Günümüz İlişkileri ve Modern Zamanın Sahte Aşkları

Kaynak belirtilmedi

NE İSTEDİĞİNİ BİLMEMEK

İnsanlar seviyorum diyor önemsiyorum özlüyorum diyor ama en ufak bir ayrılıkta topuklara vura vura kaçarak, sıradaki durağın arayışına gidiyorlar, birlikteyken bahsi açılan üçüncü kişiler ile sosyal medyadan iletişime geçerek, kendilerine yavan bir “konfor alanı” oluşturmaya çalışıyorlar ki birlikte zaman geçirdikleri insanı unutabilsinler.

Oradan oraya koşup gerek okul gerek iş telaşına kapılıp sıradan olması gereken durumları bahane gibi lanse ederek hayatlarında güzel bir yer kaplayan “sevdiceklerine” mesafeler koyuyorlar. Sonra gece olduğunda bakıyorsunuz ki ardı ardına atılan ses kayıtları, güzel sözler, iyi dilekler veyahut gün içi hatırlanan anlar, birer birer anlatılıyor ama sen o gün içinde neredeydin mesela?

Karşı taraf, gördüğü basit bir kahve şişesini bile sana yorarken sen neredeydin de o insanın sana ithafen yaptığı incelikleri göremedin?

Ancak ve ancak uyumadan hemen öncesinde mi zaman ayırabildin, çokta güzel kullandın! Bravo! Karşındaki malmış da senin hamını anlayamamış, yazık onaymış.

Sonra bir baktınız bu insanlar, hayatlarından sizi çıkarıp hiç yokmuşsunuz gibi devam edip “sağda solda benden bahsetme, arkamdan bir şeyler yazma, düşünme, merak etme.” Gibi birçok yapmacık istekte bulunuyorlar, asıl dertleri elbette ki bu değil, asıl dertleri sıradaki duraklarının sizi öğrendiğinde görecekleri hatıraları daha oluşmadan yok etmek, kendilerine yalandan bir vicdan oluşturacak methiyeleri dizilmeden mahvetmek.

Bencilsiniz.

Ne istediğini bilmeyen ucuz yüreğinizle karşınızdaki insanın hayatına dokunup sonra hiçbir şey olmamış gibi birtakım bahaneleri öne sürerek gittiğiniz için bencilsiniz.

Kalıp savaşmaya bir tarafınız yemediği için bencilsiniz.

Aynı şeyleri hissetmemenize rağmen rol yapıp o kadar yol yaptığınız için bencilsiniz.

Masumca beslenen hisleri sapkınlığa yorduğunuz için bencilsiniz.

Sizinle geçen zamana, verilen değere, harcanan sevgiye, sadece yazıklar olsun.

Umarım bir gün yaşattığınızı yaşarsınız o kalbinizin sahteliğine layık aşklarda şuurunuzu kaybedene dek döner durursunuz.

HAYAT TELAŞINDA “AŞKA” YER AYIRMAMA SAÇMALIĞI

Seven insan gerek 5 dakika gerek 5 saniye, bir yolunu bulur mutlaka ayırır. En ufak bir doluluğu bahane edip sizden saatlerce uzak kalan insanlar emin olun ki sizi hiç mi hiç sevmemiştir ama ilginizi sevdikleri için bu durumu göz ardı ediyorlardır. Siz sadece onların boş zamanlarını doldurmaları için kullandıkları basit bir oyuncaksınız fazlası değilsiniz.

Nitekim kimisi için her şey olabilmek varken bazısının maşası olmayı kimse istemez, özellikle bu şuuru kapalı bencil mahlukatlar için hiçbir şey olmamak, her şey olmaktan önemlidir, zira kıymet bilemedikleri aşikâr ki gün içindeki ufak bir anıyı bile sizden gizleme ihtiyacı duyacak kadar “özgür” hissetmeye açlar.

AŞK HAYATINI ZİYAN ETMEK

Bir yüreğe kendini sevdirip, yılları birlikte geçirip, tek gecelik bir keyif için ihmal edip, daha sonra hiçbir şey yokmuş gibi o kişiye dönüp aylarca onunla beraber olduktan sonra, günü geldiğinde yine o tek gecelik keyfinize dönüyorsanız bana aidiyetten yahut sevgiden bahsetmeyin, zira siz yalnızca işinize geleni sever onu sayarsınız, bir insan sizin için başka bir anlam ifade etmez, hayatınız boyunca “köprüden geçene kadar” kafasıyla yaşarsınız.

