KARA DELİK

İçimizde kocaman kara bir delik var. İçimizde; iki kaburgamızın tam ortasında. İçine aldığı her şeyi çoklu bir bilinmezliğe götüren bir delik. Sızım sızım sızlayan ama her daim mağrur bir delik. Adına Ego denebilir, hırs denebilir, kötülük denebilir hatta adına ‘’korku’’ bile denebilir. Şaşırmamak lazım, çünkü en büyük kötülükler, korku kökenlidir. Hani verseler dünyayı bir ağızda yutar ama doymaz. Yalın ayak, bir parça ekmeği kemirerek soğukta, biçare; savaşlar sonrası yaralarını sarmaya ve yaşadıklarını unutmaya çalışan insanların yanına ilişir değil belki acılarımız ama yaradan da değil de, nedendir bilinmez bu boşluk büyüdükçe büyür. Şehir insanları, şehrimin yorgun, bıkkın ama hep talepkar insanları. Zihinlerde kaçmak, şehir hayatından uzaklaşmak düşünceleri arka planda açık kalan bir program misali hep çalışır ama bu şehirden de gidilmez. Gidenler de var tabii, kaçabilenler ama kaçı pişman olmamıştır aldıkları bu radikal karara bilinmez. Kimse durduğu noktayı güzelleştirmeye çalışmaz, oysaki dünyanın merkezi şu an şu dakika durduğumuz noktadır aslında.

Konuştuğu farklı, bedeniyle anlattığı farklı o kadar çok insan geçiyor ki hayatlarımızdan, gülümsüyorum. Yaralarını gizlemek için numara yapanlar, gözlerinde kıskançlığın ateşini gördüğüm sevgi sözleri; alev alev ruhlar. Neden? Çünkü yaralıyız. Bu şehirden uzaklaşsak bile sağalmayacak derin yaralarımız var hepimizin. Karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış derler. İnsan da yarasını anca insan sarar ama bizzat kendi insanı. Doğduğun yerde aldığın yarayı başka memleketlerde, başka insanlarla tedavi edemezsin. Kaçsan bile bir hafıza mesafesi kadar uzağa gidebilirsin. Oysaki çarpık kentleşmiş zihinlerimizde pek tabii çatlaklardan güneş de doğabilir. Ama kendi şehrinde, sana ait olan; senin de etinle kemiğinle ve ruhunla ait olduğun yerde. Çok basit bir eylemden başla mesela ve etrafındaki canlılara yardım et, kendi insanlarına elini uzat ve sonra değişimi gör. Osho’nun dediği gibi ‘’ Sevgi simyadır. Hiçbir şey sevgi kadar dönüştürücü değildir ’’.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.