İNANILIR GİBİ ŞEYLER

    Ne önemi var ki inandıklarımızın, önemsediklerimizin, var olduklarına inanmadıklarımızın. Şu çağda bir yalan söylemek, ona inanmak, yaymak, yalandan inanacak insanlar var etmek parmaklarımızın ucunda. Düşünüp, yaymak ilk başlarda ne kadar büyüleyici ise, bir zaman sonra var ettiğimiz şeyler halihazırda var olan şeyi yok ediyor. Çünkü doğamız gereği var edemeyeceğimizi hala ve ısrarla anlamıyoruz. Anlamamak da doğamızda var. Algılarımız kadar anlayabiliyoruz sonuçta. Yada anladıklarımız algılarımızı oluşturuyor. Farkını tartışacak kadar sevmiyorum edebiyat yapmayı. Yani ilerledikçe, var ettikçe yok oluyoruz. Yok olmak için dünyaya gelen bizler için çok trajik bir son ha…

    Yok olmakla, ölmek arasındaki o farka takılıp kalan zihniyetimiz illaki iz bırakacak. Toprağa, kitaba, duvara, kasete, insanların zihnine. Önemli mi ki bu kadar her şey? Önemli ya da değil. İnsan doğası gereği inanmaya öylesine muhtaçtır ki. Şu dünyada hepimiz bir inancın sonucu değil miyiz? Yaşanır sanıp geldik, inanmış bulunduk. Bulunmuş bulunuyoruz. İnancın temeli bile inanmak ile başlıyor, böylesine bir paradoks işte. Bu konuyu sayfalarca anlatabilirim. Sevildiğimize, yaşadığımıza, acılarımıza, kendimize, insanlara ne kadar inanırsak o kadar var olurlar. İnandığınız kadar var olursunuz. Yoksanız bu sizin suçunuz olur. Bir yalana inanın adı, adınız olursun. Tek doğruyu siz bilirseniz kimseye yalan söylememiş olursunuz. Olduğumuz kişiden bizim bile haberimiz yok zaten. Yalanlar bizimle başlar bizimle biter. Ya da öyle olduğuna inanıyorum.  İnsan zihni, duyguları bu kadar karmaşıkken tek düze bir anlatımla anlayacağınıza inanıyorum. Sırf ben inanıyorum diye anlayanlar olacak. Ben öyle olduklarına inanacağım. Cümlelerim arasında kiminizin aldatılmadığını düşündüğünü düşüneceğim. Bazınız aileleriniz, yakın dostlarınız tarafından anlaşılmadığını düşünecek. Düşünmeyecek olan olsaydı  bile  artık mamafih düşünecek. Ya da düşündüğünü düşünecek. İnsan zihni kendini bile bu kadar aldatmaya meyilli iken başka birine inanmak hem de kendimiz kadar. karmakarışık soruya bir bilinmeyen daha ekleyip bildiğimiz doğru cevaba uydurmaya çalışmak olmaz mı? Olsun, olmasın insanın şimdi ne düşündüğünün bir önemi yok. Yarın, gelecekte söz konusu yalanlar olunca neye inanacağı mevzu bahis…

  Kısa kesiyorum cümlelerimi çünkü anlayacak olanların çoktan anladıklarını, anlamayanların hiç anlamayacağına inanıyorum. İnandıklarım beni var ediyor sizinle,  içimizdeki bir şeyleri yok ederek.

okur

Yazar: Aforizmacı

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum