Cold flu and virus treatment concept. Cute young girl with handkerchief, medicine, drugs and natural illness treatments. Childish vector illustration

NASILSINIZ?

Eskiden ne kadar kolaydı hatır sormak. “Nasılsınız? İyi misiniz?” der geçerdik. Şimdi sağlığını soracağınız kişiye başka sorular da yöneltmelisiniz. Corona ile tanıştığımızdan beri, sağlığa dair sorulacaklar arttı. Her sene on binlerce kalp hastası ve 80 bin kadar kanser hastasını toprağa verdiğimiz yetmiyormuş gibi bir de Corona virüsümüz oldu, tam oldu!

Bundan sonra karşınızdakine sağlığını soracağınız zaman şu soruları da eklemeniz gerekecek:

  • Bağışıklık sisteminiz iyidir inşallah. Güçlü bir bağışıklığa sahip misiniz?
  • İnsülin direnciniz ne alemde?
  • Glüten hassasiyetiniz var mı efendim?
  • D ve B12 vitamin sevileriniz nasıllar?
  • Demir, magnezyum, selenyum eksikliğiniz yoktur inşallah.
  • CRP değerleriniz normal midir beyefendi?
  • İyot seviyeniz nasıldır?
  • TSH, T3, T4 durumlarınız nasıllar?
  • C vitamini alır mısınız?
  • Omega3ünüz bol olsun.
  • Ne kadar çok durumu takip etmemiz gerekiyor bugünlerde. Bağırsak da ‘İkinci beyin’ diyorlar. O da iyi olmalı. ‘Bağırsaklarınız iyi çalışıyor mu?” diye onu da sorabilirsiniz sorabilirseniz!
  • Hem moralli olmaya çalıştığımız, hem de Corona ile de moralimizi bozduğumuz, umutlarımızı yitirdiğimiz, geleceğe dair programlar yapamadığımız bir zamanda, bir de kendimizi kontrol etmemiz gereken sağlık kriterleri var.
  • Kronik bir hastalığınız varsa (kalp, tansiyon, şeker, kanser vs. hastasıysanız) size özel başka sorular da bu hatır sorma seromonisine eklenebilir:
  • Tansiyonun nasıl bu aralar?
  • Şekerine bakıyor musun? Açlık şekerin kaç? Tokluk şekerin nasıl?
  • Yakınlarda hemogram yaptırdın mı? En son ne zaman mamografi ya da PET çektirdin?
  • Hastalıklara göre öneriler, söylenenler artıyor. “Şunu yemelisin- bunu yememelisin.”, “Bunlar şu hastalığa, bunlar da şu ağrıya iyi geliyor.” diyorlar.
  • İyi de takip etmemiz gereken bunca başlık varken; biz her ay mı, her hafta mı doktorlara, hastanelere gidelim? Hangi bir durumu, ne sıklıkla takip edelim?  Tansiyon ölçtürmek kadar kolay değil ki kan tahlillerine gidip, doktorlara muayene olmak ve gerektiğinde tarama cihazlarına girmek. Madden, manen, bedenen, ruhen ve zaman olarak altından kalkılması zor bir durum. İnsanı psikolojik olarak da yıpratan bir yaşam. İnsan ne sıklıkta demir, kalsiyum, magnezyum, selenyum seviyesini ölçtürebilir ki?
  • Zaten ağrısı olmadıkça, bir sıkıntı yaşamadıkça doktora gitmeyen bir milletiz. Ekonomik olarak da yıpratıcı olan bu süreçte kendini dinliyor olmak, kafaya takmak da insanı “hastalık hastası” yapmaz mı?
  • Biz neyimize göre, ne kadar iyi olalım? Ne durum için ne yapalım? Hangi organımızın sağlığı için, ne tür kontroller yapalım? Sürekli kendimizi dinleyip, evhamlanıp, bir yorgunluğu ya da romatizmal olan bir ağrıyı da büyütüp, ilaçlara mahkum olmak için doktorlara mı taşınalım? Bilemedim. Kafalar karışık. Bu ortamda doktorlara, hastanelere gitmeye çekinirken, bir de vücudumuzda ne eksik- ne tamam diye düşünerek paranoyak olmayalım da!

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.