Gökkuşağı

Gökkuşağı

Bir anda yağmur başladı, havanın renginden anlamam gerekiyordu. Sabah yola çıkarken hafiften rüzgar fısıldamıştı, uzaklardan güneş göz kırpmıştı. Aslında çıkmadan önce yağmur yağar mı diye de düşünmedim değil. Ama şemsiyeyi yanıma alsaydım adım gibi biliyorum yağmur yağmazdı.

Hazırlanırken ne giyeceğime karar verememiştim. Gün daha doğmamıştı, ne giysem yanılacaktım bu nedenle ilk önüme geleni sırtıma geçirmiş, hızlıca hazırlanıp kendimi sokağa atmıştım. Güneş bir süre yüzünü saklamıştı, yürürken yukarıya doğru bakmıştım. Henüz hava aydınlanmaya yeni başlamıştı, orada olduğunu biliyorum bulutları kendine siper edecek misin, yoksa yeryüzüne yavaştan sıcağını yollayacak mısın?

Öğlen saatleriydi sanırım, güneş bir anda en tepede tahtına oturdu. Ama bulutlarla arası bozuk gibiydi, sürekli onu engelliyorlardı. Gökyüzünden fırsat buldukça bana göz kırpıyordu. Sigaramın dumanını üfledikten sonra arkadaşlarımla konuştum. Yağmur kesin yağacak dediler, kaçamazsın bundan keşke önlemini alsaydın. Ne olacak sanki dedim, yağan yağmurun ardından ıslak da olsa gökkuşağını izlerim.

Aralarındaki kavgadan bulutlar galip çıkmış olacak, bu nasıl bir yağmur. Hiçbir yere kaçamıyorum, altına saklanacağım bir yer de bulamadım. Koşar adımlarla eve doğru ilerlemeye çalışıyorum. Bulutların arkasından güneşin gülüşünü duyuyorum. Biliyorum yağmura sen izin verdin.

Kendimi eve zor attım. O kadar ıslanmışım ki titremeye başladım. Ama üşümüyorum, dışarıda ılık bir rüzgar vardı. Yağmur suyu tüm vücudumu ıslatsa da, sanırım insaflı davranmış. Yüzümdeki tatlı tebessüm ile odama geçip üstümü değiştirdim. 

Çok yorgunum, günlerdir kafamdaki ses tekrar çalmaya başladı. Bu ses gerçek mi yoksa kafamda mı çalıyor anlamıyorum. Üstümü değiştirip kendimi yatağa attım. Biraz dinlenirsem rahatlayacak gibiyim, ses yavaşça azalır ve uyurum. 

Yüksek sesle tekrardan uyandım. Aman Allahım! Bu ses durmayacak mı? Kafamı yatağın öbür ucundan diğer tarafa sürükleyip yastığın altına koydum. Susması için yalvarıyorum! Sesin nereden geldiğinin de farkında değilim. Sadece çok fazla olduğunun farkındayım, kurtulamıyorum.

Hayır, susmayacak. Biz kapının zilini mi değiştirdik, bu ses kapı zili olmamalı. Yataktan kendimi atmam gerekiyor yoksa kafayı yiyeceğim. Bu ses nereden geliyorsa susturmalıyım, sonra kaldığım yerden uykuma devam edebilirim. 

Bu ses bana izin vermeyecek, kendimi yataktan dışarı attım, sesin nereden geldiğini anlamaya çalışıyorum. Uykulu gözlerle şapşalca etrafa bakıyorum, ses her yerde! Alarmım değil telefonumu kapatmıştım. Dışarıdan geliyor sanırım, pencereyi aralayıp kafamı dışarıya uzattım. Yağmur devam ediyor, dışarıda yağmurun sesinden başka bir ses gelmiyor. Yağmur damlaları tenteye yavaşça vuruyor, kafamdaki ses bu değil.

Bütün bu sesler kafamın içinde mi? Yoksa rüyada mıyım hala? Sanırım rüyadayım ve rüyadaysam hemen uyanmam gerekiyor. Uyandığım zaman bu seslerden kurtulabilirim. Hayır, rüyada değilim kendimi kandırmamalıyım, sanırım deliriyorum. 

