#Ne Arıyorsan Kendinde Ara#

   Hepimiz mutluluğun peşinde 

koşarız.Gerçek aşkımızı ararız.                                     Huzurlu,mutlu,kibirsiz,gönül gözü açık,aç gözlü – egosu olmayan, kendisiyle barışık bireyler olmak, begenilmek isteriz.Peki neden olamayız? Sizce bu sorunun cevabı kültürümüzün derinliklerinde yatıyor olabilirmi?Bütün alanlarda teknolojinin yaşama girmesiyle kendimize ve dogaya karşı öyle yabancılaşmışız ki bütün fabrika ayarlarımız bozulmuş.Yükselen değer olarak değerlerimizi değersizleştirmiş,öz saygımızı yitirmiş,sevgi ve aşkı bile sanallaştırmış zavallı bir durumdayız. Çözüm olarak “Her neyi arıyorsankendinde ara” sözünden yola çıkarak düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.Günlük yaşantımızda geriliriz, üzülürüz,isteklerimiz yerine getiremediğimizde mutsuz oluruz. Mutlu,güleryüzlü,hayata olumlu bakan,planlı yaşayan,şartları ne olursa olsun sakinligini koruyan, mesleginde başarılı, sorunlar karşısında pratik çözümleri olan; üreten,her türlü güzelligi paylaşan ve paylaştıkça mutlu olan insanları gördümüzde içimizden bir sızı geçer değil mi?Yada nasıl böyle saglıklı düşünebilir diye şaşır mıyız?Hiç de şaşırmayalım.Bu güzelligi yaşayanlar her türlü güzelligi dışarıda değil de kendi özlerinde aramışlar.Onlar kendi egolarını rahatlatmak için karşıdakine saldırmamışlar.   Zamanını anlık yaşayarak geçiren, sorunlarını görmezden gelen, üretmek yerine başkalarının ürettiklerine hayran kalan yada saldıran, ilgiyi- sevgiyi sürekli karşıdan bekleyen,vermeden almak isteyen,mutluluğun özünü kendinde değil de mutlu olan insanlarda arayan olmamışlar.Bu durum anlık yaşayan bireylerin felsefesine girmiyor mu?Günü anlık yaşayanlar birde şöyle bir yetenek geliştirmiş olmuyorlar mı? Kararlı birey olamadıkları için neyin dogru olduğu konusunda çelişkili degiller mi? Kendilerini rahatlatmak için bir dengeleme politikası yürütüyorlar mı? Bence net kararları yoktur.Kısaca iki durumdan birini tercih edemedikleri için ne şişi ne de kebabı yakmazlar mı?Üzülüyorum bu tür düşünen bireylere.Hacı Bektaşı velinin “Eline, Beline, Diline sahip ol”, El:Yurt anlamında ve çalma anlamında ama ben olaya farklı açıdan bakacağım.İçimizdeki güzellikleri yaratamayıp da bu güzelliklerimizi paylaşamıyorsak aslında duygularımızı esirgeyerek çalmış olmuyor muyuz?Yani duygu hırsızlığı yapmıyor muyuz?Çünkü sevecegizki sevilelim.Olması gereken özümüzdeki güzellikleri paylaştığımız oranda duygu hırsızlıgımız azalmış olmaz mı?  Mevlananın “Ne olursan ol gel”.      Bedrettinin ” Yarin yanagından  gayrı herşey ortaktır” sözüyle de devam edebiliriz sohbetimize.  Kültürümüzde olgunlaşmak ve pişmek için hizmet etme geleneği vardı.Usta çırak ilişkisi vardı.     Düşününki yunus Emre gönül insanı, aşkı ve sevgiye giden yolda pişmekadına erdemli bir insan olabilmek için benimsediği düşüncede,karşılık beklemeden kırk yıl hizmet etmiştir.”Benim haneme egri odun bile giremez”derken dürüstlük ve mertlikten dem vurur Yunus Emre.Pir Sultan “benim köpeklerim bile haram lokma yemez”der.Günümüzde kaçımız bunu başarabiliyoruz.İllaki maddi bir hırsızlık mı sizce bunun anlamı.Arka arkaya şöyle sıraladığımız da” hamdım, piştim yandım”deyiminin içeriğinde olabilir mi?Yunus Emre odunları taşırken bıkmadan,sabırla, kendi gönül dünyasında mücadele ederken, olgun bir insan olmaktı hedefi.Yunusun belirttigi gibi aranan güzellikler ve çirkinlikler kendi içimizde mi? Bunun için odun taşırken yoruldu,güçsüz, belkide çaresiz kalmadı mı?Hiçbir zaman pes etmedi.Sabırla yaz,kış demeden yılmadı odunlarını taşıdı.Soru şu; Kendimizi geliştirmek için yeterince çaba harcıyormuyuz?Özümüze ulaşmak için yalnız kalma pahasına mücadele ediyor muyuz?Sizce yunus kendi güzelligini kendinde yaratmış mıdır?Öz ve biçim birbirine uydugunda yüregimizdeki güzellik ortaya çıkar mı?Peki şimdiki güzellik anlayışımız nedir?Fiziksel anlamda güzel olupda çirkinlikleri içimizde yaşar mıyız?Hiç dikkat çekmeye ihtiyaç duymadan,tanrının verdiği fiziksel özelliklerin üzerine yatarak, emek harcamadan,iç dünyamızda güzelliği yaratmadan,insanların sırf biçime duyulan ilgiden dolayı kendi ruhunun derinliklerinde güzelliği yakalayabilir mi?Gün geldiginde fiziksel özelliklerin artık ilgi çekmediğini görünce kendilerini bomboş kenara atılmış bir meta olarak hissetmezler mi?Günü kurtararak aslında kendilerine kötülük etmezler mi.Yunus yanlış söylemiş olabilir mi?.     

         Sevgiyle, aşkla kalın. 

yazar

Yazar: Aşık Veysel hayranı. İnstegram ali. Yücel. 1690 ASYAM

Her alanda meraklı. Hobilerle dolu hümanist

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?