İçimizdeki Yangınlar

İçimizdeki Yangınlar

Yanmadan Etrafını Aydınlatamazsın

Karanlıklar içinde durup kimsenin seni göremeyeceği şekilde saklanmak ve yoluna devam etmek en kolayıdır aslında. Bu durum herhangi çaba ve sorumluluk gerektirmez. Belli şeylerden feragat etmeni istemez. Sen ve çevren kadar yaşayıp anıların kadar hatırlanmaktan da öteye götürmez seni. Bu da özgür iradeyle seçilen bir tercihtir.

             Bütün bu karanlıkta bazen yanıp önünü aydınlatanlar, bununla yetinmeyip etrafına ışık tutanlar da çıkar. Dışarıdan beğenilen, kısa bir takdirle geçiştirilen bu durum yananın çektiği acıyla kıyaslanamaz bile. Aydınlık vazgeçmek ister. Günümüzün en değerlisi zamanı harcamak ister. Banane diyenlere inat çözüm getirme ister. Ben değil biz için düşünme ve bazen ufak bir teşekkürü bile çok görüldüğü günleri görmek ister.

            Tüm bunlar bir tercih meselesidir. Bazen kişisel hırslara sarılıp gözün körlüğü içinde hiç kimseyi düşünmemek de yaşadığın, evin olan bu topraklar uğruna Şehit olmayı, yaptığın işi en iyi şekilde yaparak da Vatan’a hizmet etmeyi seçmek de tercih meselesidir. Tüm o olguların ve kavramlarının ağırlığı altında ezilip bunları sömürenlere inat, bilinmese bile hasret ve özlem içinde canını feda edenlerin isim ve sayılara sığdırılamayışı kadar da gerçektir…

Uzakta özlem içinde

Hasret kokarken mevziler

Barut kokusunda aramak

Kucağına alamadığın çocuğunu

Haftanın Temaları

İçimizdeki Yangınlar

Ele alacağımız konulardan ilki ülkemizi rezil etme konusu. Bu konu bir futbol müsabakasında sahaya atlayan bir izleyiciden daha önemli ve üzerine düşünülmesi gereken bir başlık ibaret. Aslında bilerek ya da bilmeyerek yaşadığımız şu zamana kadar çoğumuz ülkemizi rezil etme ve itibarını daha güçlü hale getirememe durumlarına katkıda bulunduk. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde; “Türk Cumhuriyet’ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etme” vazifesini tam anlamıyla yerine getiremedik.

          En son yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda ortaya çıkan sonuçlar bir ülkenin temel direklerinden biri olan eğitim alanında çarpıcı ve bilinen gerçekleri bir daha gözler önüne serdi. Fen Bilimleri alanında 20 soruda ortalama 3 doğru cevabın verilmesi kabul edilebilir bir durum değil.

          Herhangi bir sınavda bir öğrenci ortalama altında ise ve bu durum sınıf genelinin azınlık bir kısmındaysa sorun öğrencide olabilir. Ancak ortalama bu kadar düşükken herhangi bir öğrenciye kabahat bulmak doğru olmaz. Ya da eğitim veren öğretmenleri bağlı olduğu müfredat dışına çıkarak ekstra çaba göstermediği için suçlamak da olmaz.

          Karmakarışık bir labirentte birçok çıkış mümkündür. Öğretilen bir iki çıkış dönüt alması beklenen her öğrenci içim kavrayıcı olmayabilir. Bu nedenle eğitim konusu başlı başına çok derin bir konudur. Geleceğin inşasını emanet edilmesi beklenen yarınlar için bir an önce bir daha değiştirilmeyecek şekilde önlem almak şarttır.

İçimizdeki Yangınlar

Bir diğer konu girişimcilik. Girişimci; mal ve hizmet üretebilmek için bütün üretim öğelerini en iyi koşullarda bir araya getiren kişidir. Kâr amacıyla riski üzerine alması gerekir. Hitabedeki vazife, Cumhuriyeti müdafaa etme durumu ekonomik bağımsızlıkla gerçek olur.

            Girişimciliği sadece bir fikir üretme sonrası şirketleşme ya da kurumsallaşma olarak düşünmemek lazım. Girişimci bulunduğu yere değer katan kişidir aynı zamanda. Aynı Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir kütüphaneye atanan devlet memurunun eşek sırtında köylere kitap ulaştırması gibi…

             Bu ve birkaç konuya daha devam etmek istiyordum ancak ülkede gündem o kadar yoğun ki. Son olarak “Emine Bulut” olayı sonrası yazıyı yarıda bırakma kararı aldım. Bu tür olaylara şahit oldukça gelecek konusunda ayrı bir kaygı duyuyor insan. Bazen ne için uğraştığını, kimin için çaba gösterdiği sorguluyor. Ama ne olursa olsun aydınlığı yaymadıkça, o alışan ruhsuz bedenleri uyandırmadıkça ya biz ya da birileri yanmaya devam edecek. Belki de düşünen son nesiller olan bizlere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Ne olur bir an bile olsa durup ne yaptığınızın, çevrenizde ne olduğunu kavrayın ve her akıllı canlı gibi sorgulamaktan, düşünmekten, itiraz etmekten korkmayın…

            Yağan onca yağmur, meydana gelen seller doğanın önce kendine saldıranlara sonra da kendi kendini yok etmeye doğru giden insanoğluna bir tepkisidir belki de…

Kaynakça

Rapor Et

okur

Yazar: MaviAteşBöceği

Araştırmayı seven, bilginin sınırsız lezzeti peşinde sürüklenen ve sorgulayan başarısız bir yazar

İlk Yazım

Bu yazıyı nasıl buldunuz?