Böyle yaparak ziyan ettiğiniz hayatlara ne demeli peki? Bir mi? iki mi? Üçten sonrasını saymıyor musunuz yoksa?

Bunu yaparak harcadığınız insanlar var ya, heh! İşte o insanlar hala bir yerlerde sizin yüzünüzden aç kalıyor, gözyaşı döküyor ama sizin ne kadar umurunuzda değil mi?

Hiç!

Hiç umurunuzda değil, karakterinizin bu denli sahte, sevginizin replikadan hallice oluşunun çok iyi farkındasınız ki edilen veda hiçbir zaman bir kayıp değil sizin için, çünkü daha şimdiden yerine kimi koyacağınızı biliyorsunuz.

Siz, bir ilişkiyi bitirirken yalnızca tek kişiyi ziyan etmiyorsunuz o kişi de kendinizsiniz.

Kalan ziyan oluyor, kalan olmak için çabalayan ziyan oluyor, bir zamanlar ziyadesiyle kalan da ziyan oluyor, o ziyadesiyle kalanı görmezden gelerek flört ettiğiniz, yalanlarla süslediğiniz birlikteliğiniz, o da ziyan oluyor, buradaki tek “kârlı” siz gibi görünüyorsunuz ama siz, kaybettiğinizi çok uzun zaman sonra anlayacaksınız, adalet gecikmez, sadece sırasını bekler.

ARKADAŞLIKLARINI ZEDELEMEK

Ortak dostlar, eski dostlar, yeni arkadaşlar, yaptığınız bazı seçimler bu arkadaşlıkları da akabinde zedeler, size çok kıymet veren ve gerçekten halinizi hatırınızı merak eden bir insana karşı neden bu kadar bencilsiniz?

Birinden gittikten sonra bir sürü kişiyle konuşmaya başladığınız için bu durumun farkına varmalarından mı endişe duyuyor, o yüzden mi mesafe koyuyorsunuz?

Gönül eğlendirme vaktinizin gönlünü önünüze seren insanın kulağına gitmemesini istediğiniz için, uzaklaşıyorsunuz, ortak dostlarınızdan.

Sahtesiniz işte! Belki de zamanında edilen kavgaların sahteliği kadar sahtesinizdir kim bilir?

Yok o üzülmesin, yok sağlığı kötü olmasın, yok önüne baksın, bakar zaten onu hiç merak etmeyin!

Siz yokken çok daha iyi bakar hatta, siz keza ondan kalan hatıralara bile sadık kalamayacak kadar bencil insanlar olduğunuz için o insanlar sizin yokluğunuzda kendilerine her zamankinden daha iyi bakarlar, yeni bir saç yeni bir tarz ve sıfırdan başlangıçlarla büyümeye başlarlar.

Yanlış insanlarla bir gün daha fazladan gülmek için doğru insanları elinizin tersiyle itiyorsunuz ama bir gün o insanların size yaptığını aslında bu hayatta birçok kişinin yapamayacağını gördüğünüzde asıl gerçeği anlayacaksınız, o da şu ki siz gerçekten sevilen ama o sevgiye sahip çıkmaya erinen bir avuç korkaksınız ki değil sevgiliye, arkadaşa bile sahip çıkamadınız. 

Dert gibi görüp üzerine son bir defa konuşmadınız, kaçtınız ve ardınıza hiç bakmadınız.

CESARET ETMEME BAHANELERİ

Yolu yürümeye niyeti olmayan insan daha ilk andan bunu anlar ve yolun kalanını tek başına almaya bakar, dur ben şurada iki soluklanayım, efendime söyleyeyim ikramlarla güzel karşılanmalarla karnımı doyurayım, gözüm acıkırsa tekrardan kalkar önüme bakarım.

Ne de olsa misafirim değil mi?

Girdiğiniz her odaya misafirim gözüyle girerseniz hiçbir zaman bir eviniz olmaz.

Ev diyecek kadar uzun kalamazsınız, diyelim tesadüfen kaldınız, o zamansa içiniz rahat etmez, sağda solda bir bavul veya bir bilet ararsınız.

Belki başka kiralık evlere, belki başka zihinlere yem atar oltalarsınız ama hiçbir zaman gerçek bir eviniz olmaz.

Bahaneler sevmeyenlere, yüreği yetmeyenlere göredir, gerçi boşa konuşuyorum, siz bunun zaten farkındasınız.

