Kitaptaki çocuklar

 

Küçük yaşta hapishaneyi tanımış asla suçlu olmayı başaramayacak olan ruhlara ithafen yazmak istiyorum. Çünkü bu kareyi çekerken ilk etapta çocukların şen çığlıklarını ölümsüzleştireceğimi düşündüm. Evet sanırım ölümsüzleştirdim de. Fakat ayrıntılara girmeden resmin bütününe baktığımda bir hapishane boşluğunda hissettim kendimi. Suçlular elbette suçlu kalmalıydı bunu biliyordum ama onlar çocuk olmamalıydı. Resmin ardında ben ve karşı tarafta özgürlük. Özgürlüğün resmini mahveden tel örgüler. Bir an çocuk oldum, suçluydum neye yarar ki suçlu olduğumu bilmek, beni ben yapan büyüklerin hatası değil miydi? Hakkım yok muydu o çocukların arasında olmaya… Manzaraya hasretim ben bir çocuğum, gökyüzüne hasretim ben bir çocuğum…

Gece oldu aklımda hala tel örgüler… Çıktım dışarıya, şimdi suçsuz olduğumu tanrıdan başka kimsenin bilmediği bir insana büründüm. Tel örgünün ardındaki manzarayı izledim, çocuk olmak istedim. Çünkü çocuk olsaydım orada sadece oynuyor olurdum burada takılı kalmazdı hayatım. Utandım, yetişkin olan suçsuza bunu itiraf etmekten utandım. Çocuk olsaydın ve tanrıdan başka herkes seni suçlasaydı bu kez daha çok acı çekecektin. Her şeyden önemlisi çocukken çocuk olmamayı öğrenmek zorunda kalacaktın.

Kitaplara konu olmuş çocuk mahkumlara…

 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.