyerek ve geri kalan 8 saatini yediklerini ve gezdiği yerleri Instagram’a yükleyip hava atmakla geçiren kölelerin en büyük avantajı ise, köle olduklarının farkında olmamaları. Gezdikleri yerleri instagram geziyor, yedikleri yemekleri yine instagram yiyor. Bunu bir iş haline getirmiş kölelerden en mutsuzları ise, paylaşımlarında en çok gülenler oluyor. Modern çağımızın en büyük yanılgılarından biri ise, köleliğin kalktığını zannetmemiz. 

  Daha sağlıklı bir vücut elde edebileceğimiz, ailemize ve arkadaşlarımıza ayırabileceğimiz veya zihinsel gelişimimizi arttırabileceğimiz saatleri sosyal medyada harcıyoruz. Bu, mutsuzluğun en büyük kaynağıdır. Sadece şunu düşünmenizi istiyorum, günlük kaç saatinizi sosyal medyada geçiriyorsunuz ve bunu neden yapıyorsunuz ? 

  Maddi Kazanç 

  Kitap okumak, araştırmalar yapmak, bir sanat dalıyla ilgilenmek genellikle insanları milyoner yapmıyor. Zaten bu insanlar bunları milyoner olmak için yapmıyor. Ruhlarını beslemek, düşünce yapılarını geliştirebilmek her zaman bu insanlar için önceliklidir ve bu, olması gerekendir. Herhangi bir şeyi maddi kazanç uğruna yapmak, yaptığınız şeyi amaç değil maddiyata ulaştıran araç haline getirir. Sadece maaş aldığı için çalışan bir öğretmen, çocuklara nasıl bir gelecekten bahsedebilir ? İnsanlar, maddi kazanç sağlamayan şeyleri yapmaktan vazgeçseydi, dünyanın seyrini değiştiren icatlar nasıl insanlığa armağan edilebilirdi ? Hayata her zaman maddi açıdan pragmatist olarak yaklaşmak, bir kere geldiğimiz şu dünyada bir insan icadı uğruna çalışıp ölmekten başka hiçbir şeye yaramaz.  

  Bu saydıklarıma ek başka sebepler de sayabiliriz. İnsanlar, anlamsız hareketler yapmayı ve başkalarının hayatlarına imrenmeyi sürdürüyor. Birbirilerini aşağılayıp, hakaret ediyor. Maddi kazanç, hayatın en önemli amacı olmaya devam ediyor. Maalesef toplumun duyarlılığı tek tuşla yükseltilemiyor. Buna rağmen, erdemli insanlar kendi çevrelerine ışıklarını yaymaya ve kendi ütopyalarını oluşturmaya çalıştığı takdirde, belki de herkesin huzurlu ve mutlu olduğu bir topluma ulaşacağız. Belki de gün gelir, herkes hayatından memnun olur ve başkalarının hayatına karışmanın, başkalarını etkilemek için yaşamanın ne kadar gereksiz olduğunu anlar ve yeter der, belli mi olur ? 

   

  

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.