HER KOLAYLIĞIN ARKASINDAKİ ZORUNLULUK

HER KOLAYLIĞIN ARKASINDAKİ ZORUNLULUK

Günlerden perşembe ve yeni bir staj günü daha. Rotasyon gereği kadın doğum yoğun bakım bölümünde stajımı yapacağım. Sabah sekizde vardiyanın başlamasıyla hemen işe koyuldum. Yoğun bakım olduğu için hasta paylaşımı yapılmaksızın her hastayla maximum düzeyde ilgilenilecek. Ben de geniş bir anamnez almak adına herhangi bir hastanın yanına gidip merhaba geçmiş olsun diyerek iletişime başladım. Hastaya kendimi tanıttıktan sonra hasta da   kendisini tanıttı. Adı Meryem olan 26 yaşındaki hastama  o sırada veri toplama gereği olarak bir soru yönelttim ve sorduğum soru da şu ki  “kaçıncı gebelik “.Bana verilen yanıt 7 oldu. Ve ilk çocuk prematüre(erken doğum )olduğu için diğer gebelikler de dahil olmak üzere hepsi sezaryen ile dünyaya gelmiş. Bu kadar fazla sayıda çocuk sahibi olmak kendi seçiminiz mi diye sorduğumda Meryem hanım aniden gözlerini benden kaçırıp bir süre konuşmadan tepkisiz kaldı. Ben ise ondan gelecek cevabı beklerken aniden bana şu soruyu yöneltti. Benim isteyip istemememin bir anlamı var mı? diyince ben orda biraz duraksadım. Ve sonra dedim ki   “ne yani  yok mu  “.Meryem hanım o sırada hiçbir şey söylemeden sadece başını sağa ve sola hareket ettirdi. İşte o sırada ben kadın sözcüğünün altında aslında görünmeyen nice sırların yattığını fark ettim.

Meryem hanımdan  gereken bilgileri aldıktan sonra sıra fizik muayeneye geldi. Haliyle açıp insizyon yerini kontrol etmem ,gözle muayene etmem gerekti. Meryem hanım insizyon yerini açınca ben mesleğim gereği kişisel duygularımı ön plana çıkarmaksızın içimden  “aman allahım zorunluluğun getirdiği onca acı ve tehlikeye Meryem hanım  nasıl dayanmış?İstemeye istemeye nasıl kendi sağlığına bu kadar çok  göz yummuş ” dedim.

Meryem hanım tabi  o kadar insizyon kesiğine doğal olarak yüzünü buruşturarak  “Fatma hemşire lütfen yarama fazla baskı uygulamayın “dedi.

Ben de ” Meryem Hanım, hiç endişeniz olmasın elimden gerektiği kadar hafif dokunacağım “dedim.

Muayene de bittikten sonra Meryem Hanıma toparlanmasına yardımcı oldum. Gereken açıklamaları yapıp geçmiş olsun dedim ve tam da çıkacakken o sırada Meryem hanım  “Fatma hemşire ” diye seslendi bana . “Sizinle konuşmam gereken bir konu var beni dinler misiniz  “dedi ben de  “tabi olur  “diyerek yanına geçtim. Yatağın yan kenarına oturarak Meryem hanımı dinlemeye başladım.

” Belli ki sizin ailenizde örf adetten gelen katı kurallar fazla yok. ” “Nasıl yani “dedim. ” Yanisi şu ki bizim buralarda kadının ne dediği pek önemli değil ben küçük yaşta 17 yaşımda istemeden evlendirildim. Babaannem okula gidiyorsun diye  elalem ne der diyerek beni okuldan çıkartıp zorla evlendirdi. Babama yalvardım beni evlendirmesinler diye ama babaanne hayattayken babalarımıza pek de söz düşmez ki. ben sırf evlendirmesinler diye okulumdan  kendi hayallerimden bile vazgeçmişken babaannem kararını ne bana ne anneme ne de babama danışmaksızın çoktaaan vermişti .Durum öyle olunca da yapacak pek bir şey kalmadı. Evlendim. Evlendim ama evlilik öncesi kocamın yüzünü ne fotoğraftan görebildim ne de canlı ,diri görebildim. Fatma hemşire ben kendimden geçeli çoktaaan oldu.Artık yaşasam ne yaşamasam ne ….Kocam evlendiğimizden beri bana değil kadın muamelesi  insan muamelesi dahi yapmadı. Son sözü hep o söyledi. kendi bedenime dair konularda dahi son sözü hep o dedi. Elden ne gelir ki karşı çıksam anında bir oluverir hakkımdan gelirler benim. Hem  ben istemem mi sadece bir veya iki tane olsun ama sağlıklı mutlu ve huzurlu olsunlar . istemem mi sanıyorsun? İsterim tabi.

Ben de isterim ki her hamileliğimde aşerdiğim vakit bana istediğimi getirecek bir eşim olsun. İsterim ki bana destek çıkıp bu süreçteki korkularımı dindirsin. Sağlığımı düşünsün. Geleceğimizi düşünüp meçhule bırakmasın…..

Ama dediğim gibi bu isteyeceklerim imkansız kadar uzaktadır benden.

Meryem Hanım bunları bana anlatırken bir bilseniz içimdeki duyguların nasıl karmakarışık olduğunu .Hem acı hem öfke hem vicdan azabı hem….

Ah Meryem Hanım keşke size yardımcı olabilsem. Keşke insanların şu düşüncelerini değiştirebilecek bir güce sahip olsam ama bu bir iki kişiyle olabilecek şey değil ki 

tüm bu düşüncelerimi içimde saklayarak Meryem hanımın acısını daha da fazla artırmadan sadece Meryem hanıma sarıldım.Sonra da dosyamı da alıp hiç bir şey söyleyemeden gözyaşımın akmasına dahi izin vermeden dışarı çıktım

okur

Yazar: Fatma-Turus

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.