Lütfen Tekrar Deneyiniz!

  • Sevgili Coop, 

Bugünlerde yorgun hissediyorum. Gözlerimin içindeki çift kanatlılar beynimi uyuşturuyor ve yakıyor. Canım çok yanmıyor ama bu da farklı bir his. Tam olarak açıklayamıyorum ama en azından hissedebiliyorum. 

Şu an askeri istihbarat faaliyetlerini yürütüyorum. Aslında bize santralci diyorlar ama diğer adı söyleyince havalı oluyor. Buradan kurtulmak için gün sayıyorum. Buradan kurtulduktan sonra kapılar benim için sonuna kadar açıldığında inan ne yapacağımı bilmiyorum. 

O kapılar beni bir zindandan diğer bir zindana götürür mü? Mütevazi ve huzurlu bir yaşam için ne yapmalı. Bana küçük şeylerle mutlu etmeyi öğretti hayat. Birinin beni düşünmesi, tatlı tebessümü, iyi bir hikaye anlatması bile mutlu ediyor. 2 kişi konuşurken onları dinlemeyi seviyorum mesela. Bana “Sen neden hiç konuş muyorsun?” diyorlar. Ben de dinlemenin daha güzel ve huzur verici olduğunu söylüyorum. Bilmem belki de anlatacak pek parlak, komik ve sürükleyici hikayem olmadığındandır. Zaten anlatacak iyi bir hikayem varsa bile hep bocalarım. Dilim peltekleşir, onlardan önce güler berbat ederim konuşmayı. İşte bu yüzden dinlemek daha güzel. 

Yazmak benim için hep en iyi ifade şekli oldu.

 Lise de kendi düşüncelerimi bir kağıda yazdığım bir gün teneffüs zamanı bir kız arkadaşım yazımı okumuş. Sınıfa girdiğimde onu gördüm. Kağıtta kaybolmuş gibiydi. O an ne yazdığıma dair ne konuya dair hiç bir şey hatırlamıyorum. Ama bana şunu demişti. “Bunları neden paylaşmıyorsun? Çok güzel bir yazı.” Kağıdı elinden almıştım. Elbette utanılacak bir şey değildi ama o ergen kafasıyla biraz çekindim galiba. Ama ne o kızı ne dediklerini hiç unutmadım. Benim eylemim ilk defa biri tarafından o gün beğenilmişti. 

Ama cesur bir şekilde toplumun içinde konuşmak isterdim. Bocalamadan sahnede bin kişilik bir topluluğa ithafen yaptığım bir başarı konuşması var. Ama bir şey eksik. Başarım. 

 İnancımı bir yerde kaybetmişim gibi. Ya da baltalanmış hayallerim ya da kendi ellerimle baltaladım tam hatırlamıyorum. Benden sahiden olmaz mıydı? Başaracaktım ama neyi?  Tam bir vizyonsuzluk. Bu benim hatam. Hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlerdir dedik eyvallah. Planlar planlandığı gibi gitmez dedik. Eyvallah. Yahu kim söyledi bunları? Ben neden bu cümlelerle yaşamışım onca yıl. Asıl plan yapmadığımda kaybolmuşum zaten. Bir amaç edinsemde onu miskinliğe kurban ettim. En kötüsü ne az denemişim. Şimdi dediğim şu “Şimdi ki aklım olsa..”. Şimdiki zihnimle geçmişe gitsem yine batırır mıydım ortalığı? Keşke batırsam. Çünkü anahtarı buldum. Anahtar denemekmiş. Olmadığında pes etmemek. Üstüne üstüne körükle gitmekmiş. 

Tasarımcı olmak istiyorum. İyi bir Web Tasarımcısı. Bir de programlama dili öğrenmek . İngilizceyi iyi seviyede konuşmak istiyorum. Her birine alt yapı inşaa etmişim. Ama kasırga ve fırtınalarda inşaatı tamamlamadan kaçmış sığınmış, içimd kaçmışım. Gıcırdak yatağım ve gocuğumla soğuğa meydan okumayıp yorganın altına saklanmışım. Anlayacağın konfor alanımdaymışım. 

Özgürlük konfor alanında değilmiş, özgürlük aslında bir yerlerde kaybolmak. Bazı zaman kendini güvende hissetmemek, bir yerde mahsur kalmakmış özgürlük. Deneyip deneyim kazanmakmış. 

Bundan sonrası için deneyen biri, denemekten korkmayan biri olmak istiyorum. İnsanlar buna güler mi, dalga geçer mi diye düşünmek istemiyorum. Ve bırak düşünsünler. Ne olacak?  İşte bu sayede belki zengin ve saygın biri olmayacağım, belki büyük kitlelere ulaşmayacağım ama en azından diyeceğim ki “Dostum ben denedim.” 

En azından denemiş ve sonucunu bilen biri okarak hayatıma devam edip deneyim kazanacağım ve bu da beni mutlu edecek. Sonucu ne olursa olsun. 

Episode 1:

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum