KAR TANELERİNE KULAK VER…

İnsanın büyüdüğünü anlaması, kabullenmesi zordur. Çocukken büyümek için can atan insanoğlu belli bir yaştan sonra kabullenmez büyüdüğünü ama hayat şartları bu ya bir anda koca insan eder küçücük çocuğu. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsın, bir zamanlar mutlu olduğun herşey hüzünlendirmeye başlar seni. Yağan kar taneleri gibi.

 Çocuktuk bizde bir zamanlar. Kar yağsın diye dua eder, kış geldiğinde her gece acaba “bu gece kar yağar mı?” diye pencereden bakar ondan sonra yatağımıza girerdik. Ertesi gün şansımıza kar yağarsa sevinçten havalara uçar, kahvaltı bile yapmaya vakit ayırmadan kendimizi sokakta bulurduk. Kar yağıyordu ve kar adam yapmanın, kar topu savaşlarının zamanıydı. Saatlerce yanaklarımız yanıp, ellerimiz soğuktan uyuşana kadar girmezdik evlerimize.. 

Zaman değişti ve her gün biraz daha büyüttü bizi. Büyüdük ve büyüyünce bir zamanlar heyecan duyduğumuz, sevinç naraları attığımız her şey hüzünlendirmeye başladı. Çocukça oyunlara zemin hazırlayan kar tanelerine başka başka anlamlar yüklemeye başladık. Yere düşen her kar tanesi sanki yeryüzündeki bir ayıbı, bir pisliği örtmeye başladı. Hayat koşuşturmasına inat zamanı durdurdu her bir kar tanesi. özünde yalnızca bir su damlasıydı ama özüne bakacak olursak içinde onlarca nasihat barındırırdı. 

İnsanların beyaz esaret diye adlandırdığı beyaz güzellik yağdığı her yere dinginlik, huzur ve sessizlik getirdi. Hayatta aceleye gerek olmadığını yavaşça yere düşerek gösterdiler bize ve ne kadar çok, ne kadar hızlı yağarsa yağsın birbirlerine değmeden, birbirlerine zarar vermeden ilerlemenin mümkün olduğunu ispatladılar. İnsanoğluna öğüt oldu kar taneleri. Aceleye gerek yok dedi, birbirinizi incitmeden de yolunuza devam edebilirsiniz dedi, seveceksen benim gibi sev dedi benim gibi saf, tertemiz ve sessizce. Kırılganlığının ve naifliğinin farkına var dedi. Sessizliği ile düşünme fırsatı verdi. Kısaca kar taneleri insana nasıl insan olunması gerektiğini anlatmaya çalıştı sessiz çığlığıyla. O yüzden her yağışın sonunda insanlığın tüm ayıplarını kapatırcasına beyaza bürüdü ve sessizliğe bıraktı etrafı. Düşünmek, hissetmek ve kar tanesi olabilmek için….

“Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirine zarar vermeden de yol alabilmenin mümkün olduğunu”

Hz Mevlana…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.