İnsanlar neden hayal kurar?

Hayalsiz yaşayan yoktur, hemen hemen hayatımızın neredeyse yarısından fazlasını hayal kurmakla geçiririz. Kimi zaman hemen olsun diye uğraştığımız lakin bir türlü başaramadığımız hayaller, kimi zamanda imkansız gibi görünen lakin bir anda gerçekleşen hayaller kurarız. Mutlu olmak için çabalarız lakin bir türlü başaramayız, bir akşam üstü kulaklığınızı takar ve karanlık odanın pencere kenarına yerleşirsiniz. En sevdiğiniz şarkıyı açar varsa birde yanınızda bir fincan çay veya kahvenizi bir yandan yudumlar, bir yandan da yıldızları izleyerek, dinlediğiniz şarkıyla beraber hayaller kurarsınız. Gerçekleşmeyeceğini bildiğiniz halde kendinizi o hayalde mutlu olarak görüyor ve mutlu oluyorsunuz. Her hayalin bir mücadelesini vermeniz gerekiyor. Tabi her hayalinde gerçekleşmesini bekliyorsanız hiç beklemeyin. Hayatta her şeyin bir sınırı vardır, yaşamında öyle lakin hayal kurmanın sınırı yoktur istediğiniz kadar hayal kura bilirsiniz. 

Hayal kurmak, bilgiden daha önemlidir; çünkü bilgi sınırlıdır, ancak hayal kurma tüm dünyayı kapsar. (Albert Einstein )

Küçükken kendinize bir hedef belirlersiniz ve o hedefle ilgili hayaller kurarsınız. O hedefle ilgili araştırmalar yapar bilgi edinirsiniz. O hedefle ilgili yeterli bilgiye sahip olur ve artık o hedefin her şeyini öğrenmiş olursunuz. Dolayısıyla bilgi sınırlıdır, bir yere kadar öğrenirsiniz ve durursunuz. Ancak hayalin ucu bucağı yoktur; tıpkı bir denize bakınca sonunu göremediğiniz gibi. Biz insanların en büyük sorunu da hayalinin bir an önce gerçekleşmesini istemesidir. Dolayısıyla acele ediyoruz lakin acelenin bizlere hiç bir kazancı olmaz. Hedefinize kurduğunuz hayaller doğrultusunda gidersiniz, birde bakarsınız ki hayalini kurduğunuz gibi olmamış hemen pes etmeye kalkarsınız. En büyük hatayı da orda yaptığınızı görürsünüz, bunu yaparak mutluluğu kaçırıyorsunuz. Unutma ! ”Hayal gücü, ruhun gözüdür.

Hiçbir şey, insanın hayal gücü kadar hür değildir. (David Hume)

Yaşadığımız yere ve ortama bağlı olarak bazen kendimizi hayata ve insanlara karşı kapatırız. Veya istediğimiz hedef doğrultusunda bir engel çıkar karşımıza ve gidemeyiz. O durumda kendimizi hapisteymişiz gibi hisseder ve özgür olmadığımızı sanırız. Düşünün; Bir ülkede yada insanların bulunduğu her hangi bir yerde, düşüncelerinizi, fikirlerinizi, hedeflerinizi söyleyemiyorsunuz. Söylediğiniz taktirde sizinle dalga geçilmesinden korkuyor ve susumayı tercih ediyorsunuz. Ölene dek sustuğunuzu ve konuşmadığınızı düşünün, insanlar hedeflerinize, fikirlerinize, düşüncelerinize müdahale edebilirler lakin hayallerinize hiç kimse karışamaz, karıştırmayın. Hayal kurmak insanın en özgür olduğu andır. Düşünceleriniz, fikirleriniz sizin yaşamınızı belirler yaşamınız da sadece size aittir başkalarının kullanmasına izin vermeyin. Sizin hayatınız sizin kurallarınız geçerli olsun.

Başarılarım, gençliğimdeki hayallerimin bir ürünüdür. (Napoleon Bonaparte)

Dünyada hiç bir canlı kalıcı değildir, zamanı durduramaz, geriye götüremezsiniz. Dünya hayatına bir girdiniz mi yaşamak zorunda kalırsınız. Önce bebeklikten başlar, sonra adım adım gençliğe yürürsünüz, daha sonra da kendinizi artık yaşlanmış olarak hisseder ve en nihayetinde de bu dünya ile ilişkiniz bitecektir. Bir insan ömrü maksimum yüz yıl olsun. Bu yüz yıl içerisinde ne yapacağınızı iyi belirleyin henüz can bedende iken, nefes alıyor iken varsa eğer bir hedefiniz, onun peşinden koşun. Sizden sonra gelecek olan nesillere nasihatte bulunacaksınız, hayallerinizden vaz geçmeyin diyeceksiniz peki onlar size sen neden başaramadın dediklerinde ne cevap vereceksiniz ? Eminim bir şey deyip konudan uzaklaşmaya kalkışacaksınız lakin o söz sizinle birlikte gelmeye devam edecektir. Gençken alınan kararları yaşlanınca uygulamak geç kalmış bir davranıştır. Eyer gerçekten yaşanıla bilir bir hayat ve sürdürüle bilir bir gelecek istiyorsanız erkenden yola koyulun, yoksa sizin için geç olabilir. Atalarımız şöyle buyururlar: ERKEN KALKAN ERKEN YOL ALIR.

Asıl zor olan olmayacak şeyin hayalini kurmak değil, olmayacak insanları o hayale sığdırmaya çalışmak. (Sadolonso)

Hayal kurmak veya hedefleri başarmak zor bir şey değildir, zor olan ise hangi insanları o hayale ve hedefe sokmak zordur. Tek başınıza o hedefe gitmek istemiyor olabilirsiniz, sizinle beraber birininde olmasını istiyorsunuz bu sizin en doğal hakkınızdır, lakin yanınızda kimi götüreceğinize karar veremiyorsunuz. Karar verdikleriniz ise sizin hedeflerinize ve hayallerinize sadece gülüp geçiyordur ve sizde kendi hedeflerinize ulaşma konusunda geç kalıyorsunuz. Kimi götüreceğinizi seçmek istiyorsanız onu kısaca test edebilirsiniz: Hayalinizi ve hedefinizi çok kısa bir şekilde anlatın eyer o hedef konusunda sizi soğutmaya çalışıyor ve bir şekilde dalga geçiyorsa o insan size zarardan başka bir şey sağlamaz. Ama en başından beri size destek veriyor, elinden geleni size yapmaya hazır olan biri varsa işte o kişi sizin için bir hedef olabilir. Tabi nasıl test edeceğiniz sizlere kalmış, lakin şunu da aklınızda bulundurun; Eyer hedefiniz ve hayaliniz sağlam ise etrafınızdaki insanları gözden geçirmenizi ve sınırlandırma getirmenizi tavsiye ederim. Hayatta hiç bir şey sizin mutluluğunuz, sağlığınız ve hedeflerinizden, hayallerinizden değerli değildir. Hayatta başaracağınız her şey sizin için başkaları için değildir. İster yalnız olun ister kalabalık, bu oyunun sonunda kazanan sadece bir tek kişi olacaktır. Kim olmanız gerektiğini bir başkasının söylemesine izin vermeyin. Kim olmanız gerektiğini bir başkasının söylemesine izin verirseniz işte o başkasının size biçtiği rolü oynamaya devam edersiniz. Artık bir oyuncu olmaktan çıkıp oynatıcı olmanın vakti gelmedi mi ?

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum