GİTME VAKTİ

Buraya ilk yazım. Arkada Lord Huron-The Night We Met bana eşlik ediyor. Odama ay ışığı vuruyor, dolunay var bugün. Kendimi sorguluyorum. Beni tanıştığımız geceye götürsen yine o kadar etkilenir miydim acaba senden? Bakışların bu kadar anlamlı izler bırakır mıydı? Dokunuşunun sıcaklığını bu kadar derinden hisseder miydim yine? Her şeyin üzerinden onca zaman geçmesine rağmen seninle her seferinde yeniden olacağımıza olan inancım bir gün yok olup gider mi? Beni terk ettiğin gibi bende içimdeki seni terk edebilir miyim? Kopabilir miyim senden içimde zehirli bir sarmaşık olmuşken? 

Aklına geliyor muyum hiç? Kahkahalarım kulaklarında çınlıyor mu ya da sevgi dolu bakışlarım gözlerinin önüne geliyor mu aniden? Çünkü ben gözümü her kapattığımda sadece seni görüyorum. Aslında sadece bizi…  O kadar güzel gülerken birlikte nasıl ayrı düştük? Nasıl vazgeçebildin benden bir anda? Senin için bu kadar basit miydi yaşanılan onca zaman onca anı? Tüm yaşanmışlıklarımıza ”Artık ihtiyacım yok.” diyerek son vermek… Galiba hayatımda hiç bu kadar acınası hissetmemiştim. İnsan kendine acır mı? Ben acıdım. Ben sana olan sevgime acıdım. O yüzden artık gitme vaktin geldi. 

Lütfen git artık. Git ki önüme bakabileyim. Git ki senin gibi hayatımı yaşayabileyim…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.