Bizimkisi geç gelen bir aydınlanma ve nefrete kayan bir sevginin son tesellisi işte.

BİR ADIMA SADIK KALAMAMAK

Bu lanet devirde gerçek bir ilişki yaşamanın sandığınızdan daha zor olduğunu anlamanız için büyümenize gerek yok, gidin büyüklerinizle konuşun, kimlerin ne hikâyeleri var, sizden habersiz yaşayıp unutmaya bıraktıkları. Anne babanızı bile tam olarak tanımıyorsunuz bu konularda, geçmişi iyice bir eşeleyin derim.

Her şeyin sonunda birbirine sadık olan iki kişinin yıllarca ne badireler atlattığını daha iyi anlarsınız.

Sadakat bir aşkta olması gereken bir ekstra değil, aşkın ve sevginin içinde doğrudan var olan bir büyüklüktür.

O büyüklükte bu devirdeki çoğu arkadaşta yok.

Var olanlar ne mutlu ki güzel bir ilişki yaşıyorlar, olmayanlar da ne düzenbaz ki sevdiklerine sahip çıkamayacakları bir ömrü inşa ediyorlar.

Herkes hak ettiğini yaşasın efendim, kimsenin ahı kimseye kalmasın.

Ziyadesiyle çıksın.

SEVMEDEN SEVİYOR “MUŞ” GİBİ YAPANLARA

Aylar, yıllar, sevgisinden emin olamayan ve sevgisini gözden çıkarabileceği insanlar üzerinde deneyen, adeta bir bilim adamcık modunda takılan karaktersiz insan müsveddelerine epey bir laf denebilir zira bu hayatta her şeye maruz kalmayı hak ediyorlar. Çok hakarete girmeden basitçe soralım sorularımızı.

Neden kullandın mesela?

Sevilirken bile anlamadınız mı bu sevginin ziyan edilemeyecek kadar ender oluşunu?

Karşınızdaki insanlara karşı yalnızca bahaneleriniz vardı sizin, o bahanelerin arkasına sığınarak bir şeylerin üstünü örtmeye çalıştınız, özellikle sadakatsizliğinizin ve sevgisizliğinizin üzerinin kapandığını sandınız ama emin olun herkes her şeyin farkındaydı, o masalara oturulurken de o insanlara gülünürken de o kişiler eklenirken de herkes her şeyin farkındaydı, yalnızca aşk göze bir perde indirmişti de seven sevdiğinin ucuz yüreği oluşunu kolay konduramadı.

Ama artık sevgi de bitti. Yalnızca biriken cümleler ve haksız muameleler kaldı ki karşı tarafa sorsanız onda da en az sizin kadar kırıklık ve gözyaşı vardır, nitekim ayrılık tek bir kararın çift yönlerini ve bir yaşanmışlığın iki farklı anlatımını kapsadığından mütevellit insanların kolay kolay kimin doğru kimin yanlış olduğunu anlayamayacağını söyleyebiliriz.

Evet, bazı hatalar yapıldı.

Belli başlı saygısızlıklar oldu ama gerçekten, bir insanın duyguları gerçekten bu kadar mı değersizdi?

Merak etmek terk eden için bir zayıflık mıydı?

Kalanın arkadan öyle bakarak günlerini geçirmesi aşağılıkça mıydı?

Sevmek bitmeye yaklaşırken insan “bir zamanlar en sevdiğini” merak etmeye devam ettiği için kendine kızmalı mıydı?

Belki.

Belki merak etmek, kimisi için bir zayıflık, kimisi içinse sürecin bir parçası.

Belki arkadan öyle bakmak, kokusunu ve sesinin yavanca hatırlandığı şu günlerde son bir kez doya doya hafızaya kazımaktı.

Belki sevmeler biterken “bir zamanlar en sevdiği” olan insana karşı içindeki masumane duyguların son demlerini de tüketirken, sevgisinin nefretine dönüştüğüne şahit olduğu için kızıyordu kendisine.

Her ne olursa olsun seviyor “muş” gibi yapan, sevmeyi bilmeyen bencil aşağılık insanlar, keşke zamanında dürüst olsaydı da yolun bu kadarında böyle bir yük ile terk etmeselerdi, iki tarafta daha kolay alışır önüne bakardı.

