Hayatta Kalma Ön Yargısı (Survivorship Bias)

Sabahın köründe matkap sesiyle uyandım. Daha saat dokuz. Kulaklarımda yankılanan bir ses. Kafamı yorgana gömdüm. Yok olmadı. Artık uyunmaz. Biraz daha geç saatte yapsaydılar olmaz mıydı bu işi? Neyse…

Of of!.. Korona. Mahvettin bizi. Ne rahat rahat insan içine çıkabiliyoruz. Ne de korkmadan gezebiliyoruz. Özgürlüğümüzü elimizden aldın.

Kimi diyor doğanın dengesi bozulduğu, ormanlar yok olduğu için, farkında olmadan vahşi hayvanlarla iç içe yaşamaya başladık. Vahşi hayvanlardan bulaştı. Korona. Kimi diyor biyolojik silah. Kimi araştırma yaparken, laboratuvardan kaçtı. Kimi de diyor ki, dünya nüfusunu azaltmak ve kendileri daha rahat yaşasın diye dünyanın ileri gelen zenginleri tarafından üretildi.

Aşı bulundu. Ancak bize ulaşması ne kadar zaman alır, maalesef bilemiyoruz. Ve insanlar ne yazık ki ölmeye, hastalanmaya devam ediyor. Bu yüzden maske takmaya ve sosyal mesafeyi korumaya devam ediyoruz. Sevdiklerimizin ve kendimizin sağlığı için çok dikkatli olalım. Lütfen.

Aşağıda çok beğendiğim bir yazıyı paylaşmak istiyorum:

Hayatta Kalma Ön Yargısı (Survivorship Bias) hiç duydunuz mu?

Tarihi kazananlar yazmıştır.

Fakat sadece başarılara odaklanırsak, “Hayatta Kalma Ön Yargısı”nın, bizi yanıltmasına izin vermiş oluruz.

Hayatta Kalma Ön Yargısı, hayatta kalanlara (yani başarılara) konsantre olmak ve kayıpları (yani başarısızlıkları) görmezden gelmektir.

Yani hayatta kalanlara fazla odaklanıp, başarısız olanların neden başarısız olduklarını gözardı etmektir.

Bunu yaptığımızda, gerçek başarı olasılığını gözden kaçırırız ve hatalı sonuçlara varırız.

Hayatta Kalma Ön Yargısının en ünlü örneği II.Dünya Savaşı’ndan:

ABD, savaş uçaklarına zırh ekleyerek mermilere karşı dayanıklılığını arttırmak ister.

Tüm uçağı zırhla kaplamak ağırlık sebebiyle imkansızdır.

Bu yüzden hangi bölgelerini zırhlayacaklarını çözmek isterler.

Analistler, bombardımandan dönen uçaklarda mermi deliklerinin, en çok kuyruk, gövde ve kanatlarda olması sebebiyle, bu bölgelerin takviye edilmesi gerektiğine karar verir.

Abraham Wald adlı genç bir istatistikçi devreye girer ve bunun trajik bir hata olacağını belirtir.

“Bunlar zaten vurulmasına rağmen, sağ salim geri dönen uçaklar. Sorunun nerede olduğunu görmek için esas düşen uçaklara bakmak gerekir” der.

Tabii ki, düşen uçaklar savaş alanında olduğu için bunu anlayamazlar.

Zırhlanması gereken bölgeler için, sağ salim dönen uçaklara bakarak değil, dönemeyen uçakların mermi izlerinin nerede olduğunun tahminini yaparlar.

Yani “Görülen” uçaklar değil, “Görülmeyen” uçaklar esas cevaba sahiptir.

Böylece hayatta kalanların zarar görmediği yer, uçakların en savunmasız olduğu yerdir sonucuna ulaşır.

Resimden görülen hiç mermi izi almamış; motoru, kokpiti ve arka ince parçanın güvenliğini önemli ölçüde artırırlar.

Uçak kayıplarını neredeyse sıfıra indirirler.

Wald, Hayatta Kalanların Ön Yargısını tespit etmiş ve onun gazabından kaçınmıştı.

Büyük problemler, ancak “Görülen” ve “Görünmeyen” tüm verileri analiz ederek çözülebilir.

Bilmediğimiz GÖLGELERE karşı savaşamayız.

Ne kadar çok bilirsek, o kadar doğru sonuçlar üretiriz.

yazar

Yazar: Gri Mavi

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.