Jane The Virgin

Eski ve fazlasıyla popüler bir diziden bahsediyorum. Çoğunluk biliyor olabilir. Zaten ben de tutup diziyi anlatmaya gelmedim. Bilmeyenler için özet geçeceğim ama korkmayın. Ben daha severek takip ettiğim birinin yaptığı #aklımdakaldı paylaşımları gibi bir şey yapmaya geldim. Ben bu diziden ne öğrendim onu anlatacağım.

  • Dizinin konusu 

    Çoğu kişinin bekaretini lisede kaybettiği bir toplumda kendini evlilik için saklamaya karar veren Jane’in hikayesi. Jane’in bu kararı vermesindeki en büyük etkenler katı bir katolik olan anneannesi ve ergen ebeveyn olmuş annesi. Ana karakterimizin başına bir talihsizlik gelecek ki dizi olacak değil mi? Başrolümüz bir gün jinekolağa gidiyor ve doktoru onun yanlışlıkla suni yoldan hamile kalmasına neden oluyor. Hikayenin ikinci kritik unsur ise bebeğin babası, spermlerin sahibi Rafael Solano. Öncesinde kanser geçirdiği için bu spermler onun çocuk sahibi olmak için tek şansı. Rafael aslında evli ve bu spermler eşi Petra’da kullanıcaktı. Jane’in de bir sevgilisi var ve evlenme yolundalar. 

  • Dizide sevdiğim unsurlar
  1. Hayallerin çok önemli olması ve tüm karakterlerin hayalleri için çok çabalaması

    Dizi 5 sezon boyunca sonuna kadar insanların hayallerini takip etmesini, hayalleri için ellerinden geleni yapmasını ve vazgeçmemisini öğütlüyor. Jane aslında yazar olmak istiyor ama yazarlığın para getirme garantisi olmadığı için üniversitede öğretmenlik okuyor. Aynı zamanda da garsonluk yaparak masraflarını karşılıyor. Yazarlık hedefinden asla vazgeçmeyen Jane sonunda başarılı oluyor. 

    Jane’in annesi kırklı yaşlarından sonra sırf tutkusu bu diye hemşirelik okumaya başlıyor. 

    Jane’in babası kendi tutkusu olan oyunculuk ve Amerika’da da ün sahibi olabilmek için elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Bıkıp yorulup pes etmek istediği anda ailesinin desteğiyle tekrar işe koyuluyor.

  2. Sorunların konuşularak çözülmesi

Dizide bu detay beni gerçekten çok etkiledi. Mantıklı ve normal insanların yapacağı şekilde iki karakter arasında eğer bir anlaşmazlık çıktıysa bu sorun aynı bölüm içinde konuşularak, 

-“ben öyle söylememeliydim sadece sinirliydim, 

-biliyorum ben de öyle davranmamalıydım sadece kırgındım” gibi cümlerle çözülüyor. 

Diğer bir çok dizi bunu konuyu uzatma unsuru olarak kullanırken bu dizide kullanılmamıştı. Bence karakterlerin arasında yanlış anlaşılma yüzünden çıkan sorunları izlemek keyif vermekten çok rahatsızlık veriyo biz izleyicilere. 

  • Diziden öğrendiklerim

Ben de yazarlıktan kesin ve düzgün bir kazanç elde edemeyeceğimi düşündüğüm için bir kenara atmıştım hayalimi. Ama Jane’den gördüm ki kendi kendine yazarak yeterince gelişemezsin. İş olabilecekken hobi sınıfına aldığın bir şeyle mutlu olamazsın. Yazar olmak istiyorsam bu alanda eğitim de almalısın dedim. 

Hayaller kovalanmalı, elinden daha fazlası gelebilecekken korkup bir kenara çekilinmemeli.

Mantıklı insanlar konuşarak sorunlarını çözebilirler. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.