Bir taraf küskün bir çocuk gibi sinir küplerine binip sözlerinden alevler saçarken diğer taraf hiçbir koşulda rahatını bozmayıp, sanki bu zamana kadar hiç özgür olmamış gibi sağda solda kim varsa ekleyip kafasına göre yaşamazdı, hoş iki tarafta bunları ilk başta yapardı ama sonraları alışırlardı.

En azından onlara kalan hayal kırıklıkları bu kadar büyük olmazdı.

Aşk bu denli yanılmazdı.

BU BÖYLE GİDERSE

Hikâyemiz bitti. Üzerinden ilk ay geçti, önümüze bakıyoruz ama bazen rüyamıza bir resim düşüyor, iki araştırıp baksak doğru olacağını bildiğimiz bir resmi “aman boş ver” diyerek geçiştirmeye başladığımız an anlıyoruz içimizdeki umudun ve hasretin temelli bittiğini ve karşımızdaki insandan her türlü haltı beklediğimizi.

Artık her şeyi yapabilir, sadakatsiz sonuçta. Sevmedi, sevmeye çalıştı, en ufak olayları bahane diye öne sundu ve ardına bakmadan gitti, güçlüydü ya çok, çevresi kalabalıktı ya mutluydu ya o yaptığı seçimlerle.

O zaman uykusuz geçen gecelerinizin hesabını niye veremiyor?

Alınan üç parça eşyayı niye saklamak istiyor?

Kime ego kasacak ki basit şeylerden?

Kendisine efendim, kendisine.

Sevmeyi bilmeyen insanlar çok geç sevmeye başlarlar.

Önce o değeri kendi elleriyle bir kaybederler, daha sonra kaybettikleri değerden haberi olan insanlarla günlerce dedikodu edip olayın “muş gibi” tarafını biraz daha rahatlatacak yeni bakış açıları geliştirirler.

Sonra birkaç masaya gidip birkaç kadın/erkek ile tanışarak kendilerini tamamen özgür ve yeni limanlara yelken açmaya hazır hissederler.

Sonra gün gün o kaybedilen değerin yerine koydukları insanların, kendilerini teker teker yüzüstü bıraktığına şahit olurlar.

Süreçler biter, gerçek hayat başlar ve bir daha geçmişe geri dönemeyeceklerini o zaman anlarlar, işte o hatıralar, günümüzde onların işine yalnızca bu daldan dala konma evresindeki “bak ben bu kadar sevildim işte” hatırası olarak tuttukları çer çöpten ibarettirler, bir gün çoğunu atacak ama birkaçını bırakacak olmalarına karşın bıraktıklarının da gerçek hayat telaşesi başladığında, onlarda yaratacağı tarumarı gördükleri an, işte asıl o zaman doyasıya sevildikleri insanı bir nebze sevdiklerini anlayacaklar.

Her şey geç olduktan, atı alan Üsküdar’ı iki defa turladıktan sonra.

Bazı aldatmalar yaşandıktan, kimi insanlarla aradaki soru işaretleri sonsuza kadar kapandıktan sonra güzel seven insanlar hatırlanacaklar.

O hatıralar, o zamana kadar hep gösteriş ve ego kastıran hatıralar, yıllar geçtiğinde ve mevzubahis günler geldiğinde çok büyük hüsranla anılacaklar.

BU DEVRİN SAHTELERİNDEN OLMAYIN

Eğer bir insanla konuşmaya tahammül edemiyorsanız, yalandan bir samimiyetle buna katlanmaya devam etmeyin, bu devrin sahtelerinden olmayın, üç aşkı ziyan etmeyin, kendinizi kaybetmeyin, bir an evvel yol verin ve önünüze bakın, o şekilde yaparsanız şayet emin olun kimse kimseye sandığınız kadar kızmayacak, vaktinde olan ayrılıklar ardında büyük yürekler bırakır.

Zamansız edilen vedaların gerisinde ise yalnızca öfke ve serzenişler kalır.

Bir insanın ahını almayın. Gün olur sizden misliyle çıkar.

 

Selam Ben Emirhan
Yolunun daha henüz çok çok başında olduğunun farkında olan az insan var hayatta, henüz bir başarı elde edemeden kendini alim sanan çakma filozoflar var, insan, nankör ve kibirli olmasıyla tanınır, ben ise halktan biri, ülkedeki milyonlarca gençten yalnızca bir tanesiyim, Selam, ben Emirhan.
Önceki
Antichrist’i / Deccalı Sevmek …
Sonraki
Study in USA vs UK: Which is Better for Indian Students?

Study in USA vs UK: Which is Better for Indian Students?

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.