En iyisi kapıya gideyim, belki de gerçekten ses kapıdan geliyordur. Kapıyı araladım, dışarıya doğru bakıyorum. Hiçbir şey yok, ama ses azaldı. Yukarıda güneş tekrardan tahtına oturmuş, uzaktan bana gülümsüyor. Ses gittikçe azalmaya başladı. Yağmur hafiften devam ediyor. 

Kendimi yalın ayak, pijamalarımla dışarıya attım, neden böyle bir şey yaptığımı bilmiyorum. Ağacın altında durup durumu anlamlandırmaya çalışıyorum. Ses gitmedi, yağmur durmadı ama güneşin sıcaklığını hissedebiliyorum. Gören herkes bana ne kadar da deliymişim gözüyle baksa da umurumda değil. En azından biraz daha rahatladım.

Ağacın altında beklerken etrafı izliyorum. Aptal gülümseme yüzüme oturdu. Şuanda hiçbir şey beni ilgilendirmiyor. Karşımızdaki amca beni hastalanacaksın diye uyarıyor. Komşumuz yine söylenmeye başladı, kapı sesinden rahatsız oldu sanırım. Kediler çöp tenekesini karıştırıyor, köpek arkada usulca kendine bırakılan yemeği yiyor, bense etrafa bakıyorum, gülümseyerek.

Yağmurdan artık hiç rahatsız değilim, bana çok yumuşak davranıyor. Ağacın dallarının arasından su taneleri yüzüme düşüyor. Rüzgarın hoş sesini dinliyorum, bana karşı ılık bir dokunuşu var. Kafamın içindeki ses artık beni rahatsız etmiyor. İlerideki, çok ilerideki gökkuşağını izliyorum, ne kadar da güzel renkleri var. Güneş kendini gösteriyor. Yağmur ve güneşin eşsiz dansından oluşan bu gösteri beni sarhoş etti sanırım. 

Kapı kapanmadan içeriye tekrardan adım attım. Kapının arkasından dönüp tekrar bakıyorum, ne kadar göz kamaştırıcı, gözümü alamıyorum. Saatlerce izleyebilirim, kapıyı kapatamıyorum. Renklerin parıltısı beni benden alıyor. Capcanlı, sanki bana bir şeyler söylemeye çalışıyor. Bana Hera’dan haber mi getirdin? Uzun zamandır bunu bekliyormuşum. Gökkuşağı göz yanılsaması mıydı yoksa? Neyse ne, lütfen kaybolma. Bana ne olduğunu bilmiyorum ama bu görüntüyü hafızamın her yerine işlemeliyim. Daha önce böylesini görmemiştim, bir daha böyle bir manzara görebilir miyim?

İçeri gelir misin, dışarıda üşüyeceksin. 

Tüm yazılar için donattan.com

Rapor Et

okur

Yazar: Donat

Merhabalar ben Donat, öncelikle hoş geldiniz. Belirteyim, burada sizlere hiçbir şey vaat etmiyorum. İçimde bir Donat daha var, hayatım boyunca onun isteklerine göre hareket ettiğimi anladım. O ne istiyorsa, farkında olarak veya olmadan, onun doğrultusunda hayatıma devam ediyorum. İçimdeki Donat'ın yazı yazarak kendini ifade etmeye çalıştığını düşünüyorum, bu nedenle bu sayfayı açtım. Burada Donat'tan gelen ifadeleri, yorumları, eleştirileri, mutlulukları, üzüntüleri, hayal kırıklıklarını, duyguları, düşünceleri, düşleri, hayalleri ve haykırışları paylaşacağım. Ben paylaştıkça rahatlayacağım, sizlerin de okuyarak beni anlamasını bekliyorum. Umarım güzel vakit geçirirsiniz, şimdiden teşekkür ederim.

Olumlu veya olumsuz eleştiriler, yorumlar, yazılar hakkında sorular için veya da merak ettiğin her şey için mesajınızı bekliyorum.

Sitemden de beni takip edebilirsiniz:

http://www.donattan.com

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları