Sizin Engel’iniz Ne?

3 Aralık 2019 Dünya engelliler günü. İlk yazımı bugün yazmak istedim.

Engel ne sizce? Engel sadece fiziksel mi olur?

Her birimiz birer engelli adayı mıyız?

Yoksa aslında zaten hepimizin engeli var da sadece göremiyor muyuz?

Biraz bu konu üzerinde düşünmek ve aslında uzun uzun konusmak gerek. Evet dostlar size kendi gözlüklerimden baktırmak istiyorum müsadeniz olursa. Şimdi mevzu engel olunca akla fiziksel engeller gelir nedense hep. Ancak etrafımızdaki bir cok insanın (şahsımız dahil) engelleri var desem…

Fiziksel engelli bir cok dostumuz var ve baş üstünde yerleri var muhakkak. Onların yanında olmak, ellerinden tutmak bizim görevimiz bu da kabul. Onların kalplerinin güzelliği, hayata tutunma azimleri bir cok engeli aşmıştır bunu da atlamayalım.

Yaşadığımız şu hayatın bir dk sonra garantisi yokken hepimiz de birer engelli adayıyız.Peki.. Ruhsal engellerimiz..Dünya yüzeyinde yaşayan milyarlarca insan var. Ve herkes birbirinden parmak izi kadar farklı.

Engelli İnsan

Yaşantılarımız, keza onlarda bir o kadar farklı birbirinden. En başta her bireyin yaşam şansı başka, hayattaki şansı başka, olanı var, olmayanı var, oldurmaya çalışanı, olmassa da olur diyeni de. Herkes bir yola kanalize oluyor ve yaşıyor bir şekilde.

Ama bu yaşam mücadelesini verirken bir cok darbe alıyor bir cok kez tökezliyor, her birinde ruhuna bir bosluk doluyor. Bunların her biri belki birer engel oluyor da farkına varamıyor. O engel içinde büyüyor tümsek oluyor, sonra bir bariyer, sonra bir duvar, sonra sonra bir dağ.

Bu öyle bir dağ oluyor ki geçit yok. Öyle bir dağ ki varsay ki Ferhat olsa delemez. Ferhatın delemediği dağı sen nasıl deleleceksin dostum. O aşk var mı sende. Yok demi yok. Evet işte bundan ki o engeli aşıpta o kişiye ulaşamıyorsun dostum ‘senin derdin ne’ diyemiyorsun. Niye biliyor musun? Çünkü o engel dağ olmadan soranı olmadı onun sen şimdi dağı sorsan ne yazar…

Bir kaç örnek vereyim istiyorum bu noktada daha iyi ifade edebilmiş olmak niyetiyle. Bir çocuk düşünün dostlar o saflığı, masumluğu ile hayatta bıcır bıcır. O çocuk ki bir fidan ağaç olacak.  Ağaç olana kadar özenle bakılması gereken incecik bir fidan. Beli bükülmesin, aman ha kimse yanaşmasın, dalı kopmasın diye özene bezene bakılacak bir fidan. Bahçıvan yeterince özen göstermedi fidan bütün darbeleri aldı durdu.

Ağaç oldu ama beli bükük bir ağaç, dimdik gölgesinde huzur bulacağın değilde tam bir gölgesini buldum dediğinde yarısı güneş alan bir ağaç. Büyürken şiddet görmüş bir çocuk düşünün ve yetiştiği çevrede bunun çok normal karşılandığını. Bu çocuk ne kadar sağlıklı bir birey olabilir veya ne kadar mutlu bir birey olabilir sizce?

Bu yapılan ona engel olmadı mı. Göremedik belki ama hayatında en büyük engelleri verdik. Sevgisizlik, umutsuzluk, mutsuzluk, şiddet, ruhsal boşluk bunlar daha büyük engeller aslında. Mutsuzluk,insanlığın en büyük engeli. Güvensizlik, çağımızın engeli. Merhametsizlik, ümmetin engeli. Duyarsızlık, dünyanın engeli. Sadakat yoksunluğu, aile müessesenin engeli. Para hırsı, nefsin engeli. Ve daha bir cok engel.

Şimdi tekrar soruyorum size engel ne? 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Yorum Yazın
  1. Her ne yaparsak yapalım. İçinde mutlaka sevgiyi arıyoruz. Ancak bunun farkındayız bilmiyoruz. Daha çok para, daha çok şiddet, daha çok ego, biriyle tatmin olamayıp daha çok ilişki, hep daha çokların içinde aslında temel olan farkında olmadan sevgiyi arıyoruz. Fakat farkında olmadan toplum olarak bunun bilincinde degiliz. Yani freudun düşündüğü gibi nevrotik bireyler, nevrotik toplumu oluşturacak. Umut sevgide üretmekte, üreterek paylaşmakta, cesur olmakta,
    Yani insanın yabancılaşmadan kurtularak, kendi özüne dönebilmesinde. Tebrikler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları