Başarıya Giden Yolda Başarısızlıkların Önemi

Başarıya Giden Yolda Başarısızlıkların Önemi

Başarıyı değerli kılan başarısızlıklar değil midir? Tıpkı beyaz rengi anlamlı hâle getiren şeyin siyah renk olması gibi. Daima başarıya ulaşmak için çabalayıp durduğumuz yolda karşılaştığımız engelleri, ayağımıza takılan taşlar gibi görmek ne kadar doğru? Gelin, birlikte tüm hatalarımızı kucaklayıp başarıya giden yolumuzda başarısızlıkların ne kadar önemli olduklarını görelim.

Başarılı İnsanların Hayatlarına Bakın!

Sosyal çevrenizde, iş hayatınızda ya da çoğunlukla medya aracılığıyla tanıdığınız başarılı insanların hayat öykülerine bakın. Bu öykülerde ortak tek bir nokta vardır: başarısızlıklar. Başarılı insanları, hepimiz beğenir ve onlardan ilham alırız. Fakat şu bir gerçek ki bu insanlar başarı merdivenlerini koşarak tırmanmamıştır. Başarılı insanlar, hatalarını fırsata çevirebilme becerisine sahiptir; başarısızlıklar onlar için birer motivasyon kaynağıdır. Her başarılı insan mutlaka başarısızlıktan nasibine düşeni almıştır.

Örneğin teknoloji dehası Steve Jobs… Bir dünya markasını yaratmaya giden yol onun için güllerle kaplı değildi. 20 yaşında kendi kurduğu markasından performans yetersizliği gerekçesiyle kovuldu ancak bu onu durdurmaya yetmedi ve nihayetinde kovulmasından yıllar sonra kurucusu olduğu markayı zirveye taşımayı başardı.

Başarıya Giden Yolda Başarısızlıkların Önemi

Yakın tarihten bir başka dehayı ele alalım: Thomas Alva Edison. Ampulün mucidi Edison için yaşam, pek de kolay değildi. Küçük yaşta algılama bozukluğu nedeniyle öğretmenleri tarafından okuldan uzaklaştırıldı. İlk iki işinden yetersiz olduğu gerekçesiyle kovuldu. Ardından tüm ilgisini bilime verdi. Milyonlarca kez deneyler yaptı ve milyonlarca kez başarısız oldu fakat asla pes etmedi. Tüm bu başarısızlıklar 1880 yılında dünyamızı aydınlatmaya başladı.

Acı Tecrübeler En İyi Öğretmendir.

İçinde bulunduğunuz acımasız dünya sizi her zaman, her şekilde sınayacaktır. Hayat denilen bu sınavda başarıya ulaşabilmek için yanlışlardan ders çıkarabilmek gereklidir. Şimdiye kadar yapmış olduğunuz tüm yanlışların size neler kazandırdığını düşünün. Belki artık daha cesursunuz belki de daha mantıklı hareket ediyorsunuz. Başarısızlıklarınızın size kattıklarını fark ettiğinizde aslında kendinizle ilgili en büyük başarıyı elde etmiş olmadınız mı?

Başarısız olmanıza neden olan bir şey varsa o da başarısızlıklarınız değil başarısızlıklarınızdan ders çıkarmamanızdır ve ne yazık ki insan en iyi derslerini acı tecrübelerinden alıyor. Bu sebeple zorluklarla baş ederken daima pozitif kalabilmek gerek. Başarısız olmanıza neden olan şeyi bulmak ve bir daha olmaması için çaba göstermek sizi başarıya götürecektir. Başarının kapılarını açan anahtar belli: asla pes etmemek. Olumsuz düşünce ve olayların sizi hedeflerinizden uzaklaştırmasına izin vermeyin.

Başarısız Olduğunuzda Neler Kazanırsınız?

  • Başarısız olmak, mücadele gücünüzü arttırır. Bir kere üstesinden gelebilirseniz zorluklara karşı daha kararlı olmaya başlarsınız.
  • Hata yapmak ve sonuçlarını göğüsleyebilmek özgüveninizi yerine getirir. Her başarısızlık, ayaklarınızı yere daha sağlam basabilmenizi sağlar. Başarısızlıkları atlattığınızda başarıya olan inancınız da artar.
  • Daha fazla çözüm odaklı davranabilirsiniz. Yaptığınız her yanlışla birlikte başarılı olabilmek için farklı stratejiler denersiniz. Böylelikle pratik çözümler üretebilme yeteneği kazanırsınız.
  • Bir hata yaptığınızda ve bunun üstesinden geldiğinizde, soruna farklı yönlerden bakabilmeyi başarmışsınız demektir. Başarısız olmak, size farklı bakış açıları kazandırır ve detayları daha iyi görebilmenizi sağlar.
  • Risk alabilme cesareti kazanırsınız. Sonuçta başarısız olduğunuzda hedefinizden sapmadığınızı görmüşsünüzdür. Artık sizi ne durdurabilir ki?

Son olarak şunları söyleyebiliriz: Başarı anlayışınız ya da hedefleriniz her ne olursa olsun, kendinize hata yapabilme şansını tanımanız gerek. Bu kendiniz için yapabileceğiniz çok büyük bir iyilik. Yanlışlar yapmak, mükemmel olmadığını kabul edebilmek başarıya giden yolda atılacak en önemli adımdır. Güven bölgenizin dışına çıkamadığınız sürece değişemez, gelişemez ve başarılı olamazsınız. Unutmayın: “Kozadan çıkabilmek kelebek olmanın ilk koşuludur.”

Rapor Et

blogger

Yazar: Nihal Zengin

İstanbul Üniversitesi TDE mezunu. Hâlihazırda yüksek lisans tezini tamamlamaya çalışıyor. Çok okur, çok yazar, az konuşur. Hoşgörünün dünyayı daha iyi bir yer yapabileceğine inanıyor.

Blog YazarıEleştirmenİlk YazımYıllık Üye

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları