MANTIKDIŞI PİŞMANLIK

   Günlük hayatta duygusal düzeydeki ani çıkış sebeplerini anlamlandırmaya çalıştığınız oldu mu? Bunu anlamlandırmaya çalışırken saatlerinizi geçirdiğiniz ve çok enerjik planlı bir güne başlamışken sadece bu mod düşüklüğünden kaynaklı ertelediğiniz şeyleri düşünüyor musunuz? 

   Ben cevap veriyim düşünmüyoruz, düşünemiyoruz.Sürekli dışarıdan alabileceğimiz negatif enerjilere karşı kendimize koruma kalkanları oluşturuyoruz. Peki vicdanımızın biz de yarattığı negatif enerjiden neden korunamıyoruz? veya o enerjiyi akışta serbest bırakamıyoruz? İnsan pişmanlıklar içinde olan bir canlı… Kimi buna tecrübe diyor ders alıyor, kimisi acı diyerek içine gömülüyor. Aslında pişmanlık nasıl bir olgu peki? Bunu çekiyoruz ama sebebi ne? Faydasını görüyor muyuz? Yoksa düşünürken daha da dibe mi batıyoruz? Şöyle bir durum var ki insan beyni ne yaşarsa yaşasın duygularla, içseslerle ve sezgilerle hareket eder. Şimdi bu kısmı okurken “Olur mu canım ben gayet mantıksal kararlar veriyorum.” dediğinizi duyar gibiyim. Fakat şayet dediğiniz gibi mantıksal kararlar alabilmiş olsaydınız pişmanlık duyduğunuz olaylar olmazdı veya bununla başa çıkmayı öğrenmiş olurdunuz. 

   Derin bir nefes alın ve kendinize bile anlatamadığınız o pişmanlığa gidin. Sebep neydi enerji akışınızı bozan, şimdiki aklım olsa asla yapmazdım dedirten şey ne? İnsan kalbiyle karar alır onun onayından geçirmeden attığı her adımda içinde bir kuşku vardır. Pişmanlık hissî de hayatımıza öyle bir yerde giriyor ki biz bunu algılayana kadar tabiri caizse iş işten geçmiş oluyor… Kalp kırılmadan beyin maalesef devreye girmiyor. Kalp kararını verdiği olayı yaşayacak şekilde enerjiyi, duygu akışını açıyor. Biz o olayları yaşarken beyinle karar almamış olduğumuzdan olayı dış bir gözle algılayamıyoruz. Ta ki yen kırılıp içinde kalıncaya dek.

   Vicdani heyecan olgusu diye bir durum var, ki bunu kısaca kıyamadıklarımızın bize kıyması gibi görebiliriz. Vicdani heyecan siz farkında olmasanız da sizi geçmişe götürür. Geçmişe giden beyinse otomatik olarak geçmişteki hataları ve yaşanılanları yargılamaya başlar ki bu şekilde kişinin içini yiyip bitiren pişmanlık olgusunu oluşturur. Kimi bu pişmanlığını içinde yaşayıp iyice bilinçaltına atar ve olayı yaşanmamış olarak görür ki bu en kötüsüdür. Günlük hayattaki bütün blokajlar, enerji dengelerinin bozulması, yapılan işten zevk almamaya dönüşür. Kimisi ise ders aldığını ve tecrübe edindiğini düşünür. Tecrübe dediğimiz olgu öğrenilerek kazanılır. Acı çekerek sonradan ah vah ettiğimiz olaylardan ders alamayız.  

Öğrenim süreci zordur ama onu kazandığında acı hissî ortada kalmaz. Bizim ders aldım, akıllandım artık dediğimiz her durum düşündüğümüzde hâlâ aynı derecede olmasa da acı vermeye devam eder. Bu acı eşiğinin belli bir noktaya geldiğini ve onunla yaşamaya alıştığınızın göstergesidir.Şimdi tekrardan derin bir nefes alın ve düşünün… Kendinizi avutmak için kendinize en son söylediğiniz yalan ne? Verdiğiniz nefesle kendinizden özür dileyin. Çünkü bedeninize kontrol etmenizin çok kolay olduğu bir duyguyu, vicdani heyecan duygusuna kapılarak onu aşamayacağınızı aşıladınız. 

   Pişmanlıklardan ders almak yerine onları olduklarında nasıl kontrol edebileceğinizi hayal edin. Yaşadıklarınızdan dersinizi aldınız ve ileriki adımlarınızı şekillendirdiniz.Artık günlük yaşantınızda beyni geçmişe götürerek yaşanılanları yargılamayı bırakın. Onları yaşayan da sizsiniz, şu an burada bulunan da. Onlar kendilerine değer vermeyerek sizi kaybetmiş olabilir. Ama siz kendinize o değeri verin ki kendinizi kaybetmeyin…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.