İnsanı İrrite Eden Kavramlar: Alkolik ve Şarapçı

İnsanı İrrite Eden Kavramlar: Alkolik ve Şarapçı

Aldığımız aile terbiyesi gereği, orospuya dahi orospu denilmeyeceğini öğrendik. Ama gel gör ki; insanların gururu ve diğer insanlara üstten bakan egolarının bir yansıması olan, alkol kullanıcılarına karşı kullandıkları, onları ötekileştirdikleri, ayrımcılığa tabi tuttukları ve insanı irrite eden, ürettikleri kavramlar var ki, üzücü: Alkolik ve şarapçı!

Yılların imbiğinden geçip gelen, belli nedenlerle söylenmiş birçok deyim dilimizden men edilmiş, bazı sıfatlar, muadil isimlerle değiştirilmiş ve kullanılmaları hali cezai hükümlere bağlanmışken, bazı insanların, sırf kendi inanç ve düşüncelerine uymuyor gerekçesi ile de birçok deyim ve sıfat, dolanımına devam etmektedir.

Özellikle günümüzde; aşağılamak, ötekileştirmek ve ayrımcılığa tabi tutmak bağlamında alkol kullanan insanları “alkolik”, “şarapçı” gibi sıfatlarla tanımlayarak, pek matah bir şey yapıldığı sanılmaktadır. Keza, bu önemsediğim ve dikkate aldığım bir şey değil elbette. Karşımdakinin ne menem mal olduğunu bildiğim sürece! Fakat genel anlamda insanı irrite etmek bağlamında kullanılan bu sözlerin, kişilik hak ve onuruna, maddi ve manevi saldırı olarak algılanarak bir cezai hüküm çerçevesine bağlanması gerektiği inancımdır.

İnsanı İrrite Eden Kavramlar: Alkolik ve Şarapçı

Yıllar önce ki o zamanlar bu kavramlar hakaret hissi uyandırmadığı dönemlerdi, şu an ismi lazım değil, benim doğup büyüdüğüm ilçemde akrabamın lakabı “şarapçı” idi. Çünkü zamanında şarap mahzeni işlettikleri ve geçimlerini buradan sağladıkları için, göçmenlere has, kalıcı bir lakap takma olmuş. İşin ironik yanı da bu insanlar, mahzen kapanıp, yerine apartman dikildiği zaman ve yaşları da kemale erdiği zaman hacıya gitmişlerdi. Ama söylediğim gibi, göçmenlerin koyduğu lakap kalıcı olması nedeniyle, adları, “hacı şarapçı” olarak devam etti. Lise yıllarımda buna her zaman çok gülüyordum. Şimdi ise daha fazla gülüyorum. Bir lakap, dinin afyonluğu ile bu kadar bütünleşemez!

Nerelerden, nereye geldiğimizi şu kısa ömrümde görmek, gerçekten hayret uyandırıyor bende. Daha düne kadar, hoş görü ve mizahı elden bırakmayan, şimdi ise bir birini ötekileştiren, ayrımcılığa tabi tutan ve ekonomik güç ile ilişkili küçümsemeler…

Bu bağlamda, insanların iyi niyetini anlayabilmek, karşısındaki insana ne kadar hoş görü ile baktığını anlayabilmek için dilimizi geliştirmemiz gerektiğine inanıyorum. Dilimizi kısırlaştırma ve kısıtlaştırmaya yönelik her türlü operasyonlar, G. Orwell’ ın 1984 romanını haliyle aklımıza getirecektir. Nedenle, dilimizdeki nicel birikimleri her halükarda nitel sıçramalara dönüştürmek dilin doğasında var. Diyalektiğin ana teması… Alkolik veya şarapçı gibi insanı irrite eden sıfatlara karşı, “alkol tiryakisi” kavramını daha sıcak buluyorum. Çay tiryakisi der gibi insanın içinde sıcaklık ve dostluk, duygudaşlık oluşturan bir kavram gibi.

Velhasıl, alkol sağlığa zararlı olabilir. Ama alkol’ e kadar; Kibir, hırs, şehvet, kıskançlık, açgözlülük, öfke ve tembellik gibi insanın fıtratında olan ve büyük günah sayılan kavramlar da hem toplumsal hem de kişisel olarak zararlı değil mi? Diğer zararlı mefhumları, saymak ile bitmeyeceği ise aşikâr!

Umarım, bir gün şu Orta doğulu geri kalmışlık kafasını bırakıp, Orta Asya’ daki ilerici, hoş görü ve duygudaşlık kurabilen kodlarımıza dönebiliriz.

Ankara, 23 Mayıs 2020

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.