KÜL

İzlediğim bir dizi de denk geldiğim şarkının adıydı Kül. O kadar anlam ifade ediyordu ki şarkı içime ben içine işledim.

Tükendiğimiz, yok olduğumuz, kül olduğumuz zamanlar oldu. Kalbimizin bir yerlerinde ormanlar yandı küle döndü. Peki ormanların küllerinden doğup yeniden yeşermesi büyümesi ne kadar zaman alırdı, ne kadar emek isterdi? Çok emek ve çok fazla zaman.

Her ağaç bir insan olsa benim kalbimde o orman olsa,  bana o yangından birkaç dal parçası tek kalırdı.

Geçmiş gözümün önünden geçerken fark ediyorum ki yadırgadığım insan olmuşum. Görüyorum ki yapmam dediğim şeyleri yapmışım. Başkalarına nasihat verirken kendim hiç nasiplenmemişim. Yanlışlarım, hatalarım, yalanlarım, günahlarım ne kadar da çokmuş… Pişman mıyım? Hem de çok pişmanım. Keşke dediğim çok şey var. Kendime kızdığım çok şey var, çok şey var işte.

İnsan kendini ne zaman affeder ki? Ben affedemiyorum. Hayatımı çok fazla kez çıkmaza sokmuşum ama bunu görememişim, kör olmuşum.

Ben de bir gün küllerimden doğacak mıydım acaba, benim de bir gün gözlerimin içi gülecek miydi?

Umudum var. Umudumun rengi kaybolmasın. Ben umudumla birlikte yeniden bir orman yaratacağım her şeye rağmen.  Yaşıyorsam hala umut vardır. Nefes alıyorsam bir sebebi vardır. Düşsem de, yıkılsam da benim yeniden kalkmam gerekiyor. Başkasına ihtiyaç duymadan kendime inanarak.

Umudun rengiyle yeni bir orman dileğiyle…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.